gel ömrüm beni değersiz kıl
ne yaşandıysa öldür
ipi incelt
suyu katılaştır
ateşi söndür
odaların kapılarını kapat
ki açılmasın hiçbir şey (kendi) kendine
başkasına ait ne varsa uslun
mektuplar fotoğraflar
gizlice yansın söylenenler
yaşadıklarımız hiçlensin
gel ömrüm
anlamın anlamsızlığını doğur
bırak içimize
dolansın dursun
bulunmayanı bir kez daha yitirelim
gideceksek ölüme gidelim
dönüşsüzlük olsun yaşayacaksak
ordan başlayalım yıkmaya
gel ömrüm beni değersiz kıl
abartalım gecenin sonsuzluğunu
kısaldığı yerden bitirelim bu ömrü biz
ne devasaysa küçültelim
büyütelim ama değersizliğimizi
iğne deliğine sığdıralım
geçmesin yaşanmış saydıklarımız
ömür diye bir bir sıraladıklarımız
gel
okunmamış şiirleri götürelim dalgınlıklara
kasabaların kasvetine benzeyen
ne varsa oracıkta öldürelim
neyi anlamışsak
anlamadık sayalım
kimin gözüne baktıysak
tuttuysak elini
kirimizi yığalım
ömrüm
bakılan her yüz maskeyse artık
aynaları kıralım
adımlarımız nereye gittiyse
izlerini silelim
soluğumuzu tutalım
kanımızı donduralım
cam kırıkları kadar
küçülsün kalbimiz
unufak edelim
unutulsun
geçmişin tortusu
burdan başlayalım sona
gel ömrüm beni bu kez öldür
kendine her şeyi değersiz kıl
——————– Talas, 10 Nisan 1996
——————– iç. “bireylikler”, 1997