famous cartoon porn
adult cartoons
porn cartoon

No: 102,  Septembre - Eylül - September 2018

Fotoğraftaki canlı nesne, gösterge olacağının bilincini taşıdığı ölçüde sahiciliğini gösterge olma uğruna kaybeder. Bu kayboluş fotoğrafta canlı nesnenin kendiliği ile gösterge olmuş sunumu arasında mesafe açar. Bir çekim bu mesafeyi ne kadar az hisettirirse, sanatsal hakikate o ölçüde yaklaşmıştır. Bu bir yandan objektifteki canlıyı bir ana hapsederek ölüm fermanını imzalamak, diğer yandan ise yaşamın kuşatamadığı zaman dilimi içine taşıma iddiasını sahiplenmektir.

Vendredi, 24 Août 2018 20:58
Published in essai || deneme || essay
Written by
Read more...
Güzdü. Güzeldi.
Bizimle dönüyordu dünya
Kör noktasındasın
Sevgili bakışların. Yüzünde
Bulutsu bir aydınlık ve sesinde
Gizil ürpertisi. Hazır
Dehşetin
Siyah bağ ufkundur. Üşürsün
Gözlerin kapalı, gövden açık
Bakışların körelten noktasındasın
Mavi kuş eşiniyor. Pencerede
Kar iniyor. Tane tane
Sıcak yine de...
Bir avucunda çaldığın ateş
Çalınan yaşamın, diğerinde
Senindir acıyan gövde
Elin, tüylerin, tırnakların, kanın...
Ve senin değil...
Ne de bir kimsenin
Bir sevişme kadar apaçık olacaklar
Bir sevişme kadar belirsiz
Sevgiliden daha bilgili onlar ama, daha özenli....
Ağzın mührü erir. Korku
Paralar zarını bilincin
Kök heceye dönersin
İniltiyi de geçip: Gövdeye...

Onda köklendiydi
Acı ve mutluluk
Onda çürüdü

Ses
Akar
Havada
Bir ırmak
Ardı sıra
Sessizlik...
Kan
Kanar
Kanar insan nasıl!
Vendredi, 24 Août 2018 18:45
Published in poème || şiir || poem
Written by
Read more...

101-2nf-azazizuhal-untitled-101-027

Vendredi, 24 Août 2018 18:09
Published in photo || foto
Written by
Read more...

ağacına yük olan dalları budandıkça arka bahçenin kuşlar saklanır da salıncaksız kalır elleri şubatın

biri olmamı yok et…bilinmeyeninle dokun bana, kanaatsiz kalayım… gizli gizli gidip de gelmeyenin kasvetli sessizliğinden kurtulsun düşüncem, tenime muktedir ölümsüzü kışkırtsın hırpani id’inde yazgısını inciten kelebek hiçin hazzında hicret etsin, suretime kanayan sabah, akşamı önce sunsun aynaların oklarından saklasın cam kırıklarını gözlerime tüneller kazan o yutturmaca kanat maskarası dinginliğin tutsağını yontsun mağarasında nefesten nefese geçsin o yaranın merhemine orfeus bizimle hemnefes yalnızlık o yozlaşan aliterasyon o yeniden kezzap insan insana…
ah! sakat hafıza…
dilimin üstüne koy adını…
insanın ne çok hali var ve ne kadar az elleri…ezgilerini kapılara sürgüleyen bu müthiş uzaklıklar…bilmem kaç bin km. gözyaşı…kan damıtan kara kuyuda ay tek tek geziyorken saklanan ölümleri…
dilimin üstüne koy adını…
mahşerinde bir rulet gibi döndürdüğün birikiyor kendini kendinde boğan cellat yolculuklarda her şeyiyle her şey aynasına kalıyor puslu ve sesinin konakladığı yerde kumarbaz…
dilimin üstüne koy adını…
seninle hatırlanacak bir yer ararken metruk bahçesiyle dökülüyor bendeki mevsim…boşluğumda sallanan çiçeğini görüyorum ah, kundaklanan nar!...ülkemin cibresine sınır diye çiziliyor… hangi denizin dehlizine mülteci yazılıyor birden ellerim yok… banazerkedilen kangren gende başlıyor ayini alarmların…
dilimin üstüne koy adını…
her şeyiyle her şey kırmızı bir ruj kadar eski
her şeyiyle her şey bir kapının gölgesinde git gide ben
her şeyiyle her şey durmadan düşürdüğüm bir harf durmadan ayağıma takılan
her şeyiyle her şey sen tekrardan başka ne ki her şeyiyle baktığı gibi gizlime çirkabından içer mi ayın doğuşunu sabırsız mayınlarsa kuru yapraklara intiharını icra eden takvim zavallılığı kayıp zamanda çığrından çıkmış aşk ilk hecesinde kara bir serenad tutturmuş ilk hecesinde fire ezilmiş şiire zoom kirpinin kasıklarında amonyaklı kelebekler…
dilimin üstüne koy adını…
bahis başlasın
evenorodd!...
“acı çekmek bir yanlış anlama”nın suskunluğuysa adresini taşların bildiği bu yüzden yontuyorum bilmeden yüzümün ay kırıklarını kendini yasaklayan bahçelerden biteviye savaşlara… yontucu muyum, yontu mu… bütün bahçeleri ben mi tarumar ettim… bilmiyorum…unuttum bir ağacın intiharında…şimdi bir yaprağın hesabını ödemenin derdindeyim, sararmış bir halkı iştahsız baharlardan kurtarmanın… hafızam savurmadan kendini unutuluşun dağınıklığına… sinsice rest çekerken zaman kapıların blöfünü görmenin…
dilimin üstüne koy adını…
gerilsin tel pulloff…
her şeyiyle her şey ölü notaların aradığı ölü gitar ve daktilonun ölü tuşları gökyüzünden sürülen nil…
dilimin üstüne koy adını
her şeyiyle her şeyinde kimin kanadığını söylesin bana birileri

blacksabbath örneğin
ya da warpigs

evetevet
mutlaka ikincisi

 

 

 

 

 

 

 

 

Vendredi, 24 Août 2018 17:12
Published in poème || şiir || poem
Written by
Read more...