Aldı aşık :
Allah Allah desem gelsem
Hakkın divânına dursam
Ben bir yanıl elma olsam
Dalında bitsem ne dersin ?
Aldı kız :
Sen bir yanıl elma olsan
Dalında bitmeye gelsen
Ben bir gümüş çovmen olsam
Çekersem indirsem ne dersin ?
Aldı aşık :
Sen bir gümüş çövmen olsan
Çekip indirmeye gelsen
Ben bir avuç darı olsam
Yere saçılsam ne dersin ?
Aldı kız :
Sen bir avuç darı olsan
Yere saçılmaya gelsen
Ben bir güzel keklik olsam
Bir bir toplasam ne dersin ?
Aldı aşık :
Sen bit güzel keklik olsan
Bir bir toplamaya gelsen
Ben bir yavru şahin olsam
Kapsam kaldırsam ne dersin ?
Aldı kız :
Sen bir yavu şahin olsan
Kapıp kaldırmaya gelsen
Ben bir sulu sepken olsam
Kanadın kırsam ne dersin ?
Aldı aşık :
Sen sulu bir sepken olsan
Kanadım kırmaya gelsen
Ben bir del poyraz olsam
Tepsem dağıtsam ne dersin ?
Aldı kız :
Sen bir deli poyraz olsan
Tepip dağıtmaya gelsen
Ben bir ulu hasta olsam
Yoluna yatsam ne dersin ?
Aldı aşık :
Sen bir ulu hasta olsan
Yoluma yatmaya gelsen
Ben bir Azırail olsam
Canını alsam ne dersin ?
Aldı kız :
Sen bir Azırail olsan
Canımı almaya gelsen
Ben bir cennetlik kul olsam
Cennete girsem ne dersin ?
Aldı aşık :
Sen bir cennetlik kul olsan
Cennete girmeye gelsen
Pir Sultan üstadın bulsan
Bilece girsek ne dersin ?
(iç.: Cansever Eyüpoğlu, Ruhi Su ve Türküleri, Akdeniz Yayınları, Antalya – Eylül 1997)
