porn cartoons
lesbian cartoon porn
3d cartoon porn

No: 093, Décembre - Aralık - December 2017

aydın, mehmet said

aydın, mehmet said

Lîs e*

Vendredi, 08 Juillet 2016 12:11 Published in articles || makaleler

076-1y-lise-mehmetsaidaydn

 

Darasa: Ders gördü, öğrendi.

D-r-s üçlüsüyle birbirinden güzel kelimelerden bahsedeyim isterim. Ders mesela. Bir olay olur, ders alırız. Doğaya bakar ders çıkarırız. Ödevlerimiz dersler verir. Hoca gelir, ders anlatır. Tedrisat; tedris kelimesine çoğulu ekle. Öğretim demek. Müderris, ders veren. Eş anlamıyla muallim. Öğretmen. Mamoste. Hangisini canımız çekiyorsa o. Medrese; ders okutulan yer, okul, mektep. En geniş anlamıyla, aslında günümüzün üniversiteleri. Ondan önce de Yunan sitelerinde gelişen bütün düşünsel faaliyetlerin merkezi, bir tür toplanıp öğrenme yeri. Bütün bunların olabilmesi için de iki form lazım: İlki eldeki malzemeyi (“bilgi” olsun bu) aktaran yapı (hoca olsun bu da), ikincisi öğrenmeye talip olan muhatap (talebe, öğrenci, fakih).

075-2nf-BVBY-diranas-rifat-cumali-daglarca-necatigil-oguzcan

Soldan sağa: Ahmet Muhip Dıranas, Oktay Rıfat, Necati Cumalı, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Behçet Necatigil, Ümit Yaşar Oğuzcan.
//İçlerinde şiirine pek ısınamadıklarım da var. Ama yıldızlar kadrosu gibi bir şey; İkinci Yeni'nin masası kadar "parlak" değil belki ama mühim masa. Necatigil'in yorgun bakışını benzettiğim akrabam da var, o yüzden ayrıca seviyorum. Bir yerine ilişsem, sanırım en çok Dıranas'la muhabbet ederdim.//


[façadefteri, 18.04.2016]

güzel

Mercredi, 26 Novembre 2014 14:37 Published in aydın, mehmet said [1983]

baktıkça güzelleşen bir boynum yok benim

sol yanındaki “ben”den mecaz üretmeye lüzum da yok

iki ismim var, içinde hiç ali yok.


beni övenleri de hatırlıyorum. oldu.


tabiatın bana bir şeyler söylediğini sandığım

zamanlar vardı. yüzümü eğmeden sessiz derinden

derinlik diye bir şey yokmuş bende bildim.


oldu beni övenler de. hatırlıyorum.


ben de baktıkça isterdim güzelleşsin boynum

adım ali olsun yüzüm aydın olsun gözüm mavi

ali dışındakiler yalan. yalan çok bende gördüm.


övdüler de ne oldu hatırlıyorum. beni.


yüzüm aydın değil, boynum güzel değil, ben cesur değilim

beni üç defa övdüler, üçünde de sokaktaydım. bağırıyordum.


geliyoruz zincirleri kıra kıra hey!

burjuvanın kafasına vura vura hey!

geliyoruz zincirleri kıra kıra hey!


haydi övün beni şimdi,

sakallarımın gürültüsünden başlayarak.


binbir kere adım ali benim

adım binbir kere ali.

 

. "kusurlu bahçe", 160. kilometre y., 1.b, temmuz 2011, s. 78

 

davet diyen o ses

Dimanche, 26 Octobre 2014 14:37 Published in aydın, mehmet said [1983]

benim annem bir kokuydu

geniş bir nevresimin anlattığı

bütün avlulardan sonra

eteğine sığındığım

işlenmiş tütün kokusu ve de

-düğüm


bunlarsorundular; duvardaki is, vitrindeki toz

babamdaki içki

bunlar sorunlar; duvardaki is, vitrindeki toz

bendeki içki

sorun, cevap verecektir güleç bir bilgelikle size.

sordum,

“müziğin sesi niye kısık ki?” dedi bana

annem.


bazı evlerde, çorabımın tekini unuttum anne

bazı uyanmalarımda gözlerimin beyazına kırmızı karıştı

senin gençliğinin geçtiği o kentten geçtim bazı

büyük bahçeli o okulu gösterdim işaret parmağımla

on gözlü köprüler, dağkapılar, balıkçılar’dan ekşi peynirler

uykusuz kaldımdıdünki geceler


hadi anne, ben unutmak istiyorum senin eteğinde

bildiğim her şeyi

öğrendiklerimi de

bahçada güller açtıgidek havuz başına


benim annem bir kokudur

geniş bir nevresimin anlatıp anlatıp durduğu

-düğüm düğüm-

 

. "kusurlu bahçe", 160. kilometre y., 1.b, temmuz 2011, s. 9