adult cartoons
porn cartoon
cartoon porn pic

No: 095, Février - Şubat - February 2018

095-2nf-cicipinar-untitled-095-013

Mercredi, 21 Février 2018 08:26
Published in photo || foto
Written by
Read more...

095-2nf-kabayfikret-untitled-095-031

Dimanche, 18 Février 2018 20:09
Published in photo || foto
Written by
Read more...

095-2nf-ilelvedat-untitled-095-024

Dimanche, 18 Février 2018 19:39
Published in photo || foto
Written by
Read more...

Orada gökyüzünde kalmışız;

bir sandalyede,

soba önünde,

zeytin dalında,

kucak sıcaklığında,

piknik sepetinde,

şeker kavanozunda.

Samedi, 17 Février 2018 17:32
Read more...

986 yılında Marais’deki (Paris) Picasso Müzesi’ni gezerken, Picasso’nun kuşaktaşı ressamlara ve daha genç kuşaklardan ressamlara acımıştım. Çünkü, malzeme, biçim ve öz (nesne) bağlamlarında mevcuda tecavüz ediyor ve deneysel önerileriyle de, daha doğmadan, birçok “şey”in ırzına geçiyordu. Sanki, derebeylik geleneğine özgü, derebeyin “ilk gece hakkı”nı  (droit du seigneur) kullanıyor  gibiydi. Ayrıca denediklerinin epeycesini de geliştirmemişti ama buluşun patenti ona aitti.

Samedi, 17 Février 2018 17:19
Read more...

095-1y-baturenis-sairanedensiirsele

Belge'nin kitabı neredeyse baştan uca magazinel eleştiri anlayışının bana kalırsa avam ve etik dışı dedikodu örnekleriyle örülü...


Murat Belge’nin yeni yayımlanan Şairaneden Şiirsele kitabının altbaşlığı, içeriğiyle orantısız bir savlılık taşıyor: “Türkiye’de Modern Şiir”. Ülkü Tamer dışında yaşayan hiçbir şaire, dolayısıyla son yarım yüzyılın şiirine kapalı olmayı seçmiş bir okuma girişimi. Gerekçesi: ‘Gazetecilik olur’. Oysa, Belge’nin kitabı neredeyse baştan uca magazinel eleştiri anlayışının bana kalırsa avam ve etik dışı dedikodu örnekleriyle örülü.

Samedi, 17 Février 2018 17:10
Read more...

095-1y-kocakorhan-sairanedensiirsele

Murat Belge Şairaneden Şiirsele: Türkiye’de Modern Şiir kitabına yön veren ön-düşünceleri elbette Önsöz’ünde açıklıyor, ama daha kısa bir niyet bildirimini Cumhuriyet Kitap’a (25 Ocak 2018) verdiği söyleşide bulabiliriz: “Bir süredir kendisi kişisel olmayan bir konuyu içine kişisellik katarak anlatmayı, işlemeyi sever oldum. Bu biraz yaşın ilerlemesi ve anılardan bahsetme ihtiyacından da doğmuş olabilir, [ama] kitapta anlattıklarımın unutulup gitmesin diye daha nesnel bir tarafı olduğunu da söylemeliyim. Salt başımdan geçenleri anlatayım derdiyle yola çıkmadım ama böyle bir refleks de vardı kitabı hazırlarken.” Çünkü Belge’nin “başından geçmeyenler” de var bu kitapta: Ahmet Hâşim, Yahya Kemal, Nâzım Hikmet, Orhan Veli ve tabii “Giriş” bölümünde incelenen bir kültürel-teknik arka plan.

Samedi, 17 Février 2018 16:46
Read more...

095-BVBY-bachibouzouck-istanbul-003-kadky_meydan

Kadıköy Meydanı

31 Temmuz 1871...Tophane.
İlk Atlı Tramvay Azapkapı-Beşiktaş hattında, Tophane’de düzenlenen törenle hizmete alındı.
Hizmet, daha sonra Azapkapı-Aksaray, Aksaray-Yedikule, Aksaray-Topkapı hatlarıyla genişletildi.069-BVBY-attila_bulut-istanbul-001-nimet_vapuru069-BVBY-attila_bulut-istanbul-001-nimet_vapuru
Vendredi, 16 Février 2018 18:42
Read more...

Azizim,

Kısa bir süre öncesine kadar öğrenmenin dış faktörlerle gelişen bir süreç olduğunu düşünüyordum. Evet, dıştan gelen işaretler öğrenmeyi bariz bir şekilde etkilemekte. Ama öğrenmenin sonucunda ortaya çıkan sonuçlar bence öğretme fonksiyonuna sahip şeyden bağımsız gelişiyor. Yani demem o ki öğrenme dıştan gelen bir süreçle başlasa da içerde zihnimizde bizce hala meçhul olan yollardan kendince çok daha karmaşık bir yolla bunu bilince dönüştürüyor. Geçen gün bir saat boyunca bir balığın yaşam becerisini izledim. Balık, suskun ve bilinçten mahrum öğretici vasfını taşıdığından habersiz akvaryumda devinip duruyordu. Balık konuşmaz ama konuştururmuş, bunu gördüm ilkin. Bilinçsiz bir varlık da olsa benim bilincimde kendi dünyasından ötesini algılayamayan insanları çağrıştırdı bana. Bu sınırlanmış dünyada var olandan yeni keşifler yapmak yerine sunulanla yetinmenin erdemi değil ama mutluluğu getirdiğini susarak nasıl da anlatıyordu. Balık düşünmüyordu ama, düşündürüyordu. Ona bakınca, Ninova halkının kendi dünyalarına dikey bir hareketle dahleden Yunus peygamberi kabullenmeyişlerini, alışkanlıkların yarattığı şartlanmışlığın köleliliğin sadece fiziksel değil duygusal da olabileceğini seyrederken sayıkladım. Sanki balığın karnına düşen Yunus değil de bendim. Hür iradesiyle balık akvaryuma sığmamış, idrakimi okyanuslara taşımıştı. Derin sulardaydık artık, nesneler sadece bir hayâlden ibaretti. Oturduğum salonun ışığını hissedemez oldum.

Jeudi, 15 Février 2018 23:49
Published in lettre || mektup || letter
Written by
Read more...