3d cartoon porn
cartoon porn games
adult cartoons

No: 097, Avril - Nisan - April 2018

097-2nf-kurnekcavit-untitled-097-029-Salihli-_Gokeyup_Koyu

Salihli / Gökeyüp Köyü

Mercredi, 18 Avril 2018 19:58
Published in photo || foto
Written by
Read more...


097-1yrop-tokerkerem-halekorayile


Kerem Toker: Sevgili Hale Koray 2017’nin sonlarına doğru Söz Uçar Yayınları’ndan çıkan “Onlar Artık Burada Oturmuyor”un ilk baskısı kısa zamanda tükendi. Bize kitabın ortaya çıkış öyküsünü anlatabilir misiniz? Yazmaya başladığınızda işin sonunda kitabın böylesine yoğun ilgi göreceğini düşünüyor muydunuz?


Hale Koray: Hayır düşünmüyordum. Hatta kitap olarak yayınlanacağı aklıma gelmezdi. Yazmak benim için hep bir hobi, biraz da terapi oldu. Çocukluğumdan beri kimseye anlatamayacağım ya da anlatmak istemeyeceğim kadar yoğun duygu ve düşünceleri kâğıda geçiririm. Bir çeşit Kral Midas'ın berberinin kuyusu oldu yazı benim için. Sonraları, çocukluğumla ilgili anıları anlattığım insanlar bana hep “Yazsana bunu, ne güzel bir hikâye” dediler. O zaman yazmaya başladım. Türkiye'ye bir gidişimde iki kişi (Kitapta Hülya ve Binnaz olarak geçiyor) beni kırmıştı. Bunu hazmedemiyordum, öte yandan kimselerle paylaşmak da istemiyordum. Oturup yazmak en iyi yoluydu bu olumsuz duygulardan kurtulmanın. Birileri “Vah yazık” derdi okurken belki. Bu da iyi gelebilirdi. Tanıksız çekilen acı habisleşiyor. Fakat kitabın yazılmasında en büyük rolü Reha Yünlüel oynadı. Benden yazı istedi Reha (http://www.bachibouzouck.com) için. Ben de “Şimdi anı-deneme yazıyorum” dedim. O da “Tamam işte kurban, yaz biz yayınlayalım” dedi.  Böylece okurlarla tanıştı yazdıklarım. Okuyan olunca yazmamak olmuyor.  Bu yüzden, James Joyce'un çok büyük bir yazar olduğunu düşünürüm. Okuyan olur mu, olmaz mı diye tasalanmamış bir yazar.

Mercredi, 18 Avril 2018 08:28
Published in interview || söyleşi
Written by
Read more...

Gel de o günleri arama! Arabamızı yolun kıyısında bırakıp, taşların, çalıların arasından kan ter içinde SAZAK Köyü’ne yürüyüşümüzü! Yarısı yıkılmış bir evin gölgesinde uzanmış öğle uykusu uyuyan Çoban, bizi görünce neresini örteceğini şaşırmış, elleriyle şalvarının önünü kapatmıştı.
Ya Gelidonya Feneri’ne çıkışımıza ne demeli? Yaşamım boyunca bu kadar çetin bir yokuş tırmanmamıştım. Birlikte olduğumuz gençler benden çok geride kalırlarken birisi:
“Helal sana be Amca!” demişti. “ Çoğumuzu ektin namussuzum!”
Bir dağcılar topluluğuyla İzmir’in Kemalpaşa ilçesi yakınında bir dağa tırmanıyorduk. Dağcıların amacı sadece yürümek, biz fotoğrafçıların niyeti ise hem yürümek hem fotoğraf çekmek. Menzilin ortalarında Dağcılar’dan koptuk. Belki onları görürüz umuduyla bir tepeye çıktık. Yorgunluktan bitmiştik, olduğumuz yere çöktük. Az sonra bir gürültü, bir uğultu. Yanımızdan irili ufaklı bir domuz sürüsü tepeden aşağıya inmiyorlar mı? Korkmadık! Çünkü çok yorgunduk, üstelik karnımız da acıkmış erzak torbalarımız dağcılarda kalmıştı. Korkunun yorgun olmayanlara musallat bir davranış olduğunu o gün öğrendik!
Yine bir dağcılar topluluğuyla İzmir’in Gaziemir dolaylarındaki dağın tepesinden bir insanın içine zor sığabileceği delikten metrelerce yerin dibine inişimize ne demeli? Amaç mağaranın sonunda gürül gürül akan yer altı ırmağına varabilmek. O su ile yüzünüzü yıkarsanız hangi yaşta olursanız olun genç kalırmışsınız. Yüzümüz genç kaldı ama kalbimizi yıkayamadık. Kalbim o nedenle bu günlerde tekleyip duruyor!
Karaburun’da yarımadanın en kuzey ucunda kurulu SARPINCIK Feneri! Siz hala gitmediniz mi? Görmeden ölürseniz sizi cennetin kapısından kovarlar!
Bozcaada’da Ayazma Pınarı! O pınarın suyundan içmeyen, hiçbir din tarafından kutsanmış sayılmazmış.
Kaz Dağları’aki Hasan Boğuldu sularında, hala mı boğulmadınız?
BURDUR YEŞİLOVA! Salda Gölünün turkuaz mavisi içinde bedeninizi ne zaman boyayacaksınız? Salda Yurdumuzun en derin gölüdür, unutmayın!
Çeşme Germiyan Köyü’nde bir köylü hanım yaşıyor: Adı Nurhan Erden! Köy evlerinin duvarlarına yaptığı resimleri ne zaman görüp küçük dilinizi yutacaksınız?
Karaburun’da da bir adam yaşıyor. Adı Ahmet Karakayan! Köy duvarlarına boyadığı resimler, yüreğinin yansımaları!
Benden söylemesi! Kaldırın biraz öte berinizi de gidip görün. Gerçi siz görün diye yapılmıyor bu resimler!
Az kalsın unutuyordum: İzmir’in Torbalı ilçesi Dağtekke Köyü’nde şifalı bir su akıyor. Böbreklerdeki kumu, taşı döküyor. Yüreklerde biriken kini acıyı da yok ettiği söyleniyor!

 

[13.04.2018 / facebook]

Samedi, 14 Avril 2018 19:51
Published in memoria || anı
Written by
Read more...