Yorgun bir ışık lekesi geziniyor boynunda
Ansızın bir tanrı olan parmakların
Karanlık evimin perdesini aralıyor
Sarılıyorum sana, gelinciğin tutunduğu
Topraksın sen. Dilindeki kuyudan çekiyorum suyumu
Bir tırtıl gibi uzanıyorum dudaklarına
Durmadan kemiriyorum yapraklarını
Ben kuşları ölümsüz bilirdim, diyor
Senin o köpükten, beyaz etin.
