Home revue || dergi || review écrit “Kafada yazmak” üzerine iki alıntı

“Kafada yazmak” üzerine iki alıntı

46
0
031-iplak-deniz-iplak-ada-ergun_tavlan-alinti

[Çıplak Deniz Çıplak Ada] Yaşar Kemal 1990’larda söz ediyordu, bu isimde bir roman yazacağından. Daha eskisi de var: Bir Ada Hikâyesi dörtlüsünü daha 1973’te Abidin Dino’ya anlatmış. Belki okurlarının bazıları bilmiyordur, Yaşar Kemal romanlarını önce kafasında yazar bitirir; sonra arkadaşlarına anlatır, görüşlerini alır, sonra da kurşunkalemle kocaman bir deftere yazmaya başlar.

(Turgay Fişekçi, “Çıplak Deniz Çıplak Ada”, Cumhuriyet Portal, 10 Ekim 2012)

***

Sabahattin Ali’nin “yazma pratiği”nin kendine özgü bir niteliği var (…) sözünü edecek ölçüde içselleştirmediği konuları başkalarına anlatmıyor. Anlattıklarını da yazmadan edemiyor. Tanıyanların tümü bu özelliğinde birleşiyor. Mediha Esenel, şöyle yazıyor örneğin:

“Yapıtların önce kafasının içinde iyice hazırlandığını, kendisine bunu kâğıda geçirmekten gayrı iş kalmadığını, bu yüzden de gayet hızlı yazdığını her zaman söylerdi.”

Bir başka tanıyanı, Sevgi Sanlı da benzer şeyler söylüyor:

“…yanında(kine) yazmayı tasarladıklarını anlatmayı severdi. ‘Bir öyküyü değişik kişilere anlatırım. Her anlatışımda biraz daha gelişir. Kafamda hazır olunca da oturup yazarım.’ derdi.”

(…) Pertev Naili Boratav ise, çok daha kesin konuşur:

“…Hikâyeleri yazmadan önce, bütün ayrıntılarıyla yakınlarına anlatma, onun yaratma yönteminin başlıca niteliğiydi.”

(…) Eşi Aliye Hanım’ın tanıklığı da söylenenleri doğruluyor:

“(R)oman ve hikâyelerini yazmaya başlamadan evvel 5-6 ay not alır, kafasında onları hazırlardı. Neticede yazarken kafasındakiler birbiri arkasına kâğıda dökülebiliyordu sanırım.”

(Mehmet Ergün, “Sabahattin Ali’nin Yazamadıkları”, E dergisi, Nisan 2000)