cartoon xxx
cartoon network porn
famous cartoon porn

No: 092, Novembre - Kasım - November 2017

les actuels || günceller || actuals
mutlu, ayten

mutlu, ayten

RIFAT ILGAZ ŞİİRİNE BİR YAKLAŞIM

Dimanche, 24 Juillet 2016 11:39 Published in essai || deneme || essay

1-İnsan/şair olarak Rıfat Ilgaz;


Zamanın sonsuz devinimi içinde, zamanın farkında olan tek canlı türünün, bir insanın iki nokta arasına sıkışan yaşamı ne kadar da önemsiz bir yer kaplar. Doğum tarihi-çizgi-ölüm tarihi. Ama öyle yaşamlar vardır ki, işte o çizgi, doğum tarihinden önce başlar, ölüm tarihinden sonra da sürer. Çünkü bir çizgiden başka bir şey olan, bir hayattan daha fazlasını, bir çok insan yaşamını, edimini, bir çizgi kısalığına sığdırmış, bir uzam, bir uzay olan bir hayattır o insanın yaşadığı. İşte, 1911'de başlayan Rıfat Ilgaz da böylesi bir yaşam üretmiş, bildik zaman kalıplarını zorlayan dopdolu edimlerle izini bırakmış bir yazın adamı, bir direnişçi, bir şairdir. Ne uzun yoksulluk yılları, ne zindanlar, ne de hastalıklar yıldırabilmiştir onu. Hiçbir zaman kolay olana teslim olmamış, hep zor olanı yaşamış, hep zor hayatları savunup durmuştur ömrü boyunca. Türkiye'nin belki en çok üreten yazarı. Yüzlerce öykü, şiir, roman, oyun, anı, makale, 60'tan fazla kitap. Rıfat Ilgaz'ın yaşamının toplam 8 yıllık bir bölümü verem hastalığı nedeni ile çeşitli sanatoryumlarda geçmiştir. Ama yaşamını sürdürmek için durmadan çalışmış, Önceleri öğretmenlik, öğretmenliği bırakmak zorunda kalınca da, gazetecilik yapmıştır. İstanbul'un Babıali'sine geldiği yıllarda da çeşitli matbaalarda dizgicilik ve entertip ustalığı yapmıştır. Bu yıllarda dönemin en ünlü mizah dergileri olan ve Aziz Nesin ve Sabahattin Ali'nin çıkardıkları Markopaşa, Malumpaşa, Merhumpaşa gibi siyasal mizah dergilerinde yazı işleri müdürlüğü ve yazarlık yapmıştır). Daha sonra Adembaba dergisini çıkarmıştır Dolmuş, Taş, Karikatür, Şaka, Külâh dergilerinde Tan'da ve Yeni Gazete'de Stepne takma adıyla ve kendi adıyla yazmıştır. Şiir yazmayı sürdüren Ilgaz, bu arada mizah yazıları yazmaya başlamıştır 1940'ların ikinci yarısında, olgunlaşmış, şiirinin çarpıcı örneklerini kitaplaştırmış bir şairken mizah yazarlığına yönelmesi, biraz da yaşam koşullarının zorlamasıyla olmuştur.

Şiirlerinde Aziz Nesin

Vendredi, 08 Juillet 2016 10:57 Published in note || not

O’nu tanıyordum. Sanırım doğduğun günden beri... Dede Korkut’u, Nasreddin Hoca’yı, Yunus Emre’yi... nasıl tanıyorsam, onu da öyle tanıyordum. Yani hücrelerimle. belleğimle. Aziz Nesin’lik hayatlar yaşıyorduk biz toplum olarak çünkü.


O’nu ilk ne zaman gördüm, anımsamıyorum şimdi. Ama kitap fuarlarındaki imza günlerinde, Türkiye Yazarlar Sendika’sındaki toplantılarda sık sık karşılaştık. Hep uzaktan baktım ona. Duruşuna, yüzündeki ifadeye, davranışlarına... Onu tanıyordum ama, bilmek de istiyordum besbelli. Çünkü o benim için, toplumsal belleğin bir fotoğrafı, bir aynası, kısaca dışavurumuydu bana göre.
Şimdi hep o ciddi duruşunu, hiç gülmeyen yüzünü anımsıyorum. Hep öfkeli miydi, hep karamsar mıydı, bilmiyorum. Ama sanki güldürürken ağlatan, komik şeyler anlatırmış gibi yaparken düşündüren ondaki o gizil gücü, yüzünün çizgilerine sinmiş o kederden alıyordu sanki.

SENNUR SEZER ŞİİRİNE DEĞİNİLER

Mercredi, 07 Octobre 2015 16:45 Published in memoria || anı

İlk karşılaşmamız sanırım 80’li yılların ilk yarısında Varlık dergisinin Cağaloğlu yokuşundaki bürosundaydı. O dönemde dergi Sevgili Kemal Özer’in yönetimindeydi ve Kemal Usta’nın odası hiç boş kalmazdı. Şairler, yazarlar, gazeteciler için keyifli sohbetlerin odağı olan bir uğrak yeriydi adeta. Ben de arada bir işyerinden bir iki saat izin alır, bir şiir meraklısı olarak koşa koşa bugün bile her ayrıntısı gözümün önünde olan odanın hiç kapanmayan kapısından içeri süzülürdüm. Bir ibadethaneye girer gibi çekingen, heyecanlı..