cartoon porn pic
adult cartoons
cartoon network porn

No: 100, Juillet - Temmuz - July 2018

pınar, fatih

pınar, fatih

Şavşat

Lundi, 15 Janvier 2018 15:05 Published in photo || foto

Magma Dergisi için Mustafa Alp Dağıstanlı ile Şavşat konusu çalışıyoruz. Gidebileceğimiz en kuzey, en doğu ve en yüksek yerdeyiz.
Günlerdir kar kaplı doruklardan nehirli vadilere, buz tutmuş göllerden karlı ladin ormanlarına, gülen yüzlerden sohbetli sofralara coşuyoruz.
Ama birdenbire karşımıza bir HES inşaatı çıkıyor. Donup kalıyoruz, kahroluyoruz. 2.500 metrede beton mikseri görünce aklımızı oynatmamak için başımızı tutup küfrediyoruz.
Elimiz kamera ve kalem tutuyorken iktidarın sadece insanı ve kültürü değil doğayı da katlettiğini belgeliyoruz.
Hiç bir yere gitmiyoruz; dereler, ormanlar ve hayvanlar da insanlar kadar özgür olana dek!

 


094-2nf-pinarfatih-savsat1

Pervari

Dimanche, 21 Août 2016 17:25 Published in nouvelle || öykü || story

078-1y-pinarfatih-pervani

 

 

Yaklaştıkça uzaklaşılan bir yere doğru gidiyoruz. 92 km’lik yolu bir gün boyunca alamamızdan belli. Tek bildiğimiz doğuya doğru gittiğimiz. Olmayan bir yere, hayali bir ülkeye gittiğimiz duygusu ‘Deşt-i Buhara Geçidi: 1410 metre’ tabelasını görünce yerini Fizan’a gittiğimiz duygusuna bırakıyor. ‘Danila Geçidi: 1565 metre’ tabelasını görünce arabadan inip sol yanımdaki Botan Nehri’nin aktığı vadiye bakıyorum. Aklım yuvarlanıp gidiyor. Coğrafyanın da delirebileceğini görüyorum. Eğer varsa Fizan, ancak böyle bir yer olmalı. Kendime gelmek için başımı kaldırdığımda karşımda 2444 metrelik Körkandil Dağı’nı, arkamda 2838 metrelik Herekol Doruğu’nu görüyorum. Zaten vertigoya ilk kapıldığım yer burasıdır. Ne zaman dengemi kaybetsem kulaklarımda Botan’ın uğultusu çınlar. Başım dönüp düşecek gibi olsam, sırasıyla Şırnak, Van, Bitlis, Batman ve Mardin’i görür, olduğum yere, Pervari’ye yığılır kalırım.

Fersat

Mardi, 09 Août 2016 11:31 Published in articles || makaleler

 

077-1ny-pinarfatih-fersat
Yedi gün önce yine bu karakoldaydım. Sınırı kaçak geçerken bizi yakalayan peşmergeler sorgulanmamız için Soran bölgesinin bu karakoluna getirmişti. Aslında benden çok Fersat sorgulanıyordu. Kim bu gazeteci, nereden tanıyorsun, niye geldiniz, nereye gidecektiniz... Fersat sol gözünü hiç kırpmadan savunmasını verirken ben tek kelimesini bile anlamadığım bu savunmayı ciddiyetle dinliyor gibi görünmeye çalışıyordum. Oysa beni ilgilendiren sadece Ezidiler’in Laleş Tapınağı’ndaki hac ibadetinde fotoğraf çekip çekemeyeceğimdi.

Yedi gün sonra yine aynı karakolun giriş koridorundaki bankta oturuyorum. Öyle yorgunum ki uyku, önce bedenimi sonra ruhumu teslim almak isteyen büyülü bir zehir gibi kanımda dolaşıyor. Burada uyuyup kalmaktan korkuyorum.