…şiirini, metnini eleştirmek mi, yazanını eleştirmek mi. yazanını eleştirmek mi yazanından nefret etmek mi. dairedir metin, etrafında tam tur atmadan hiç bir şey denilemez üzerine, dairenin tuttuğun -karşına aldığın yeri kadardır demeye çalışıp ta kızgınlıktan vakit bulamadığın. kentin yapısı gibidir şiir, içinde varlık süren öznenin bilinciyle ilinti-li-dir, biçim ve mekanikle olan bağıntıyı görebilmek gerekir, sıfır’ın daireyi anımsatması boşuna değildir, ayırt edicidir sıfır, varlık bulduğunda paniğe kapılmıştır avrupa, ve doğuda boşluktur elbette, Mallermé “kenar” derken Lao Tse’den almıştır belki de gerçekten çıkımı. biçimi görememek ve metafiziksel dokunun yoksunluğu zaten enteleküel bakının varolmaması demek olduğundan kişiler ehliyetsizleşir ve kuramadıkları cümlelerin kırık kelimeleri aslında ellerinden alınmıştır çoktan ve sadece hiçliklerine mekan bulmaya çabalamakta benlerini varetme derdine düşmektedirler -kendilerinde yokturlar. yersiz ve yurtsuz olanın üzerine lakırdayamaz kimse bunu bilen zaten bunu yapacak düşmüşlükte de değildir elbette. dairenin dışı okur için -ki eleştirmenliğe soyunan hiç’tir karşılığı burada- söz konusu olan sadece kör ile fil arasındaki hikayedir. akıl yoksunu yaralı ben şiire değil yazanına saldırır ve tuttuğu yere şiir der, filin hortumu da fil olur böylelikle. dairenin etrafında tam tur atabilmek inisyatik bir mertebe, yazın için de seyrü suluk edebilmektir. zordur. matematik bazıları için zorlu ve karmaşık rakamlar ve simgeler bütünüdür. dairenin dışı. sıfırın yoksunluğu…
[Şeyhmuz Ilıcalı kardeşimle yazışmalarımızdan…]


