kimseye yağmurun nasıl yağdığını anlatmadım
yaprakların nasıl döküldüğünü kimse bilmezdi
nasıl hatırlamam hayatım upuzun güzdü
ondan geriye hiç bir şey kalmadı
ben birkaç kişi yürürdüm kendimden habersiz orda
burda dergi dağıtırdım parasını vermeseniz de olur
duvarlara yazı yazdığımı kim uydurduysa külliyen yalandır
bozuk bir imlayla yazdım okudum yazdım
her satırın altını çizdim hepsi karaydı
gün aşırı tükenen kalemim ondan biliyorum
şiire hiç sözüm geçmedi o ne isterse yaptım
hatıralarım asi çekildiğim her fotoğraf kara
aşka hiç laf ettirmem haberiniz olsun
yalnızdım birkaç kişi yürürdüm nereye gittiysem
yolumu şaşırdım sarı ışıklar hiç sönmedi
gençliğimi çoktan kurban verdim saçlarım ağardı
her dağ ardında yolum oldu kasabaya doğru
yollandım kalbim kesikler içinde ne yapsam
damla kanı akmıyor devletin inadına bıçağı sürtüyorum
sürttükçe gençliğimi ovaladım sanıyorum nafile
camı kararmış gemici feneri önümde yürüyor sallandıkça
isli ışığı kalbime üşüşüyor dememi bekliyorum
ben o camı her gün yıkayıp kuruluyorum ne fayda
her seferinde elimde kırılıyor kan çıkmıyor devletten
geceyi yırtıyorum belki ay aydınlık
gecede yolumu bulurum nereye varırsam
varayım gençliğim oluyor boş bıraktığım sandalyeye
çoktan devlet oturmuş sevgilim beni hatırlamıyor
kitapları üst üste yığdım dergiler öylece dursun
gazete kesiklerini hemen saklamak lazım ne olur
ne olmaz bir sabah kuşluk vakti devlet
kapımı bir kaç kere vurur ben evde yokum
üniformasını çoktan giymiş tüfektir gece
kim bilir kaç kez evimin önünden geçer
gider devlet ben onu her gün kaç kere vururum
ama kan çıkmaz valla kanı çıkmaz ne yapsam
ortaokulu dört yılda bitirmiş çocuğum hayatım bütünleme
gençliğim ne zamandır bana sürtünüp duruyor
imlası bozuk bir türkçe ne zaman evimin önünden geçse
ben pencereye koşarım sokak karanlıktır
duvarda ne varsa okumanın tam zamanı
ama bir söksem bağırıp çıkacağım kalbim
kan çıkmayan devletin o saat içinden
çocukluğum ki ece ayhan biliyor doğrusunu
devlet dersinde çoktan öldürüldü nasıl bilmem
upuzun dehşettir devlet çoktan mermisini kalbime savurdu!
——————– iç. « kendini kanatan », 2004
