cartoon xxx
famous cartoon porn
cartoon network porn

No: 093, Décembre - Aralık - December 2017

Lundi, 19 Janvier 2015 10:06

hrant I

058-3nn-car-kutal_firuz-hrant
Hrant Dink (September 15, 1954 - January 19, 2007) was a Turkish-Armenian editor, journalist. As editor-in-chief of the bilingual Turkish-Armenian newspaper Agos, Dink was a prominent member of the Armenian minority in Turkey. Dink was best known for advocating Turkish-Armenian reconciliation and human and minority rights in Turkey; he was often critical of both Turkey's denial of the Armenian Genocide, and of the Armenian diaspora's campaign for its international recognition.
Dink was prosecuted three times for denigrating Turkishness, while receiving numerous death threats from Turkish nationalists.
Hrant Dink was assassinated in Istanbul in January 2007, by Ogün Samast, a 17-year old Turkish nationalist.
This was shortly after the premiere of the genocide documentary Screamers, in which he is interviewed about Turkish denial of the Armenian Genocide of 1915 and the case against him under Article 301. While Samast has since been taken into custody, photographs of the assassin flanked by smiling Turkish police and gendarmerie, posing with the killer side by side in front of the Turkish flag, have since surfaced. The photos created a scandal in Turkey...

 

Lundi, 19 Janvier 2015 20:11

hrant II

058-3nn-car-kutal_firuz-hrant_2
Hrant Dink (September 15, 1954 - January 19, 2007) was a Turkish-Armenian editor, journalist. As editor-in-chief of the bilingual Turkish-Armenian newspaper Agos, Dink was a prominent member of the Armenian minority in Turkey. Dink was best known for advocating Turkish-Armenian reconciliation and human and minority rights in Turkey; he was often critical of both Turkey's denial of the Armenian Genocide, and of the Armenian diaspora's campaign for its international recognition.
Dink was prosecuted three times for denigrating Turkishness, while receiving numerous death threats from Turkish nationalists.
Hrant Dink was assassinated in Istanbul in January 2007, by Ogün Samast, a 17-year old Turkish nationalist.
This was shortly after the premiere of the genocide documentary Screamers, in which he is interviewed about Turkish denial of the Armenian Genocide of 1915 and the case against him under Article 301. While Samast has since been taken into custody, photographs of the assassin flanked by smiling Turkish police and gendarmerie, posing with the killer side by side in front of the Turkish flag, have since surfaced. The photos created a scandal in Turkey...

 

Mardi, 20 Juin 2017 11:46

untitled / isimsiz [087CAR-001]

087-CAR-breensteve-untitled-087-car-001

iç/in U-T San Diego / ?

FBI Ajanı olmak için aranan şartlar:
-ABD vatandaşı olmak
-En az 23 yaşında olmak
-Lise mezunu olmak
-Özel Ajan olmanın gerektirdiği fizik özelliklere sahip olmak
ikincisi:
FBI Müdürü olmak için aranan şartlar:
I.
FBI Ajanı olmak için aranan şartlar:
-ABD vatandaşı olmak
-En az 23 yaşında olmak
-Lise mezunu olmak
-Özel Ajan olmanın gerektirdiği fizik özelliklere sahip olmak

***

II.
FBI Müdürü olmak için aranan şartlar:

 

064-3nn-car-breen_steve-planlanm_ebeveyn_ultrasonu

iç/in U-T San Diego / 17.07.2015

Dimanche, 14 Octobre 2012 22:49

tasma

 

031-George_Herbert

Portrait of George Herbert (poet) by Robert White in 1674. From National Portrait Gallery (UK)

 

Bodrum/AkmazÇeşmeSokak’ da  George Herbert'in "The Collar" şiirnden anladığım şey. Çeviri değil, tefsir. O zaman alegorik işlere şifrelere yatkınım tabi, yüce türk tefsir geleneğinin yılmaz takipçileri bahçede iki karış çimi büyütemiyoruz, tahta kuruları sarmış evi, burnumun ucunda dönen dalavereden haberim yok.  Şiiri şiirle yazıyoruz,  sene 2006.

"The Collar"  Borges'in "kum kitabı" öyküsünün  bilinen 7  malzemesinden biri.  O da öyle yapıyor, laftan laf çıkarıyor.  Kolajın büyük ustası.

(Ekim 2012, Sibel Danende )

bkz. "Sağdan Giden Borges" Katherine Singer Kovacs (çev. Halil Hacialioğlu) [TIKLA]

***

***

Yıktım mabedi, kestim zırlamayı,

Gideceğim artık buralardan!

Kısmetim firari bir süvarininki kadar açıkken

Ve tuvale tesadüfle düşen

Bulutunki kadar aflak,

Ne sandın? Ah edip sızlanacak mıydım?

Çıkarmayacak mıydım cüppeyi, salak ?

 

İyi ama şimdi ben gitmekle acaba

Ekini mi bıraktım, ağustosta tarlada?

Hasadından kanlı bir diken parçası mı yoksa elimde kalan?

Ve şu cennet yemişinden toplayamayacak mıyım bir daha?

Ki en mühim bir esastı: Hurmanın sırrı ihlastı,

Hey yüce yemişleri  yaradan!

 

Aslına bakarsan, kutsal kase de doluydu,

Burnumu çeke çeke içmeseydim onu.

Ve nasırım da mısırım da oradaydı,

Göz yaşımla boğmasaydım tarlaları.

 

Şimdi zaman mı benden çalmış oldu ben mi  zamandan ,

Hey Allahın şaşkını ?

Tek bir defneyaprağı yok mu artık koca evrende

Şu başıma tac olacak,

Yoluma dökülecek çiçekler, o parlak renkli çelenk

Hepsi havaya mı uçtu?

Mabedinden çıkmakla

İsrafta mıyım, alayını sarfta mıyım, söyle!

 

Ah Hayır ehl-i kalbim

Kalbimin sabırsız eli hayır,

Öyle değil tabi ki,

Bir meyvesi olacak elbet bu firarın.

Haydi çifte zevkle geri getir kederle uçan seneleri:

Kurtul şu  münakaşadan evvela;

Öyle mi fitiz böyle mi?

 

Ve sonra terk et altın kafesini

O kafes ki, senin kumdan kemendin

Teemmül  terkeşinde tepili

Zibil gibi,

Tefekküründen ibaretti.

Seni iten ve içine çeken

İbrişim bir kuşak idi.

Ve Yasa’ndı seni ipe çeken

Sen ona göz edip de hiçbir şey görmezken.

 

Haydi ama topla artık dikkatini

Gideceğiz az sonra, vakit geldi.

Çıkar korkularının kravatını.

Çağır şu can çekişen kafanı da:

Cüppeyi giyen o değil miydi

Abd-al Rahman

Ve rabbin semerine layık olan kafan!

Çağır işte onu!

 

Çağır çağırmasına da,

Şu bedevi figanımla

Her kelimede gittikçe büyürken

Hiddetim ve yabanlığım,

Kulağım da bir yandan ezanda:

“E haydi çocuklar namaza!”

Ve yine cevap verdim işte, hay alla ;

“La ilahe illalla...”

 

 

 

The Collar.

 

I Struck the board, and cry’d, No more.

I will abroad.

What? shall I ever sigh and pine?

My lines and life are free; free as the rode,

Loose as the winde, as large as store.

Shall I be still in suit?

Have I no harvest but a thorn

To let me bloud, and not restore

What I have lost with cordiall fruit?

Sure there was wine

Before my sighs did drie it: there was corn

Before my tears did drown it.

Is the yeare onely lost to me?

Have I no bayes to crown it?

No flowers, no garlands gay? all blasted?

All wasted?

Not so, my heart: but there is fruit,

And thou hast hands.

Recover all thy sigh-blown age

On double pleasures: leave thy cold dispute

Of what is fit, and not. Forsake thy cage,

Thy rope of sands,1

Which pettie thoughts have made, and made to thee

Good cable, to enforce and draw,

And be thy law,

While thou didst wink and wouldst not see.

Away; take heed:

I will abroad.

Call in thy deaths head there: tie up thy fears.

He that forbears

To suit and serve his need,

Deserves his load.

But as I rav’d and grew more fierce and wilde

At every word,

Me thoughts I heard one calling, Childe:

And I reply’d, My Lord.

Collar from The Temple (1633), by George Herbert

Dimanche, 21 Septembre 2014 22:01

EXPO: amor - amorf

054-1yhab-ankacasrakfiliz-amor2 [TIKLA / CLIC]

Koyu, ağır, koca kütle
Dönüyor bildiğince
Dönüyoruz
Tüm varlıklardan boşalmış beden
Kütle, boşluk ve ben
Kütleyim boşluktan önce
Boşluğum kütleden sonra
Amor hiçlik, amorf madde
Dönüyoruz birlikte
***
Dark, heavy, huge mass
Rotating arbitrarily
We are rotating
The body, discharged of all subsistence
The mass, emptiness and I
I am the mass before emptiness
Emptiness after the mass
Amor nothingness, amorph substance
We are rotating together

//A kiss is a lovely trick, designed by nature, to stop speech when words become superfluous.//

//Un baiser est un tour délicieux conçu par la nature pour couper la parole quand les mots deviennent superflus.//

Ingrid Bergman

in "Notorius" ("Les enchaînés") by Alfred Hitchcock, 1946.

 

Samedi, 11 Janvier 2014 19:13

thelma & louise

046-3nncar-breen_steve-thelmalouise-TM

[Bu arada Suudi Arabistan'da]

Adam: "Yalnızca 8 dakika mı?"

Kadın: "Evet, kadınların araba sürdüğü yerleri kesmişler de..."

iç/in U-T San Diego / 21.06.2011

Samedi, 22 Septembre 2012 21:15

dawn bulletin

Samedi, 22 Septembre 2012 21:18

in lake van

translated by ender gürol

 

1.

I am alone at last.

I came through meridians and the blue deltas

My arms may not be as fire resistant as asbestos

But I have a degree awarded

for flying the most beautiful birds over the rivers.

 

I am an eternal fugitive like nature itself.

 

2.

I study my childhood in my quiet corner.

I am condemned

to carry in my heart the blue frost

Although I am an incorrigible fugitive,

I am the last witness of the orchids

 

My life passes through other lives.

 

3.

Three different words, of course: Tibet, Warsaw and Gümüşhane.

The cleanest is Palandöken, for it is washed by dawn every morn.

Why do the ‘fairy chimneys’ not take off their hats at Cappadocia?

I have seen he sunset at the Ihlara Valley.

 

Splendid and smuggled things will be my end.

 

4.

I am alone at last, I see and I hear everything.

All the words and the hearts have discharged their contents.

A stench comes from the decaying cell

A country whose internal bleeding never ceases!

 

The dirtiest word: The Power!

 

Özkan Mert

 

Vendredi, 28 Septembre 2012 19:01

poppy

Lundi, 06 Février 2012 15:58

dilekçe

------------------dilekce-mehmetyashin-ysa------

Page 8 sur 8