Home revue || dergi || review écrit İSTANBULUMUZDAMIYDIKNE?

İSTANBULUMUZDAMIYDIKNE?

42
0

ufuklar dönüyor akşama, bak ikimiz

bir ağızdan o şarkıyı en son

ne zaman söylemiştik?

 

aşkı tartardın ya balıkpazarı’na

hınzırca indirilmiş uskumru kanadında

çapari dönerdi,köprüden, gece düşerdi

çatana yoktu ama fenerbahçe vapuru

durmadan simit taşırdı muhteris martılara

iz koyardık ardından anaforunun

mavi tuz gezdirir gibi lakerda tabağında

görenler sarhoş derdi, oysa biz

köprünün kanatlarında şişe kırıp

alabildiğine yalan söylemiştik

 

üsküdar’a kızkulesi giydiren

tekfurun remilden korktuğu kadar

korkuyorum şiirinden, gerçek bu.

bazen dümdüz diziyorsun hani sunturlu

teyakkuzu dağınık dizelere

bazen ite-çeke teraziye sıklet bekletiyorsun

bir şey değil ki eklediğim yarım yamalak

kelimelere öfkeli derbeder alınganlık

bir şey değil kadı köyünden yalınayak geçen

hızır kovalıyışım

öyle oluyor bazen bastığı yeri yeşillendiren

adımlardan ürktüğümce ürkeğim şiirine

ne de olsa sorana kendimizi

kaltaban söylemiştik

 

sen istanbul’a bak kuleler arasından

acemaşiran besteler düzecek tanburi cemil

izak’ın kemençesi tarayacak yosunlu dubaları

alabildiğine taş plak,bir o kadar gam

sen istanbul’u yaz nasıl olsa vapurlar

haylaz çocukları taşıyacak mazot rengi sulara

bayat susamları dişdiplerinden ayıklayan kürdan bile

daha medeni bu balgamlı kaldırımlardan

küfretmiştik bir ağız dolusu şehremânetine

oy vermiş, sandık kırmış, nutuk düzmüştük öyle

hem falan hem filan söylemiştik

 

aşkın kantarını indir şimdi galata bizden yalancı

boğazkesen istiklale dayanan bir külhânî yanımız

çiçek pazarı’nda gül devşirmeye gidelim,gel

eyüp’te tazeleyelim imanı ve çayı

haliç’e yoksul ve kırılgan kürek izlerinden vav çizelim

tersânenin arkasında şâhidesiz pargalı

şişhane’de boyuna ölü memesinden süt emen

meyyitzade efsanesi

bunları yazalım ya, yazıyorsak şiire

ürkütüğümüzden öte yokuşsuz küheylan söylemiştik

yemin etsem belki kayda geçmez

inan söylemiştik.