düşünmek
alet kullanmak
üretmek
küçümsemiyorum bunları elbet
ama türümüzü ayırırken
diğer türlerden,
bunlarla hep başa baş giden
ve hep göz ardı edilen
şeydir, pişirmek …
çiğ yediğimiz
ne kadar az şey var bugün
bir düşünün,
hele
canlı canlı yediğimiz,
kaldı mı sahi ?
garip gelir bana hem
nasıl bir yemek ahlakı kuzum
öldürüp yemek medeniyet,
canlı canlı yemek vahşet
oysa tersi geçerli
aynını hayvan yapınca,
canlı canlı yemek
doğal bir hayvan hakkı,
ölü yemekse
leş yemek hayvan olunca
insan ahlakı işte
ne denir başka
canlı yemek deyince
favorim İstiridye,
cilalı taş devrindeki
atalarım gibi
yemeliyim onu ben,
ne yaptığını bilen
profesyön
eller tarafından hazırlanmış
ve şık bir törenle
önüme gelecek istiridyeyi
istemem
köhne bir balıkçı sığınağında
yemeliyim onu,
şiddetli yağmur
ve rüzgar olmalı dışarda,
denizci ve balıkçılarımıza
ehemmiyetle duyurmalı
saatteki şiddetini Poyraz’ın
Oşinografi dairesi
radyodan,
dev dalgalar dövmeli sahili,
vahşetin uğultusu dolmalı kulaklara
ve ben
ihtirasla açıp kabuklarını
dişlerimle ayırmalıyım kabuğundan,
direnen hayvanı
yutmazdan önce etini
tadına vararak
son salgısının,
şehvetle ezmeliyim
onu damağımda
ve ağzımda can vermeli
yumuşakça
işte o an
yuttuğum bir yudum
deniz
işte o an
tüm ahlaki kaygılarımdan
arınmış
ben,
vahşi hayvan
Ayhan !…
kıssadan hisse;
pişirmekmiş meğer,
medeniyet ….
büklüm sokak – aralik 2008



