porn cartoon
cartoon porn games
3d cartoon porn

No: 089, Août - Ağustos - August 2017

bu yaz çok kavga ettim

tepelerden bayırlardan

gün ışığı çalmasın diye

ormancı çocuklar, süs bulutları

 

dili düşürülmüş evler içindeydim

göllerin yırtıldığı da oldu

yosunlu taşların kabardığı da

 

bağlardan aşağı

üzümler, incirler taşıdık

 

bu yaz çok kavga ettim

kuşlarla oynadım

yeni doğmuş bir bebeği kucakladım

 

rüzgâr estiğinde

gökyüzü bunca aradığımız

kal öyle dalgın suyum

bu yaz çok kavga ettim

 

göçmüş bir maden, eski bir oyun

ben ne yalnızlıklar çektim sana varıncaya otobanlar otobanlar
deniz sürüleri
fırtınaya tutulmuş kara yosunlu evler ve onların ikindide görünmeyen yerleri
ben ne yalnızlıklar çektim sana varıncaya insanın çamuru da suyu da
kendisiymiş dedim kendime ne yalnızlıklar çektim kimse bakmadı yüzüme
kimselerin yaşamadığı köyleri bastım başkalarının şiirleriyle yaşadım kendimle öpüşürken
bir bulutun koştuğunu dağlara dağlara hiçbir şeyin içinde senin suyunu tatmadım
ben ne yalnızlıklar çektim sana varıncaya senin için şiirler yazarken
gecenin tozundan
yağdığım her güle senin için ağladım yuttuğum taşları çıkarmadım karnımdan
doğduğum toprakları su aldı ilkyazdan sonra ağzımda doğmak bilmeyen bir dünya otobanlar otobanlar
deniz sürüleri
ben ne yalnızlıklar çektim sana varıncaya

 

 

iç. "dünyadan anımsadığım", granada yay., 1.b, istanbul 2012

Jeudi, 27 Juillet 2017 18:55
Published in poème || şiir || poem
Written by
Read more...

yusufun kuyuda unuttuğu betik göğe yazıldı

siz ‘yıldız kaydı’ diyorsunuz ya

bir sayfa çevrildi hatadan ve aşktan

önce züleyha okudu

*

ben bütün bahçelere uzak ay ışığı gibiyken

yıldız sağanaklarına tebessüm etti

yalnızlığa ve hüzne bırakmadı evreni

*

ben çölden geldim

bağışla üstüme döküyorsam içerken aşkı

 

babam da annem de ülkem de feodal idi

duyuyorduk bazen çan sesleri gibi

kalbimizden geçerken aşkı

*

şair olarak değil seven olarak yazdım seni

sen şiir ararken sazlıklarımda ey üveyik

ben çoktan ney için kesilmiştim

güneşte dudağını bekliyordum

 

iç. hata günlüğü, şiiri özlüyorum yay., 1.b, İstanbul 2014, s.9

 

Jeudi, 27 Juillet 2017 18:43
Published in poème || şiir || poem
Written by
Read more...

089-2nf-onoglunuray-untitled-089-026

 

 

Jeudi, 27 Juillet 2017 10:28
Published in photo || foto
Written by
Read more...

[Bu, annemin, 1928 doğumlu şair, ressam Fatma Süzme Afyonlu’nun en az elli yıl önceden kalma bir şiiri - Mustafa Ziyalan]


Havva soyundanım, eksiğim yok,

Bileğim ince.

Kafam ufaksa da bir alem kurmuşum,

Dimdik, genişliğince.


Havva’danım elbet, eteklerimde taht ve kan,

Taç olmak başa!

Yoncalar çıkar çayırlarda saf, kendiliğinden

Çok çok o’yum işte!


Cömert ellerimle harcamak helalinden

Sevmek karşılıksız;

Vermek varımı yoğumu, vermek bana vergi

Alınız, almayınız…


Karıncadan, kartala dek kaynaşır kan bürüklü

Zifiri karanlıkta yüzüm aşikar;

Ben ışığım gecelerde kocaman

Yıldızlar… Yıldızlar!..


Gün ışıyana dek korkunç gayretim,

Sancı ciğerimde çırpınır dil dil

Oğulu ben yarattım ben,

Tanrı değil!


Kahra karşı gücüm artar sımsıcak;

Sevince, bir oğul verince

Havva soyundan eksiğim yok,

Bileğim ince…

Mercredi, 26 Juillet 2017 17:23
Read more...

Her koşulu kendi çıkarına kullanmanın bir yolunu bulmak.

Mercredi, 26 Juillet 2017 15:47
Published in dicopaedia || sözlük
Written by
Read more...

İzmir'de doğup büyümüş, Kız Lisesi'nin orta bölümünü bitirerek Lise'ye kaydını yaptırmış bir genç kızdı. Sarışın, mavi gözlü, boylu poslu bir Ege dilberi işte!
Bir sabah yaz aylarında çalıştığı tütün mağazasına giderken, adamın biri gel sen yolunun önüne dikil ve gözlerini ayırma genç kızdan. Adamın biri dediğimize bakmayın, yirmisinde ancak ya var ya yok!
Cemal ile Gülperi birbirinin yüzüne dalıp gittiler. Sanki ateşe düşmüşler gibi titrediler. Sonra birkaç sabah daha aynı rastlantıyı yaşamak için ayaklarını sürüdüler!
Cemal dedi ki:
"Ben Karaburun'da yaşıyorum. Anam, babam, kardeşlerim oradalar. Kabul edersen seni götüreyim yanlarına!"
Karaburun Karaburun olalı, bu kadar güzel bir kız görmemişti sanki!
"Kim kız, o kız?"
"Behçet'in Cemal, tutmuş kolundan getirmiş, Hem güzel hem hanım! Gülüzar Yenge: 'Gelinim diye demiyorum!' diyor, ' Vallahi de tallahi de çok cana yakın maksum. Bana: 'Anne!' diyor, başka bir şey demiyor!"
Üç gün sonra mı, yoksa beş gün mü? İskele'nin bu güne kadar on çuval un elemiş bir avuç kadını, oturmuşlar öğlene yetiştirecekleri ada soğanı böreği için yufka açıyorlardı.
Birisi:
"Öyle geriden bakmakla olmaz Gelin Hanım!" dedi. 
"Otur birkaç yufka da sen aç bakalım!"
Gülperi oklavayı ilk kez alıyordu eline. Yine de sesi çıkmadı, bir topan hamuru açmaya çalıştı. Yufka elbette eğri büğrü olmuştu. Başka birisi:
"Gelin Hanım!" dedi. " Git bitişik komşu Bahriye Abla'ya söyle, sana tirsekli tavayı versin!"
Bahriye Hanım:
"Kızım!" dedi, " bunlar seninle dalga geçmişler. Ben şimdi onların hadlerini bildiririm!"
Bahriye Hanım önde, Gülperi arkasında kadınların yanına varmışlar:
"Kız orospular!" diye bağırmış Bahriye Hanım. "Bu genç taze ile alay edeceğinize, biriniz gösterip öğretseniz olmuyor muydu?"
Orospu sözcüğü Karaburunlu kadınlar arasında bir övgü sayılıyordu. Görmüş, geçirmiş, yaşamış, hatta usta olmuş anlamına geliyordu. 
İçlerinde en genç olanı, Gülperi'yi yanına çağırdı:
"Gel otur yamacıma!" dedi. " İçlerinde kötülük yok. Hatta seni çok seviyorlar. Buraya ilk geldiğimde bana yaptıklarını desem şaşar kalırsın. Karabunlu bunlar, akıllar fikirleri şakada, oynaşta!"


[03.07.2017 / facebook]

Mercredi, 26 Juillet 2017 10:03
Read more...