
wroclaw strazburg
Kasım’ın başıydı; Polonya’nın dördüncü büyük şehri Wroclaw’daydım. Dondurucu soğukta, günlerden Pazar olduğundan yarı boş olan sokaklarda dolaşıyor, sonradan Mavi Defter adlı kitabıma girecek izlenimleri biriktiriyordum. Wroclaw 1945’e kadar Breslau adıyla Almanya’ya ait olduğu için yer yer hâlâ izleri görülebilen bir Alman geçmişi vardı. Sözgelimi, şimdi şehrin önde gelen kitaplıklarından olan bir yapının bahçesinde duran küçük bir anıt burasının eskiden Matthias Lisesi olduğunu bildiriyor ve okulun Birinci Dünya Savaşı’nda ölen, Franz, Karl ve Friedrich gibi adlara sahip öğrencilerinin bir listesini veriyordu. Almanların “Oder” dediği Odra’nın üstündeki küçük bir köprüye çıkınca parmaklıklardan bir dizi asma kilidin sarktığını gördüm. İlkin bunların bisiklet bağlamak için olduğunu sandım, ama Wroclaw’ın otobüsleriyle tramvaylarının arasında tek bir bisiklet bile gözüme ilişmemişti. Her şeyi ancak kilitlerden birisinin üstünde beyaz mürekkeple “Juras I
Kasia” yazdığını görünce anladım: bu kilitleri sevgililer birbirlerine bağlılıklarını göstermek için asmışlardı. Ama Kasia’yı seven Juras’ın kilidi hâlâ ilk asıldığı günkü gibi olsa da, öbür kilitlerin bir bölümü iyice paslanmış, kopmaya yüz tutmuştu. Güvendiğimiz her şeyin bir gün dağılıp yok olacağını gösterircesine köprünün kirişlerinin bile boyaları dökülüyordu.
Bütün bunların bana bir yararı yoktu: zamanın fazla açık ironisini kendim de fazla açık olmadan yazamazdım. Kitabım için daha uygun bir şeyler arayarak yoluma devam ettim, ama bir yandan da o kilitler aklımda kaldı.
Aradan aylar geçti; Mavi Defter tamamlanıp yayımlandıktan sonra bir gün Reha Yünlüel’in kısa filmi Cancer’ı izlerken bir defa daha dizi dizi kilitlerin asılı olduğu bir parmaklıkla karşılaşıp irkildim. Reha’nın görüntülediği kilitler henüz paslanmadığından benimki gibi bir endişeye kapılmadan onları filmine alabilmişti. Kendisine bu “sevgi kilitleri”nden söz eden bir not gönderdiğimde kilitlerin ne olduğunu bilen ilk kimsenin ben olduğumu söyledi. Şimdi benim kitabıma almaktan vazgeçtiğim sahneyle onun filmine aldığı sahne de garip bir tür kilitle birbirlerine bağlı.



