Ahlatların dikenleri batmış her yanına
Yavru daha, nasıl girdiyse ağacın dal budağına
Kan içinde tüyleri
Pek kızdık ağaca. Kesecek hâlimiz yok
“en azından dikenleri temizlesek” güzel kız, ama işte olmuyor böyle.
“öğrendi artık o, yaklaşmaz bir daha.” Alıp götürüyoruz paspartu’yu baytara
Gece koca gözlerini yumup uyuyor yanımda, kulakları benim kulaklarımdan küçük daha
Paspartu keçilerden ve tavuklardan korkuyor,
Jandarmalardan ve bikinili kızların kel, gözlüklü kocalarından
Ne vakit geçsek yanlarından, başka tarafa bakıyor,
Ahlat ağaçlarına dikkatlice yaklaşıp bacağını kaldırıyor,
Büyüyor, acıkıyor daha fazla, koşturup duruyor, tilki kovalamak sevdası
Geçen gün, ben diyim Çarşamba, pek neşesizdi
“yalnızlık” güzel kız, ama işte olmuyor böyle.
“tamam tamam”
Bir yoldaş buluyoruz yanına,
Arka denizde, tarlada ikisi koşar, devrim yaparlar masada kapağını kapatmadığımız şişelere
Sonra işte fırsat bize kurnazlığı, devrilen şişeler ardından kaçarak
Nasıl giriyorlar denize, zıplayarak
Sıcak tabi,
“devlet yok buralarda ne iyi” güzel kız, ama işte olmuyor böyle.
“az kaldı. gelirler.”
Havlıyor paspartu ve yoldaşı
Karanlıktan iki far çıkıyor, kahverengili adamlar
Bakıp geçiyorlar yalın,
“alla alla’h?”
Sabah gözüküyorlar tekrar
“bağlayacaksınız”, “ne diye?” soruyorum
“korkuyor sahildekiler, şikayetçiler. Ya bağlarsın ya barınağa götürürüz.”
Cunda’ya inip uzun çelik teller alıyoruz,
Tekini kıyıya kadar tarlanın enine,
Ötekini tarlanın tepesine çekiyoruz,
İki halka ucu, iki ip
“en azından iki yüz metre hareket şansları oldu işte” güzel kız, ama işte olmuyor böyle
“deniz uzakta kaldı.”
Köpeklere bile özgürlük yok,
Balıkları da tutuklarlar,
Oral seksi de yasaklarlar,
Rakı zaten anasının nikahı,
Pateriça’nın girişine bir gişe koyacaklardır,
Biletsiz girilmez diye,
Bunlar yasaklar diye diye diye
Güzel kız, ama işte olmuyor böyle.


