lesbian cartoon porn
lesbian cartoon porn
porn cartoons

No: 093, Décembre - Aralık - December 2017

Displaying items by tag: No: 074 / [05.2016]
Lundi, 16 Mai 2016 14:59

Se ranger enfin

Je voulais m’installer quelque part

Installer ce corps las des choses qui se passent

Et surtout des choses qui se passent rarement

---------------------- [ou qui ne se passent jamais

Las de cette attente infinie

Je voulais m’installer

Ranger quelque part cette âme

La plier comme il faut en quatre

Et mettre à côté  un bouquet de lavande
Mardi, 10 Mai 2016 14:04

ömrüm ömrüne

çekiçle örs arasında çelikleşen ömür

şiiri yeryüzüyle, yeryüzünü şiirle beslemiştir

çatal şimşeğin seçkin salkımı lehçesinde
tomurcuklar oldu mu, sorma
gençliğe doğru genişleyen zamana sor
örgütlü bir hayal hayatın tuzu biberidir

Mardi, 26 Avril 2016 14:04

ömrümün seçmeli dersi

güzdü!..güneşi güneş bilmek, gerçeklerimi üzdü

bildiğini okudu balta…
uzlaşılmamış yılların ufku dardır
onarım hikaye,
tali yollarda gençlik kazası…

denizde meneviş tutulması, kıyıda yengeç maratonu

derken karaya vurdu saflık vurgunu
aldandığınla kalırsın

Lundi, 25 Avril 2016 15:20

oyuncak katil

ben tetik sesini sarışın bir kuş sanıyordum

sonra esmer olduğunu fark ettim

bir bardak suyun yarısını içtim

pusula iki kere doğru yolu gösterebilir mi

nereye gidersek gidelim

Samedi, 07 Mai 2016 18:36

Çingene Kızı Menad


Çingene Kızı Menad
Gecenin ağzı tütün kokuyor ve
uyutmayan bir dalga sesi var kulağımda,
nehir beni çağırıyor
gitmeliyim…
Bir şeyler sormak ister gibi,
Fırat bakıyor yüzüme,
sonsuza giden bir dil kullanıyor
anlamadığım…
Yorgun yüzümü alıyor suları…
Uyuyan sular,
uyanıkken olduğu kadar
titretiyor
ürkek gölgelerini ruhumun…
Uyuyan devin korkutan sessizliği işte
bilirsin…
Susturmamaya çalışır gibi
çelik halkalarla bağlıyorum yüreğime
bir çalıkuşunun nabzını;
ama nafile,
bin yıl sonra
bir kuş ölüsüyle eve dönüyorum,
bak,
ömrümün yağmalanmış akşamlarını getirdim sana…
Lotus zehrinin kana yayıldığı çağdan beri,
nehrin hafızasında ölü bir sedefin
inci uykusundaydım,
önce kükürt çiğnedi atlarım,
kısrak kişnemeleri ve çığlıkların ardından alevler sardı etrafımı,
üzerime yıkıldı kalaslar ve duvarlar,
sonrası karanlık ve sessizlik…
Ben Samsatlı Zozimos ustanın,
atölyesinde önce tuale sonra mozaiğe nakşettiği
çingene kızı Menad…
Duydum ki önce fıstık ağaçları sonra
huma'nın solukları,
Fırat kadar derin bir yemine yatırılmış…
Meğerse
suyun fıtratına dair
ince bir aldanışmış
tüm yaşadıklarım…
Gecenin ağzı tütün kokuyor ve
uyutmayan bir dalga sesi var kulağımda,
nehir beni çağırıyor
gitmeliyim…
Mardi, 26 Avril 2016 15:25

hata kodu

Ayarımız bozuk
Kahve fincanı
Tanıdık gelmeyen yerler
Kayıp olduğumuz
Nokta sıfır nokta sıfır
Üçüncüyüz yarışmalarda
Gerçeklik
Yer değiştiren plastik
Koku
Kanserojen tetiğinde
Parmaklarımız
Geç kalmışlık
Koştuğumuz son
İçindeki cini
Kaç defa çağırsak
Da gelse
Renkli ekranın
Karmaşası
Beklenti
Sınırlı nefes alma
Araları
Duraklarımızda
Düşüncelerimizin
İşgali görüntü yığınağı
Sıfır nokta sıfır
Bir yazılım kodu
Uykumuz/Hatalı entry

Ayarımız bozuk

Kahve fincanı

Tanıdık gelmeyen yerler

Kayıp olduğumuz

Nokta sıfır nokta sıfır

Jeudi, 12 Mai 2016 15:53

kelebek

Ayarımız bozuk
Kahve fincanı
Tanıdık gelmeyen yerler
Kayıp olduğumuz
Nokta sıfır nokta sıfır
Üçüncüyüz yarışmalarda
Gerçeklik
Yer değiştiren plastik
Koku
Kanserojen tetiğinde
Parmaklarımız
Geç kalmışlık
Koştuğumuz son
İçindeki cini
Kaç defa çağırsak
Da gelse
Renkli ekranın
Karmaşası
Beklenti
Sınırlı nefes alma
Araları
Duraklarımızda
Düşüncelerimizin
İşgali görüntü yığınağı
Sıfır nokta sıfır
Bir yazılım kodu
Uykumuz/Hatalı entry

Bir kelebeği

Kilitledim beynime”*

Kanadımı koru

İncelt belimi

Hassas ışıklı

Lambaların

Dökülen son damlası

Biten pil

Bahar gelmeyecek

Kış hep soğuk

Odunlar yaksan da ellerinde

Dimanche, 01 Mai 2016 14:29

Mısradır Mührümüz

Mısra'ın tanzimiyle....

Sonu haraptır aşk şarabı içilmez dediler 
Ilaç diye her türlü zehri tadıp geldik 

Aşkın yolu sarp olur geçilmez dediler
Dağlar ne ki biz Sırat'ı geçip geldik 

Kaf dağının ardındadır varılmaz dediler
Mavi kanatlı aşk atıyla uçtup geldik

Kibirle aşkın dergahına girilmez dediler
Yüz sürdük eşiğine nefsi yenip geldik

Sırdır gönül kapısı her cana açılmaz dediler 
Aşığa ayandır Can'ı Canân’a katıp geldik

Kalbi aşkla yanan şiir kanar susulmaz dediler
Mısradır mührümüz kalbimize basıp geldik

Sevip sevilmeyene kıymet biçilmez dediler
Ateşten aşk gömleğini giyip geldik

Menzil uzak yol sapa geri dönülmez dediler
Yıktık köprüleri bütün gemileri yakıp geldik

Lundi, 09 Mai 2016 16:23

bir tuhaf orman

bilsem ki, sana varacak sonu yolculuğun

yani, diyorum ki; emin olsam

bekleyeni var yolcuların

ya da, de ki; biliyorum

son gecenin şafağında parlayacak güzelliğin

iki kaş arasından alacağım seni

alnımda ışıtacağım

Dimanche, 15 Mai 2016 10:21

Köksüz Bebek

Vahşi melisalar, erguvanlar
Her kokunun bir hikâyesi vardır
Tükenmişliği gri bir patikanın yüzeyinde
Öyle bir şeyim ben
Köksüz bir bebek
ve huzurlu haplarla dindirilen o anneler
Yataklarda uyuşuk bedenleri
dölleniyor mezarının içinde
Morfin prensesi bu gece yine geldi
Ağzı gümüş bir kutudan fırladı
Galaksisi parıldayan kanatlarıyla
Kar küreleri savruluyor
Tarçın kokulu bahar ormanlarına
Sıcak bir günü yudumluyorum boğulana kadar
Eskiyen bir tarihin kanıyla yıkanıyorum
Aynalı tepsiler sunuyorlar
Ah, nasıl da iğrenç ve güzelim
Kendimi izliyorum
Saf kızlığımın o heyecanlı zamanları geliyor aklıma
Alnımda gülümseyen o çizgiler
Temiz ve görkemli aynalar
Kuşku götürmez hiç hasar yok
Görüntümün enkazını kaydediyor
Ufak, ufak dökülüyor gövdemdeki gümüş yıldızlar
Kelimelerden kendi penceremi yapıyorum
Bir kedinin tırnakları hüznün tablosunu tırmalıyor
Yanaklarımda mavi, mavi noktalarla ağlıyorum
Güneşin durgun sahillerine
Kendi evrenimde kurgulanıyor imgelerim
Bir uzay gemisi gibi kaybediyorum rotamı
Göktaşlarından ördüm tapınağımı
bir sığınak aradım
ücra ruhların hayat bulduğu o yerde
Kasıklarımda çarmıha gerilen o çiçekler
bayat öyküleri var onların
İçimi titreten korkunç kokuları
kasvetli bir ormana dönüyor
Öyle bir şeyim ben
Kralların kibirli taçlarında başı koparılan
Kimsesizliğin mücadelesini emekleyen köksüz bir bebek
Yurtsuz annelerin evinde
yalnız hikâyeleriyle emzirilen
kimliğini kaybetmekle yüküm giymiş saf bir hücre
Vahşi melisalar, erguvanlar
Her kokunun bir hikâyesi vardır
Tükenmişliği gri bir patikanın yüzeyinde

Page 1 sur 7