cartoon xxx
cartoon porn tube
adult cartoons

No: 102,  Septembre - Eylül - September 2018

les actuels || günceller || actuals
kök, kağan

kök, kağan

aşk ve öfke

Dimanche, 12 Août 2018 18:08 Published in poème || şiir || poem
Hepimizin ekvator hattının altındaki
İncecik bir çizgiden geçerdi Marilyn Monroe imgesi
Kimimiz yoktuk bile O varken ve giderken
Gene de tanımsız bir sancıyla hep bildik Marilyn’i
Marilyn yapma sarışınlığıyla bile
Daha sarışındır diğer bütün sarışınlardan
Hâlâ en beklemediğiniz anda
Bir fotoğrafın içinden çıkar gelir
Ya da bir film karesinden
50’lilerden kalma bir nezaketle
Eldivenini fırlatır atar elinizi tutar
Gökkuşağı gibi bir öpücük üfler
Nasılsa kıpkırmızı bir ruj izi kalır yanağınızda
Einstein’a rölativite anlatır mesela bir otel odasında
Ve hatırlatır acımasızca zaten hep aklımızda olan
O’ndan büsbütün yoksun erkekliğimizi
Marilyn öpücükle de kalmaz cesur meydan okur
Sözde beyefendiler sarışınları sever
En çok sulanan güller en çabuk kurur
Ve saksısını mevsimsiz terkeder
Belki yanılıyorumdur ama
Aşk eskiden bu kadar öfkeli değildi gibi geliyor bana
Eskiden (eskiden derken benim bildiğim eskiden)
Bir yemeğe tuz gibi zorunluydu sevda
Oysa şimdi gördüğüm ne varsa aşktan yana yerlere düşmüş
Bir illete tutulmuş çaresiz dertler ve dertsiz çareler içinde
Belki de bu yüzden artık üzüntü işgal ediyor insanı
Sevinçse sadece ziyaret ya da öyle geliyor bana
Hiçbir şey göstermeyen şu yol isaretleri mesela
Yollarda sokaklarda şehir içlerinde dışlarında
Hatta birebir ölçekli haritalarda
Aşk cinayetlerinin korkulu mahkeme salonlarında
Mesela hiç unutmam o deli oğlan
Güzelim kızın boğazını kesivermişti
Satranç tahtasının en keskin taşıyla
Köpeğinin günlerce haftalarca ağladığı söylenmişti ardından
Dahası da var çılgın bir başka adam Sydney’in tam ortasında
Sevdiği kızı bir sepet gibi atıvermişti
Gök kadar yüksek lüks bir apartmanın balkonundan

Gerçi biliyorum herşey birden patlar insanın içinde
Büyük yanlış bir isyana çeyrek kala
Oysa ben bazılarını elele yürürken gördümdü
Adamın yüzünde memnuniyetten yapılma elişi bir aşk zaferi
Kadınsa şımartılmışlığın o sular altındaki antik kentinde
Bilmezlermiş gibi aşk sadece ışıklı bir gösteri
Hem seyircileri hem oyuncuları etkileyen
O çakıl taşlı bir çocukluk sahilinde yıldızlara bakıp
Ucuz filmlerin oynadığı yazlık sinemalardan
Frigo ve çamlıca gazozu satılan
Onları o anda var sanmak gibi güzel aşk
Oysa onun o kör eden ışığı
Yola çıktıktan seneler sonra gelmiştir sana
Bak hiç değilse bu dediğimi sakın unutma

MARILYN MONROE VE ZAMAN

Vendredi, 10 Mars 2017 17:31 Published in poème || şiir || poem
Hepimizin ekvator hattının altındaki
İncecik bir çizgiden geçerdi Marilyn Monroe imgesi
Kimimiz yoktuk bile O varken ve giderken
Gene de tanımsız bir sancıyla hep bildik Marilyn’i
Marilyn yapma sarışınlığıyla bile
Daha sarışındır diğer bütün sarışınlardan
Hâlâ en beklemediğiniz anda
Bir fotoğrafın içinden çıkar gelir
Ya da bir film karesinden
50’lilerden kalma bir nezaketle
Eldivenini fırlatır atar elinizi tutar
Gökkuşağı gibi bir öpücük üfler
Nasılsa kıpkırmızı bir ruj izi kalır yanağınızda
Einstein’a rölativite anlatır mesela bir otel odasında
Ve hatırlatır acımasızca zaten hep aklımızda olan
O’ndan büsbütün yoksun erkekliğimizi
Marilyn öpücükle de kalmaz cesur meydan okur
Sözde beyefendiler sarışınları sever
En çok sulanan güller en çabuk kurur
Ve saksısını mevsimsiz terkeder
Hepimizin ekvator hattının altındaki
İncecik bir çizgiden geçerdi Marilyn Monroe imgesi
Kimimiz yoktuk bile O varken ve giderken
Gene de tanımsız bir sancıyla hep bildik Marilyn’i

rulet

Vendredi, 03 Février 2017 14:31 Published in poème || şiir || poem

 

Rulet masası gibi döndü dünya
Tüm başları döndürerek
Yanlış bir düğmeye basmış olmalı ki krupiye
Top dönmekle kalmadı masadan fırladı
Herkes oyunu bırakıp alıp gitti başını
Top önde kumarbazlar arkada
Bir koşudur başladı
Top döndükçe büyüdü kartopu gibi
Rulet topundan bilardo topuna
Bilardo topundan futbol topuna
Futbol topundan tank topuna
Ne zıkkım topsa sade büyümekle kalsa
Bir de ha babam ağırlaştı
Krupiye hayret korku ve utançtan bir telaş
Kumarbazları masaya geri çağırdı
Onlar dinler mi coşku korku ve bir başka budalalık içinde
Ağır büyük göbekleri önde hem koşup hem dağıldılar
Hava içimiz her zamanki gibi akşamdı ağırdı
Bir de baktılar ki o ufacık rulet topuna
Ana karnından düşen bir bebek gibi
Büyüye büyüye dünyanın ta kendisi olmaz mı
Olmaz olmaz ama olmasaydı iyiydi
Krupiyeyi atıverdiler rulet masasının üstüne
Garibim bilinmez suçunu anlamış gibi döne döne
Mevlevî bir azametle
Can veriverdi o rengarenk ışıkların içinde
Kumarhane sahibi poker suratıyla
Hiç aldırışsız başka bir masaya yeni bir top attı
Top kırmızıda durdu ve diğer bütün renkleri kanattı

Rulet masası gibi döndü dünya

Tüm başları döndürerek

Yanlış bir düğmeye basmış olmalı ki krupiye

Top dönmekle kalmadı masadan fırladı

Herkes oyunu bırakıp alıp gitti başını

Top önde kumarbazlar arkada

Bir koşudur başladı

CHE GUEVARA VE ZAMAN

Dimanche, 16 Octobre 2016 19:50 Published in poème || şiir || poem

Che Guevara tangonun yurdundan çıkan

Ötekinin acısıyla da terleyen ve kanayan adam
Diğer adıyla El Che atladığı gibi motosikletine
Bütün Latin Amerika’yı yeniden yazar
Daha önce hiç kimsenin yazmadığı bir biçimde