
İsveç kökenli Lundin Petroleum şirketi, 1997-2003 yılları arasında Sudan’da petrol ararken, hızlı çalışabilmek ve daha çok kazanabilmek için yerel halkın büyük bir bölümünü göçe zorladı, direnenleri de katletti. 50 kadar barış örgütünün raporlarıyla durum sabit. Bir şirketin (hem de İsveçli!) böyle bir şeyi nasıl yapabildiğini anlamakta zorlanıyorsunuz, değil mi? Sudan’ın “geleneklerine” uydular, yerel dinamikleri kullandılar: paralı askerler tuttular. Sonuç: 10.000 ölü, 200.000 yerinden yurdundan edilmiş insan.
Şirket, daha sonra Etiyopya’da petrol aramaya başladı. İki İsveçli gazeteci de, Johan Persson ve Martin Schibbye, kendi ülkelerine ait bu şirketin çalışmalarını incelemek ve haber yapmak için 1 Temmuz 2011’de Etiyopya’ya gittiler. Ancak bir hata yaptılar: herhangi bir gümrük kapısını kullanırlarsa ‘görünür’ olacaklardı, bu yüzden ‘kaçak’ olarak ve ONLF (Ogaden Ulusal Kurtuluş Cephesi) bağlantılarıyla Etiyopya’ya girdiler. Ama ‘görüldüler’ ve tutuklandılar. 18 Ekim’de haklarında dava açıldı ve 3 ay gibi kısa bir sürede sonuçlandı: “terör örgütünü desteklemek”, “terör örgütüne moral vermek” suçlarından 11’er yıl hapis cezası aldılar.
Gazetecilerin tutuklanmasından bir hafta sonra İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt iki cümlelik bir açıklama yapmıştı: “Orası tehlikeli bir bölge. Yurtaşlarımız oraya gitmemelidir!”
İki gazetecesi haber yapmak için gittikleri bir yabancı ülkede tutuklanırsa bir Dışişleri Bakanı böyle mi konuşur?
Evet, bir bit yeniği var, şöyle: Dışişleri Bakanı Carl Bildt, 2001-2006 yılları arasında Lundin Petroleum şirketinin yönetim kurulu üyesiydi.
***
İnsan hakları ve meslek örgütlerinin ve İsveç basınının konuyu gündemde tutması ve hükümete sürekli baskı yapması sonucunda, iki gazeteci geçen hafta (10 Eylül’de) serbest bırakıldılar, İsveç’in Etiyopya Büyükelçisi tarafından ülke dışına çıkarıldılar: Türkiye’ye.
Bingo!



