the underground

Araftan düşsün diye ellerimize yakuttan bir seçim Müziksiz konuşabiliriz, yan dönerek bakabiliriz kendimize Aynadan bir öfke aldığımızda şaşkın kalbimize- odamıza Çıkmaz sokaklar bir esrarın perde aralığıdır diyecek...

kiraz ağaçlarını bırakmak

Johanson bu nedir: bana neden soruyorsun yüzümü? Jay jay buna ne denir: bana neden ellerimi veriyor kiraz ağaçları O kiraz ağaçlarının dallarında büyümedim ben O kırmızı ve...

gidilecek bir yer yok

Zaman tümel bir boşluk, divanesiyiz bu denizin bu mavinin bu sokaktanlığın Aşağılara doğru inen bu gülmenin divanesiyiz Varırsak sorulmaz bize cehennem nerede kaldı İğneden bir umuda bakmak nerede Unutulmuş...

fatma’yla ikimiz

İkimiz mi desek beraber hiçbir şey yaptığımız yoktu beraber yürüyoruz desek, o kendiyle yürürdü. Aramızda binlerce insan vardı belki, ben aramızdaki mesafeyi o günlerde görmüyordum. Üstelik aramızı yoklayan şeytanlara büsbütün...

aşk değil

Ölülerin koktuğu bir sokaktı, Bir sokak mı desek, adamlar havariler ve kadınlar. Karanfillerle yollara düştüğünü gördük. Karanfiller küskün, karanfiller ölümlü, karanfiller gururlu Ben adımı bir çırpıda pencerenin buğusuna...

hadi yas tutalım

kaybolan ilk kitaptan alıyorum kelimeleri, çünkü yapabilirsem güneşe döneceğim ve romalı bir askere satacağım elimdeki biletleri ağzımı bozarsam üstüme teneşir filan geçirirler iyi olur ölü kokusu siner odaya,...