I
çok yem vermediler öylece sürüdüler savaş alanına –
bundandır hiç yokun içinde durup at olursa şaşırmam
nallarının üstünde bir çarpı işareti: ilk yahudi at
bir kalbi var dört nala koşuyor böylesi herkes için iyi
başkası incinmesin diye ben ve ilk yahudi at
bilerek gerisine düştük yoldaşların
bıraktık her şeyi: eşyanın dile gelmeye korktuğu gündü
yadsımanın siyahtan ayrıldığı gündü
kimse söylemedi yoldan düşenlerin küfrü duyulmaz
üstelik sesim kısık değil : evde bekliyor günün yılgınlığı
aşkın dipnot olarak geçtiği bir savaşta yokum muhakkak
çünkü devletin ve çiçeklerin uyumsuzluk içinde oluşuna
şaşırmam.
II
tarihi tutup yıkadığımda gördüm gülleri kenara ayırıyorlar
belli ki güllerin yolculuğunda kırmızı bir yol ayrımı var
gövdemde beliren fesleğenden anladım
bu karayı birlikte bağlasak
bize herkes kendinin karşısında yer verir
köylülerin, yolda kalanların ve elbette yoksul serserilerin
içeri alınmadığı herkesin eşitiyle mutlu mesut ülkesi
bir kalbi olan atın yeri olmadığı mutlu mesut ülkesi
beni recme tutacaksanız burada tutun dedim
taşın kemiğe dayanacağı varsa kalbimi merak etme
ben aramice « ah » çekerim ısrar müziği
hadi bir taş at parçala hadi bir taş daha tenha sabır
şarkımın sesi ne kadar uzaktan duyulursa o kadar aşığınım.
III
bir gün asuri olursak hassana’ya gideriz diye
hep yanımda taşıyorum kendimi : zeytin ve incirle
önce aşk geçer önünden evlerin sonra
hiç olmadığı kadar sakin ölüm
hadi recm et beni, insan içine çıkayım
bir bakarsın senin tadın dudaklarımda asuri tadı
IV
bir kemirme hali tutar üzümü şaraba çevirir
buna şaşırmazsan seni süryani bir gelin olarak ağırlarım
eylülün artık evi terk ettiği yerde seni ağırlarım
ekimler kasımlar aralıklar bütün kışlar
bütün yağmurlar ikimizin yağmuru
ilk yahudi at ikimizin
boynunla aramdaki o kapanmaz uçurum
uçurum mu dedim – kim dedi – haşa
ben artık ne vakit gitsem seni de yanımda götürürüm
