taşkın bir asi’ye yataklık etmiştir amik
suçludur
fırat
iki yakasını bir araya getiren
köprüleri yıkmıştır
(denir ki:
taze gelinlerden aldığı gülleri
dicle’ye sunabilmek için terk etmiştir
doğduğu toprakları)
ha/van’da dövülen su
ha bağrımıza saplanan Ağrı
bin dereden su getirilmiştir
bingöl için
meşe var neşe yoktur dağlarında
Kamu bilir
hangi çoban hangi sevdayı gütmüştür
ve ölüm hiçbir zaman
sarıkamış’taki kadar soğuk
göstermemiştir yüzünü
kana kana içtiğimiz pınarlar da
kana bulanmış neden
kim gelip geçmiştir yaylalardan
zamandan başka
diyarbekir
bildiği her şeyi susmuştur…
(kork/mayın diye bağıran çocuk
bacaksızın tekidir artık)
ah doğum
———– sancım benim
kış görmüş
alkış görmemiştir
iç/in “Avunma Mevsimi”, Mayıs Yayınları, 1. b, İzmir – 2005, s. 46