Home revue || dergi || review écrit Ankara’da Dolmuş Cazı

Ankara’da Dolmuş Cazı

11
0

Bugün yürüyerek çıktım öğlen vaktinde, güneş tam tepedeyken. Otobüse bindim, diğer insanlarla; bir hanımefendiden bir yolculuk ödünç aldım. Benim için o sarsıcı otobüsün ön tarafında çantasına zor sahip olurken kartlarını denedi. Tek tek sürücüye de gösterdi. Hayli sakin bir yolculuktan sonra Meşrutiyet’inde terk ettim onu.

Sakince eski Yeni Karamürsellerde Joker’imle buluştum liseli heyecanıyla. Ata binen Ata heykeline kadar yürüdük pornografik bir bulvardan. Yolda Hergelelerin gelesindeki büfeden bir kola bir su aldık.

Anafartalar meydan muhaberesinde küçük bir yara aldım. Az sonra Joker yanında 6 adet mermiyle geldi. Genç olmadan gittiğim çocukken eğlendiğim parka gittik. Çalmaya yeşili. Yeşillik görevlisi: “afiyet olsun da beni yakmayın abi n’olur, şimdi şefim gelecek” dedi.

Bitti oracıkta haz. Operaya kadar kan ter içinde koştuk ve ses yoktu.

Opera’dan Numune hastanesine yürüyen iki insan numunesi oluverdik… Şoförlerle kıraat ettim, Joker gitti önce. Yolda Hergelelerin gelesindeki büfeden bir su bir kola aldı. Minibüsün co-pilot statüsünü kaçırmadım. Birden bir müzik; nazal dolmuş kornaları birer birer başladılar. Aritmik dizel ve pes sesli motorlar, egzozlarla renkleniyor zemin sağlamlaşıyordu an be an. Bazı arabalar hızla ve sertçe giriyor aynı kararlılıkta agitato sesleniyorlardı. Çığırtkanlar duraklarında semt isimlerini sayan değnekçiler; sanki emprovize yapıyorlar ve ben direkler arasındaki telleri akort ediyorum, birazdan solo atmalıyım. Duraklar da es değil konuklar.

Esler akışkan yolda vites aralarında. Sus’lar akılların içinde.