Işığı kapat yansın mumu dünyanın
Peşimde rüzgâr önümde uçurum var
Gözümden düşen elması arıyorum
Geceyi günün yüzüne savurup
Bir daha asla diyorum asla…
Yalnız bırakmayacağım kendimi sokakta
Erisin dibine mum giyelim hayatı
Peşimde rüzgâr gözümden düşen uçurumu arıyorum
Yağmurda ıslanan demirin uğultusudur beni boğan
Çıkarıp attım tenime sinmiş ayrılıkların kokusunu
Veda armağanı olsun ömrümün hoyrat yüzlü bahara
Bahçenden çaldığım ıslığı hayata iade ediyorum
Mumum külünü görebilseydim severdim beni
Peşimde rüzgâr bir bardak suyun kıyısındayım
Beni dağıtacak dalgalar yok ufka karışmış bulutum
Paslı teller terliyor buz tutan avucumda, suskunum
Bir daha asla diyorum asla…
Çocukluğumu sokaktan eve çağırmayacağım
Hiçbir zaman yaşadığına pişman olmadı babam
Peşimde rüzgâr önümde susamış yapraklar
Üç kez baştan sona yürüdüm caddeyi
Bildiğim bütün şiirleri okudum
Aşk bir yaradır bende iyileşmeyen
Sahi ölünce uzuyor mu boyu insanın
Ey tanrı allahsan eğer geri getir geçen zamanı
Peşimde Azrail önümde yaşanacak yıllar var
Gözümden kayan yıldızı arıyorum
Vesaire ömürler satıyordu eskici bir kadın
Tutup kendime iki çaputluk gün satın aldım
————————— kasım 2000 – mart 2001
iç/in Yerdibi, Virtüel Yay., İstanbul-2002