adult cartoons
cartoon porn tube
cartoon porn pic

No: 095, Février - Şubat - February 2018

FRANZ + POLİNA

Rate this item
(2 votes)
083-topraktepetayfun-franzpolina
“(...) İyi bir insan kötü olamaz, kötü de iyi olamaz. Güç sahibi olmak insanın karakterini değiştirmez, sadece ortaya çıkartır. Eğer bunu anlayabilirsek, daima anlayabiliriz, güçlülerin karakterlerini. En azından böyle bir erdemi vardır gücün; ona sahip olan asla yalan söyleyemez; tarihin ışığı çok parlaktır; güçlü olanın ikiyüzlü davranmasını engeller çünkü gücü nasıl kullandığı gösterecektir ikiyüzlülüğünün derecesini. İşte Doğa Ana böyle dengeye koyar az sayıda insana çok vermesini ve çok sayıda insana az vermesini; az olanlar gerçeği gizleyemezler, budur onların kuvvetli olmalarının kefareti; çok olanlarsa gerçeği görmeden yapamazlar, onların zayıf olmalarının ödülü de budur." (Terra Nostra - Carlos Fuentes)
1943 yılı, Belarus’ta bir köy Alman işgali altındadır. İşgalciler köylülerle sıcak ilişkiler kurmuş ve bu sayede hem isyan çıkmasını önlemiş hem de yerel halkı kendi hizmetlerinde kullanmaya başlamışlardır. Rütbeli Alman askerlerinden biri olan Franz, köyün genç kızı Polina’ya aşık olmuştur. Dilerse onu zorla elde edebilecekken, masum ve saf bir aşık gibi kızın peşinden koşmaktadır. Kız ona yüz vermedikçe bu tekinsiz durumun her an zora ve şiddete dönüşme ihtimaliyle tedirgin eder izleyiciyi. Köydeki en rütbeli asker ise Franz’a bir kadına nasıl davranması gerektiği konusunda akıl vermekte, görünüşe bakılırsa daha insancıl bir profil çizmektedir. Derken merkez karargahtan gelen emirle köyü yakıp köylüleri de öldürerek geri çekilmeye başlarlar. İyi kalpli olduğunu sandığımız komutan ilk iş olarak Polina’nın annesini öldürmeye çalışsa da, Franz’ın saniyeler içindeki tereddütünden sonra, onun kurşunlarıyla ölür. Evin bodrumunda saklanan üçlü ortalık sakinleşip de dışarı çıktıklarında tüm köyün orada yaşayanlarla birlikte yakıldığını görürler. Her ne kadar bu suça iştirak etmemiş olsa da Franz, Polina’nın şiddetine maruz kalır. Düne kadar (hiçbir zaman böyle davranmamış olsa da) astığı astık, kestiği kestik olan Franz, hayatıyla aşkı arasında bir seçim yapmış ve bu sefer Polina’nın esiri olmuştur. Nitekim köye gelen partizanlar onu bir Alman askeri sanıp infaz etmek isterken, Polina’nın insafına kalmış ve Polina’nın onu “sağır dilsiz kardeşim” diye tanıtmasıyla kılpayı ölümden kurtulmuştur.
Filmin ilerleyen bölümlerinde Franz ve Polina’nın yolu hem Alman askerleri hem de Partizanlar ile sık sık kesişir ve bu kesişmeler esnasında aralarındaki güç dengeleri de sürekli değişir. Franz istese Alman askerlerine katılıp kendi can güvenliğini garantiye alabilecekken bunu yapmaz. Polina da sık sık karşılaştığı sivil halk ve partizanlara Franz’ın Alman askeri olduğunu söyleyip ondan kolayca kurtulabilecekken o da bunu yapmaz. Yapmaz ama bu gücünü de her fırsatta Franz’ı aşağılamak, yer yer şamar oğlanına çevirmek için kullanır. Savaşın, güç dengelerinin insandaki potansiyel iyiliği veya kötülüğü nasıl ortaya çıkardığını, arslanın kuzu; kuzunun da arslan olduğunu sık sık gözlemleriz. Diğer yandan İkinci Dünya Savaşı gibi kitlesel bir kapışmanın içinde böyle küçük ayrıntıların da olabileceği, milliyetin/aidiyetin iyi ya da kötü insan olmanın bir kriteri olmadığını bir kez daha gözlemleriz.
Burada da aklımıza ister istemez ünlü Milgram Deneyi gelir. Hatırlanacağı üzere Stanley Milgram, Adolf Eichmann’ın, İsrail Gizli Servisinin bir operasyonu ile Arjantin’de ele geçirilip İsrail mahkemelerinde yargılanma sürecinde kendisini savunduğu “ben sadece bana verilen emri yerine getirdim, emri veren ben değildim” ifadesinin ne dereceye kadar doğru olabileceğini test etmek ister. (Aynı konu üzerine Hannah Arendt’in “Kötülüğün Sıradanlığı” kitabına bakılabilir.)
Bu amaçla Milgram, sıradan bir insanın bir deney amacıyla olsa da aldığı emirle başka bir insana ne kadar acı çektireceğini ölçmek ister. Katılan deneklerin güçlü vicdani duyguları ile mutlak otoriteyi çeliştirir ve sonuçta kurbanların acı dolu çığlıklarına rağmen genellikle otorite kazanır. Neticede sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmektedirler. Ayrıca, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğunu görür. O pek az kişiden biri de filmimizin kahramanlarından Franz’dır.

İyi seyirler.

İlk gösterim tarihi: 25 Haziran 2006

Yönetmen: Mikhail Segal

Müzik: Andjei Petras

Görüntü Yönetmeni: Maxim Trapo

Öykü: Ales Adamovich

Diyaloglar: Mikhail Segal / Vladimir Stepanenko / Maxim Trapo

Oyuncular: Svetlana Ivanova, Adrian Topol


Last modified on Lundi, 06 Février 2017 21:22

Latest from topraktepe, tayfun

Login to post comments