Home revue || dergi || review écrit cunda günlüğü -I-

cunda günlüğü -I-

3
0

Fafo kibar ama kasap, danasını kaybetmiş

Bir ara Pateriça’da yan yana yürüyoruz iki inek var arkada

Fafo pervane kuşu sanki, dönüyor

“ay ama hep böyle mi geleceksin peşimden hınzır”

Diyor ineğe

Sonra dana kayıp.

Yeni kır bekçileri gelmiş, tanımıyoruz

Onlar da bizi tanımıyor

Kayıp danayı tuttuk

Örkledik

Bekçiler meşgul hesabı

Jandarma çağırdılar, tutanak

Jandarma döndü bana “sen namaz kılmaz mısın?”

“Seccade yok”, dedim

Başıyla uzo şişesini işaret etti

Burası Cunda birader, Sivas değil

Diye bağırdı Uçarı Hüsnü

Kendi gemisine kızıp baltayla batıran

“şapkanı ver bakim” dedi hemen

Benim kafamda daha iyi duruyor hesabı,

Sonra balıkçı adem geldi, kıyıda kupa

Sargos var biraz, ama en iyi niyetlisi balıkların

İskorpit

“sabah çorbası hazır”

Recep bağırıyor “yemeyin şu çilekleri”

Dikili çileği de yumruğum kadar

Bildiğin travesti çilek

Suyu var kokusu var tadı yok,

“işaret parmağımın ilk boğumundan iri olamaz çilek”

Diyor Recep ve enginar yiyor sapını kırmış.

Monika ki kocası ramazan

Akşamı çekiyor,

“çoban salatası iyidir”

Beş kiloluk uzo kıyıda mevzili

“en son ne zaman faşist dövdüm hatırlamıyorum” diyor Ramazan,

Kızıl bayrak çekmiş, iki de tilki yavrusu besliyor.

Cunda pek küpeşte

Ayışığı Manastırı’na gidiyoruz gece

Yalancı boğaza da marul doğramaya.