cartoon network porn
lesbian cartoon porn
lesbian cartoon porn

No: 087, Juin - Haziran - June 2017

087-2nf-gisselbrecht_pascale-untitled-087-001-USA

Painted desert (Arizona), 2015

Samedi, 27 Mai 2017 17:18
Published in photo || foto
Written by
Read more...

087-1yo-basosmanfrat-otekilermonologu

[TIKLA]

iç. beşparmak, S. ? / Ocak-Şubat 2003, s. 3

Vendredi, 26 Mai 2017 13:30
Read more...

087-2nf-bicer_mehmet-ruzgarin_koprusu

Niagara falls / chutes du Niagara / Niagara şelalesi

Vendredi, 26 Mai 2017 09:51
Published in photo || foto
Written by
Read more...

Azizim,

Şu anda pervazdan başını uzatanlar kendini yirmi yıl önce de böyle raslantıya kapı aralamayan bir tiyatro oyunu gibi gösterseydi, sanırım göçebelik benim için bu oyuna bulaşmaktan kaçan, toy bir acemilikle sürünen bir mecburiyet olmaktan çıkabilirdi.

Aynı pervazdan yıllar yıllar önce bakarken kaldırımlardan geçen insanların hep aynı rutinlikte hep bir maişet derdinde, dünyaları yaşadıkları ev, çalıştıkları iş ve eh işte, senede bir gurbetten gelen akran-ı yarandan ibaret olduğunu görüp omuzlarındaki solmuş paltolarıyla bu yeknesaklığı nasıl da taşıdıklarına hayret eder, değişim denilen şeyin zihinlerde değil fiillerdeki izlerini yakalamaya çalışırdım. Tabii bu değişim denilen veba salgını o zamanlar küçük şehirleri etkisi altına almamış, bu yüzden biz taşralının içine düşen kurt durmadan içimizi kemirmiş ve çareyi büyük şehirlere kaçmakta bulmuştuk. Ya da bulmuştum demem daha doğru olur sanırım. Evet henüz ergenliğin ilk kıvılcımları beynimde çakmaya başlamıştı ve enerjim bu pervazın kenarında her gün aynı satte aynı ağacın altından geçen ve çizilmiş bir rota varmışçasına yaşayan insanları izlemekten, bir gün onlar gibi olmayı kabullenmekten daha fazla beklentiye sahipti. Gitmek ama hiç hesapsızca kendini gurbete sürgün etmek, sırf kendim olarak hayatın savurduğu sert rüzgarları yemek sanırım daha cazipti.

Vendredi, 26 Mai 2017 09:16
Published in lettre || mektup || letter
Written by
Read more...

Çocukluk yıllarımda, elimde ısıttığım düz ve kaygan taşları denize fırlatır, suyun yüzeyinde dört beş kez zıpladıktan sonra derine gömüldüğünü izlerdim!

Dün yine Karaburun İskele'de aynı oyunu oynamaya kalktım. Yanıma küçük bir çocuk yaklaştı:
"Amca!" dedi, "sizin adınız Cavit mi?"
"Evet!" dedim, "sen bunu nasıl biliyorsun?"
"Ninem söyledi!" dedi.
"Ninen kim senin?"
"Ninem sizin çocukluk arkadaşınız, adı da Nurten. Bakın, balkondan bize bakıyor!"
Balkona baktım. Başını beyaz bir yemeniyle bağlamış saçları kınalı yaşlı bir kadın camın gerisinden bana el sallıyor, biraz da gülümsüyordu.
"Nasıl olur?" diye düşündüm. "Bu yaşlı kadın benim ilkokul arkadaşım olabilir mi?"
"Cavit!" diye seslendi yüreğimde koruduğum çocukluğum. "İşte sen de balkondan bakan yaşlı kadının akranısın. Tam seksen dört yaşında bir kişi. Artık kendine kendini kabul ettirsen iyi olacak. Gözündeki bu gözlük, kulaklarındaki eksik işitme, ya elinden düşürmediğin bu baston? Senin geleceğin gelmiş! Tüketmekte olduğun bu güneşli Karaburun günü, geleceğin işte! Bak, arkadaşın hala balkondan sana bakıyor. Kaldır elini selamla onu. Geçmişini, hatta geleceğini sindir yüreğine. Evet, güzel çocukluk yıllarını dünmüş gibi anımsayabilirsin. Gençliğin, yani üç kıza birden tutulma yıllarından geriye anımsayacak ne kaldı? Şimdi ikinci çocukluğunu yaşıyorsun. Bu dönemde kendini kimseye beğendirmek zorunda değilsin. Dosdoğru, olduğun gibi kendinsin şimdi. Övgülere de, yergilere de kapattın kapılarını!"
Penceresini kapatan okul arkadaşım oldu. Çünkü beni deniz kıyısında bulan çocuk eve girmiş:
"Anneanne!" demişti, "benim karnım acıktı!"
Anneanne şimdi torununa öğle yemeği hazırlıyor!
"Hoşçakal Nurten!"
"Hoşçakal Yaşam!"
"Hoşçakal gözümden akan su tanesi!"

 

[20.03.2017 / facebook]

Mercredi, 24 Mai 2017 17:07
Read more...

Dostum,
Dediğin doğru, kayınvalidem beyin ameliyatının hemen ardından zatürreye yakalandı ve öldü. Aslında 87 yaşında birinin o ameliyattan sağ çıkma ihtimali sıfırdan sonraki basamaklardaydı ama kurtuldu, ameliyata girmeden önce ben zatürre aşısı, grip aşısı yaptırması gerekir mi diye doktoruna sordum. - Çünkü bu tür ameliyatlarda en çok hasta kaybı bu iki hastalıktan oluyor diye okuduğumu hatırlıyorum - Adam gerekmez dedi, ben de koskoca beyin cerrahından iyi bilecek değilim ya diye düşündüm. Neyse sevgili kayınvalidem ölünce cenazeyi almak için hastaneye gittiğimde bu doktorla karşılaştım, bana galiba sizi dinlemeliydik üzgünüm dedi ya şaka gibi neyse…

Bir de malum bir diktatörün sahte zaferi var göğsüme öküz oturtan, açıkçası canım parmağımı bile kımıldatmak istemiyor, öyle saatlerce oturup ekrana boş boş bakıyorum. Cumhuriyet bana hep üvey baba oldu ama gene de çok sevmiştim...

Selam
M

19.04.2017

Lundi, 22 Mai 2017 20:28
Published in lettre || mektup || letter
Written by
Read more...