————————————kapıyı açınca bir uzak köy
————————————nereye götürür bu durak beni.
I.
senin için ne ifade ettiğimi
anladıktan sonra
seni nasıl sevebileceğimi anladım.
unutulmaz izler bıraktın,
ruhumda gezinen meleklerin yüzlerinde
“ellerimiz!.. ikimiz de aynı suda serinlemişiz.”
II.
seni sahiplenmek oyunların en güzeliydi.
bir mavna fenerinde yanıp sönen yüreğim
senin berbat şiirlerini sevecek kadar
————————————serseri…
salacak’ın büyüğü arkasını döndü
çayıma iki kaşık kondu
kalbimden bir insan geçti
duygularını toparla sözlerini hatırla adlarını anımsa
kendine şöyle bir çekidüzen ver
ve ona sevdiğini söyle.
III.
siyah kapının solundaki yağmur borusunun altındaydı
incir ağaçlarının yapraklarında dolaşan boğaz vapuruna bakıyordu
onu yerden kaldırıp yuvasına yerleştirdiğimde
salacak’ın bütün kapılarını açtı bana
fikret içerde bekliyordu
———————–camlarda yanan sarayı işaret etti
istanbul bütün renkleriyle yürüdü üstümüze
sesimizi duyan kuşlar intihar ettiler.
IV.
ölümü öyle anlatmıştın ki
ölüme aşık olmuştum
seni dinlediğim şehre aşık olmuştum
olmuştum.
V.
patlat beni
üfle içime kendini.


