porn cartoons
adult cartoons
adult cartoons

No: 094, Janvier - Ocak - January 2018

les actuels || günceller || actuals
koray, hale

koray, hale

094-1ymem-korayhale-herhangibircarsambaV

Şikago ile uzaktan yakından ilgili ne duysam, ne okusam, ne görsem ta iliklerime işleyen bir soğuk yapışır yakama. İsterse Ağustos ortasında Antalya'da olayım. Öylesine uzun, aman dinlemez, hırçın bir kış yaşadık ki orada oğlum Can ile beraber.

Bu beni hep şaşırtmıştır.

Yaşantılarımıza ilişkin duyular taptaze saklanıyor belleğin bir köşeciğinde. O yaşantıyı unuttuğumuzu sandığımız bir an, o yaşantıyla ilgili o duyu, aynı yoğunlukta hissedilebiliyor. Bir sokaktan geçerken duyduğunuz hanımeli kokusu, o sokaktan yıllar sonra geçerken hâlâ burnunuzda. Oysa hanımeli ağacının olduğu bahçe artık otopark olmuş.

Altı yaşımdaydım sanırım. 50'lerin başı olmalı. Babam Güvenpark’a götürmüştü. (Belki babam değildi götüren, ben öyle kaydettim belleğime, babamı özlediğimden.)

Tahterevalli vardı parkta.

[Gemerek nire, Bloomington nire...]

Lundi, 10 Novembre 2008 10:12 Published in articles || makaleler

086-1y-korayhale-gemerek_nire

Benim Prof. Dr. İlhan Başgöz’ü sevdiğim, saydığım kadar sevdiğiniz saydığınız birileri, kendisinden öğrenecekleriniz olan birileri varsa oralarda bir yerlerde ve “Bir fırsatını bulsam da gidip yanında bir süre kalsam, feyzinden yararlansam.” deyip duruyorsanız ve “Ah işte ne edeyim, hayat gailesi, günün meşgalesi... İnşallah bir gün ...” diye erteliyorsanız bu ziyareti, hemen şu anda bırakın elinizdeki kağıt kalemi, bilgisayar klavyesini, burnunuzu çeke çeke soğan soyduğunuz bıçağı, çifti, sapanı, traktör ya da taksi direksiyonunu. İndirin tozlu valizi yüklükten, iki takım fanila, tuman, bir kaç çift çorap bir kutu da çifte kavrulmuş fıstıklı lokum düşün yola.

Ben öyle yaptım geçen hafta.

İlhan hoca İndiana Eyaleti’nde Bloomington adlı küçük bir üniversite kentinde yaşıyor. Aslında bu tam doğru değil. İlhan hocanın mekanı bol. Edremit, Güre’de bir vakfı, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde, Ankara Bilkent Üniversitesi yakınında bir göz odası var. İlhan hoca kaldığı yerin hacmine kulak asmıyor. Kitapları sığsın yeter ona. Arada sırada benim gibi, çalışma ritmini aksatan dostlara ayıracağı bir döşek yorganı da varsa tamam. Keyif binbeşyüz.

086-1ym-korayhale-herhangibircarsamba4


Yağmur yağdı. Hazirandı.

Dinmedi.

Güneş yeniden göründüğünde Ağustosun 2’si olmuş.

O gün kasıklarımda bir basınç...

Hiç de filmlerde doğum yapan kadınlar gibi ciyak ciyak bağırtan bir sancı değildi.

Haber verin demişlerdi.

Verdik. Yirmi dakika geçmedi ambulans kapıda. Pek şaşırdık.

Mutlu şaşkınlık. Sonra hastane.

Şaşkınlığa devam. Herkes ne kadar iyi ve güleryüzlü.

Kendi yurdumuzda bize hiç böyle davranan olmadı eş dost akraba dışında.

082-1ym-koray_hale-herhangibir_carsamba


Sessizliğin de bir sesi var sanki.

Yağmurun yağışında haykıran.

Kahreden ince bir sessizlik.

Birazdan gece çullanır üstümüze, yalnızlığımızı katmerleyerek.

Yalnızlık, tekbaşınalık gibi rahatlatıcı, güçlendirici bişey değildir.

Yalnızlık garibanlaştırır insanı.

Sevmem bu duyguyu.