“(…)
kaan ince.. yirmi iki yaşında, ankaralı bir şairdi.. bir gün, istanbul’a gelir.. en son, beni arar.. belki son bir kez.. ben, bulunmaz olurum o gün, nedense.. sonra güüp, atar kendisini, kaldığı otelin camceresinden aşağıya.. sonra öğrenirim.. kaan ince, henüz yirmi iki yaşındadır.. ve otelin ismi de: ümit oteli’dir.. ben bazenler derim ki: o gün keşke, ben bulunmaz yerine, ben bulunur olsaydım ve onunla buluşup konuşsaydım.. fakat nerden bileyim.. kaan ince ankara’dan gelecek, aklına en son bir kere beni aramak düşecek.. bir şey değişmezdi belki ama o değişmez olan ertelenebilirdi.
(…)”
Metin Üstündağ
iç/in “Baba beni başa sar ve biraz öyle dondur”, Denemeyenler, Sel Yay., 2.b., İstanbul-Şubat 2010, s. 252


