zavallı amerika büyük elçiliğindeki gömüt
her ülkede mutlaka bir tane var bu kalelerden,
« dedi nihayet »
akşamları ben beklerim taksimin içinde çıkacak ağır kapitalisti
yağmurdan ve ıslanmaktan hoşlanmaz adamları ve kadınları
üstlerine başka ve sömürge ülkenin kirli bulutlarından damlayan
zehirdir onlar için, ne paris’e benzer memleketimin havası ne de london‘a
yelgergenler üşüşür bu lacivert sırtlı balıkların
suskun hevesiyle çınladığı çocuk yüzlerinde zıplayan neşeye
afrika’dır evet ve evet
afrika’dır
afrika’dır
fillerle, aslanlarla, kahverengi yüzlerimizle, çöl ve gergedanlarla, sırtlanlar
ve evet afrika’dır elmasın anavatanı
burada yükselen en görkemli kale amerikalıların evidir
ya
bizi sokmazlar kendimiz girmezsek eğer
ve evet afrika’dır ölümün gayretlisi
müthis bir eziyet içinde batar güneş
üstünde sıcak bir izi kalır gebelerin ağır ve uzundur
acıları, az önce evet buradan uzakta bir yerinde dünyanın
yazık oldu teröriste, cenazesine katılamaz kimse
çöp torbalarıyla atarlar çukura oysa
afrika’da
burada mezarlar evin bahçesindedir
saksılarda zakkumlar, cehennem çiçekleri ve iri kurnaz, korkak, şefkatli göz bebekleri
ekilidir cesetlerimizin yanında
burada, evimin iki metre karelik bahçesinde bayrak dalgalanmamaktadır
tek direk televizyon anteninindir ve televizyon cumartesi gecesi
iki kürek ve sekiz ekmek için bırakılmıştır tarihe
yazık oldu teröriste, kardeşim gibiydi
yüz altmış gram makarna ve unlu tezgahım olsaydı merdaneli
karnım daha da tok kalsaydı ve gece afrika’da
sokaklar olmasaydı batı tarzı
ben direksiyonun başında daha fazlasını, yakışıklısını, güzelini
saadetlisini, depresyonlusunu, horlayanını, ibnesini, oğlancısının en ihtiyarını
rahatça öldürmek isterdim kuşkusuz biraz hevesle ama tutkusuz
tanrım nasıl otururlar fakat her seferde
gel de öldürme bu hükümranları
kurulurlar koltuğa, kimliğinde özgür yazan bana söylerler
hayır ve evet gidecekleri yer geldikleri evdir
bu muazzam romalılar komutlarında şaşmaz bir tekdüzelikle
dillerini öğrenemedikleri memleketimin britiş yollarına aksamaz cüretle hesap keserler ve evet afrika’dır
afrika’dır
ölüm, keder, korku
bundan başka
yer ve gök çamurlu ellerimi temizlesin tanrım
sıcak kanıyla tereddütsüz katillerinin rüzgarın, denizin, ağaçların ve çocuklarımın
hep emirler veren katliamı için afrika’mın
şımarık bir amerika başkanı gelsin ve gece onu toprağımda boğup
boğup toprağımı yüzünde muazzam bir hayalin içinden doğarak
tahsil ve teeyyütte
sadece tek seyahatim yalın ve akılsız bir kez özgür kalsın diye
afrika
elmasın ve afrika ölümün ana vatanı ciddi münasebetle
en hafif cinayet romanındaki
hep uşaktır tarifiyle
çatışsın sadece bir defa afrika
katil olsun bu cinnetli cennetinde
şahane eziyetin



