3d cartoon porn
lesbian cartoon porn
cartoon porn games

No: 098, Mai - Mayıs - May 2018

critique || değerlendirme || critic

096-2nf-boyaciveysel-kesinlikmihakikatmi

 

Kesinlik mi Hakikat mi?(1)


Arthur Conan Doyle 1800'lerin sonuna doğru dedektif Sherlock Holmes karakterini yaratırken, aynı yıllarda Sigmund Freud -kimilerine göre 20.yy'ın dini- psikanalizi ve bilinçdışı(2) kavramını şekillendirmeye başlıyordu. Doyle ve Freud'un tıp eğitimi almış olması tesadüf mü bilemeyiz; fakat 2004 yılında Amerika'da gösterilmeye başlayan “House M.D.” dizisinin ana karakteri olan, Dr. Gregory House'un Sherlock Holmes ile olan benzerliğinin tesadüf olmadığı kesin: Holmes->House, Watson->Wilson, kullandıkları “uyuşturucular” ve iki karakterin adresinin de 221 Baker Sokağı'nda olması... Başlıktaki sorudan da anlaşılabileceği gibi bu yazının niyeti, bu iki kurgunun ve karakterlerinin benzerliklerini ele almaktan çok, “çözüme” ulaşma yollarını psikanaliz çerçevesinde değerlendirirken, başlıktaki soruyu güncele doğru yönlendirmek: Hakikat aşkıyla, aşkın ve öznenin kaderinin hakikatine bakmak...


Sherlock Holmes cinayetleri çözerken zamanının ötesinde bir yaklaşımla, olay yeri incelemesinde zamanın tıbbi yöntemlerini kullanmış ve günümüz adli tıbbının şekillenmesine de esin kaynağı olmuştur. Dr. House'un hastanın evini dedektif gibi incelemesi de, belki Holmes’un yöntemlerinin çağdaşlarına alışılmadık gelmesine benzer biçimde, bugün alışılmadık geliyor ve şaşırtıyor. “Everybody lies” (“Herkes yalan söyler”) diyen House'un, göz önünde olan fakat kimsenin anlamlandıramadığı, üzerinde durmaya değer görmediği, ayrıntıların peşinde oluşu, Holmes'un “Ufak şeyler en önemli şeylerdir” düsturuna uyuyor. Tıbbın polisiyeye hediye ettiğini tekrar kullanmasının bize tuhaf gelmesinin sebebi, günümüzde teşhis ile ilgili çoğu şeyin yaşamdan steril olarak hastanelerin laboratuvarlarına, tetkik ve tahlillere havale edilmiş olmasıdır kanımca. (3)

Jeudi, 08 Mars 2018 20:58
Read more...

986 yılında Marais’deki (Paris) Picasso Müzesi’ni gezerken, Picasso’nun kuşaktaşı ressamlara ve daha genç kuşaklardan ressamlara acımıştım. Çünkü, malzeme, biçim ve öz (nesne) bağlamlarında mevcuda tecavüz ediyor ve deneysel önerileriyle de, daha doğmadan, birçok “şey”in ırzına geçiyordu. Sanki, derebeylik geleneğine özgü, derebeyin “ilk gece hakkı”nı  (droit du seigneur) kullanıyor  gibiydi. Ayrıca denediklerinin epeycesini de geliştirmemişti ama buluşun patenti ona aitti.

Samedi, 17 Février 2018 17:19
Read more...

095-1y-baturenis-sairanedensiirsele

Belge'nin kitabı neredeyse baştan uca magazinel eleştiri anlayışının bana kalırsa avam ve etik dışı dedikodu örnekleriyle örülü...


Murat Belge’nin yeni yayımlanan Şairaneden Şiirsele kitabının altbaşlığı, içeriğiyle orantısız bir savlılık taşıyor: “Türkiye’de Modern Şiir”. Ülkü Tamer dışında yaşayan hiçbir şaire, dolayısıyla son yarım yüzyılın şiirine kapalı olmayı seçmiş bir okuma girişimi. Gerekçesi: ‘Gazetecilik olur’. Oysa, Belge’nin kitabı neredeyse baştan uca magazinel eleştiri anlayışının bana kalırsa avam ve etik dışı dedikodu örnekleriyle örülü.

Samedi, 17 Février 2018 17:10
Read more...