geçmişindeki ‘ben’le (mesela çocukluğun / gençliğin), şimdiki zamanda kendin olarak bir süreklilikle duyumsadığın ben -benin kendini nasıl bildiğinin diğer yüzü- aynı olamaz. yani özdeşlik, denklik anlamında. Süreksiz ve tekil bir anın, kendini sonsuz bir şimdi olarak yutturma çabası. bir andır ben dediğin. peki geçmişin gölgesinden neden rahatsız olur insan? varlığın dip gürültüsü bu sorudur bence. bigbang teorisindeki patlama anının kanıtı, kozmik mikro dalga fon ışınımı gibidir yapıp ettiklerine sahip çıkma mecburiyeti.
sanırım bir de bu konunun hukuksal alanda tuhaf bir izdüşümü var. suçlarda zaman aşımı. mesela cinayet suçunda zaman aşımı 20 yıl. birini öldürmüş olsan bile 20 yıl sonra suç zaman aşımına uğruyor. yani şunu diyor aslında hukuk: 20 yıl önceki katil sen olmayabilirsin…


