
Bahtiyar İSTEKLİ (SAHAF)
Röportaj: Sezai ŞENGÖNÜL
Sahaf sadece kağıt ve kitapları değil, yaşanmış zamanları
ve eski hayatları da eski kuşaktan yeni kuşağa taşır…
Sizi tanıyabilir miyiz Bahtiyar Bey?
1968 Yılında dünyaya geldim. Dedelerim, eski zamanlarda Çukurova’yla Kayseri arasında mevsime göre konup göçerek yaşayan Yörük Türkmenlerinden olup, Hükümetin iskân teşebbüslerine “Ferman Padişahın dağlar bizimdir” diyerek uzun süre direnmişler, geçen yüzyıl ortalarına doğru yerleşik hayata geçerek, mezkur İlbistanlı köyü’nde iskan olmuşlardır.
Tahsil hayatım, memleketimden başlayıp İstanbul’da M. Ü. Basın Yayın Yüksek Okulu’nu bitirinceye kadar devam etti.
“Sahaf’’ sözcüğünün sizdeki karşılığı nedir?
Sahaf, eski kitaplar alıp satan esnafı tanımlayan bir sözcüktür. Kitap yanında eski fotoğraf, mektup, resmi yazışma-evrak, harita, kartpostal, hat yazıları gibi pek çok kağıt aksamı, eskiye ait malzeme sahafın ilgi alanına girer. Sahaf bunları umumiyetle eski kuşaktan alarak yeni kuşağa aktarır. Aktarılan sadece kağıtlar, kitaplar değil, onların üzerinde taşınan yaşanmış zamanlar, eski hayatlardır da. Bunların alınıp, incelenme ve tanımlanma aşamasında sahaf bazı tecrübeler, bilgiler ve hislerle tanışır. İşte sahafın ayrıcalığı burada yatmaktadır. Ayrıca, sahafın müşterisi entelektüel özellikler taşıdığından bu bir şekilde sahafa da sirayet eder çünki; bu ilişki kuru bir al-sat ilişkisi değildir. Tabii bu söylediklerim “sahaf” sözünün içini doldurabilen sahaflar için geçerlidir. Günümüzde sadece ikinci el kitaplar alıp satan herkese sahaf denmektedir ve bu yanlış kullanım maalesef sahaflık tabirini sığlaştırmaktadır.
“Sahaf olma” hikayeniz…
Benim sahaf oluşumun geri planında çok küçük yaşımdan beri kitaba olan merakımın büyük payı vardır. Daha ilkokul yıllarımda evde bulduğum Karacaoğlan, Kerem ile Aslı, Dadaloğlu, Köroğlu gibi kitapları büyük bir heyecanla okurdum. Kadirli’de ortaokula başladığım zaman hiç unutmam Çamlıkahvenin Savrun tarafı karşısındaki yolda metruk bir binanın önünde oldukça ihtiyar bir amca sergi üstünde kitaplar satardı. Bunlar Battal Gazi Destanı, Hazreti Ali’nin Kılıcı, Karacaoğlan, Sürmeli Bey ile Senem gibi halk edebiyatı kitaplarıydı. Her fırsatta yolumu buraya düşürür, param varsa bir tane alır okur, param olmazsa başında dikilir uzun uzun seyrederdim. Öğrenciyken en büyük heyecanı biriktirdiğim harçlığımla kitap almakta bulurdum. Lise yıllarımda okul kütüphanesinde bulunan dünya klasikleri serisini okuyup bitirdiğimi hatırlıyorum. Üniversiteyi kazanıp İstanbul’a gelince, yolumun ilk düştüğü yerlerden biri de sahaflar ve eski kitap satıcıları oldu. Burada, hurdacılardan ucuza kitap temin etmenin yolunu öğrenmiş olmam büyük bir avantaj sağladı. Bu konuda Lütfi Bayer’e çok şey borçluyum. Onu burada anmadan geçmek vefasızlık olur.
Hurdacılardan çok ucuza aldığım kitapları inceleyip okuduktan sonra hafta sonları Kadıköy’de sergi açarak satıyordum. Bu şekilde okul harçlığımı çıkartmaya başladım. Kısa sürede bu işe iyice merak saldım ve daha okul bitmeden kendimi kitaplarla dolu bir dükkan içinde buldum. Tam yirmi sene önceydi bu ve ben halen kitaplarla dolu bir dükkan içindeyim.
İyi bir sahaf, belli bir alanda mutlaka söz söyleyebilecek vasfa sahip olmalıdır
Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’nin en iyi 10 sahafından biri olarak ilan edilmiştiniz. Hangi özelliklerinizden dolayı bu listeye girdiniz?
Bu oldukça netameli bir konu aslında! Sahafları bir listede iyi – kötü sırasına koymak doğru bir şey mi bundan emin değilim. Her sahafın kendine göre iyi olduğu alanlar, zayıf olduğu konular vardır. Mesela bir sahaf dini konularda son derece bilgili, bu alandaki literatüre vakıf, fakat tarih, edebiyat gibi alanlarda zayıf olabilir. Veya tam tersi de olabilir. Ama iyi bir sahaf olmanın şartı mutlaka belli bir alanda söz söyleyebilecek vasfa sahip olmaktır.

Bu tür belgeleri her sahaf anlamlandıramaz sanıyorum, dil ve tarih bilgisi vb. kıstaslar gerekli değil mi?
Tabii ki… Bunları anlamlandırabilmek için iyi derecede Osmanlıca okumanın yanında belli bir düzeyde tarih bilgisine de sahip olmak gerekir. Bir belgenin ne olduğunu anlamak yetmez, onu tarihte bir yere oturtup, ne bakımdan nasıl bir önem arzettiğini müşteriye izah etmek lazımdır. Basılı kaynak olan kitaplar bir şekilde bir yerlerde ulaşılır vaziyette bulunurken doküman türü şeyler çoğu zaman tek ve üniktirler. Ve bazen bir mektupta çıkan bir bilgiyle tarihteki bir yanlış düzeltilebilir veya bir eksik tamamlanabilir. Ben bu alana “belge sahaflığı” diyorum ve özel bir önem atfediyorum.
Size ulaşan belge, evrak ve kitapları nasıl ve nereden temin ediyorsunuz?
Sahafların rutin bir kaynağı yoktur. Yani sattıkları şeyleri gidip alacakları hazır bir kaynak yoktur. Bazen müşterilerinden, bazen antikacılardan, bazen eskicilerden, bazen tesadüfen oradan geçen birinden bir şeyler düşme olasılığı vardır. Sahaf yıllarca satış yaptığı müşterisinden bir gün sattığı şeyleri geri alabilir. Esnaf arasında alışveriş de sıkça olur. Her sahafın kendine göre farklı müşteri profili olduğundan bir sahaf kendi müşterisine göre başka sahaftan alım yapabilir. Aslında burada satılan maldan ziyade satıcının kimliği ön plana çıkar çoğu zaman. Yani aynı malzemenin iki değişik sahafta satışı çok farklılık arzedebilir. Diyelim ki bu iki sahafın müşterisi de aynı olsun, bu müşteri bir sahaftan yarı fiyatına almayacağı bir şeyi başka bir sahaftan iki katına satın alabilir. Burada sunum ve satılan şeyin refere edilmesi çok önemlidir. Tabii bir de satan kişiye duyulan güven ve itibar. Yani burada normal bir alım-satımdan daha öte şeyler işler.
Mustafa Kemal’in, Sultan 2. Abdulhamid’in mektuplarına rastladığım oldu…
Yapmış olduğunuz bu meslekte, maddi ve manevi değeri yüksek olan, hayatınızda size gelen en önemli şeyler nelerdir?
Maddi değeri yüksek ve son derece önemli mektuplar oldu. Örneğin Mustafa Kemal’in, Sultan 2. Abdulhamid’in mektuplarına rastladığım oldu. Bunlar hem oldukça pahalı şeyler hem de muhtevadan ötürü heyecan verici olabiliyor. Böyle bir mektupta yazanın dünyasına daha özel bir açıdan bakabiliyorsunuz. Ayrıca yazan kişinin o kağıdı bizzat tutmuş olması ayrı bir heyecan sebebi.
Sahafların müşteri profili hakkında bilgi verir misiniz?
Sahaf müşterisi genellikle okuyan – yazan belli bir kültürel düzeyi olan insandır. Akademisyenler yanında bir tecessüsü olan her düzeyden insan sahaf müdavimi olabilir. En önemli özellikleri sanırım merak sahibi olmaları. Müşterilerim arasında ilkokul mezunu olup da çok kitap okuyarak kendini çoğu profesörden daha iyi yetiştirmiş olanlar var. Bunlara kanımca “alaylı aydın” demek uygun olur.
Sizce insanlar neden bu tür eserlere sahip olmak istiyorlar, sizin sattıklarınıza yani?
Sahaf müşterisi satın aldıkları malzemelere göre tanımlanacak olursa iki gruba ayrılabilir: Birincisi, okumak ve bilgi sahibi olmak için gelen müşteri, ikincisi de koleksiyoncu. Koleksiyoncular da çeşitlere ayrılabilir tabii. Sırf almak, sahip olmak için alanlar olduğu gibi aldıklarıyla bilgi ve kültürünü geliştirenler de var. Ama koleksiyonculuğun temelinde sahip olma duygusu yatar. Sahiplenmeyle, özellikle de kimsenin eline geçemeyecek özel şeylere sahip olmakla farklı bir tatmin duygusu yaşanır. Bir de araştırmacı ve yazarlar vardır ki bunlar da aldıkları şeyleri üzerinde çalıştıkları konularda kullanarak kitap, makale halinde toplumla paylaşırlar. En saygın müşterilerimiz bu çerçevede olanlardır.
Bir tarihte Hürriyet Gazetesi’nde Türkiye’nin en iyi on sahafı diye bir araştırma yazısı çıkmıştı. O listede yer almış olmamdan ötürü bu soruya muhatabım galiba. O listeyi hazırlayanlara yukarıdaki gerekçelerle karşı çıkmıştım ama jüride yer alanların ısrarı sonucu mülakatı kabul etmek zorunda kalmıştım. Orada da belirttiğim üzere benim diğer sahaflardan farkım kitap yanında tarihi belge türü malzemeye özel bir önem veriyor olmam. Osmanlı dönemine ait mektup, hatıra defteri, doküman türü yazışmalar her şeyden önce benim merakımı celbediyor ve diğer sahaf arkadaşlardan da bu tür malzemeleri toplayarak değerlendiriyorum.
Sahaf – müşteri ilişkisi nasıldır?
Sahaflar müşterisine göre farklı yaklaşım gösterebilirler. Rastgele bir sahafa girip aradığınız bir şeyi bulsanız bile almanız mümkün olmayabilir. Ben ilk defa gelen bir müşteriyi önce bir ölçer tartarım, ciddiyetini anlamaya çalışırım. Öyle elimde bulunan her şeyi herkese satmam, satamam. Satacağım kişinin satacağım şeye isteyeceğim fiyatı verecek olması satmam için tek şart değildir. Müşterinin satacağım malzemenin değerini anlayacak, kıymetini bilecek özellikler taşıması lazımdır. Bundan emin olduktan sonra ancak satış aşamasına geçebilirim. Bunun nedeni, sattığım şeyleri seviyor olmamdan dolayı onlarla duygusal bir bağ kurmam ve benden sonra sağlam ellere geçmesini istememdir.
Bunu bilen müşteriler sahaflarla dostluk ilişkisi geliştirmek isterler. Sahaf bir defa birini tutarsa ona her zaman ayrıcalık tanır ve eline geçen şeyleri ilk ona haber verir. Bu durum müşteri için çok önemli bir şeydir. Böylece sık sık sahaf dükkanına gitmeden orayı takip etme imkanını yakalamış olur.
Müşteri portföyünüzü genişletmek ya da mevcutları memnun etmek için nasıl bir çaba sarfediyorsunuz?
Sahaf müşterileri bilgi ve kültürü yüksek, entelektüel kişilerden oluştuğu için sahaf bundan istifade ederek kendini geliştirmeye çalışır. Bu durum sahaflara önemli bir avantaj sağlar. Kendisinden bir şeyler öğrenebileceğim müşteriyi hoş tutmak ve onu dükkanıma çekebilmek için seveceği şeyler bulup ona sunmak isterim. Böyle kimselerle aynı mecliste bulunmak, sohbetlerinden istifade etmek kitaptan öğrenilenin çok daha ötesinde şeyler öğretir insana. Örneğin bu akşam dükkanımda İstanbul’un önemli saraylarından birinin müdürü vardı ve muhabbet o kadar keyifliydi ki, saat gece on ikiye kadar sürdü.
20-30 yıl önceki sahaflık ile günümüz sahaflığını kıyaslar mısınız? Teknoloji’nin gelişmesi mesleğinize nasıl yansıdı?
İnternet kullanımının yaygınlaşması sahaflık üzerinde oldukça olumsuz bir etkiye yol açtı. Yukarıda bahsettiklerimden de anlaşılacağı üzere sahafın mekanında oluşan ortam farklı bir özellik arzetmekteydi. Burada yapılan konuşmalar, bilgi alışverişleri, paylaşımlar oldukça istifadeli olmaktaydı. Şimdi internetten kitabı tutmadan, sahibiyle konuşmadan satın almak mümkün. Satıcı için de kitabı satmak için bilgi ve sunumun pek gereği kalmadı! Kitap hakkında yine internetten bulduğu bilgileri kes – yapıştır yöntemiyle ekleyerek sunuyor alıcıya. Bu da klasik sahaflık kavramını ciddi şekilde tehdit eden bir şey.
En ilginç bulduğunuz müşteriniz ve özelliği?
Merhum Metin Erksan idi. Eskiden haftada bir gün uğrardı dükkanıma. Her konuda hayran olunacak derecede malumat sahibi bir insan. İlginç bulduğum özelliği, sevdiği bir kitaptan ne kadar bulursa hepsini alırdı. Örneğin Sabri Esat’ın Cyrano De Bergrac tercümesinden ben Ona en az yirmi nüsha satmışımdır.
Sahafların müzayedecilerle nasıl bir bağlantısı vardır?
Ara sıra kitap müzayedeleri yapılıyor. Geçmişte birkaç defa ben de yapmıştım. Eskiden yapılan kitap müzayedeleri daha güzel olurdu. Her gelir seviyesinden insanların katılıp alabileceği kitaplar sunulurdu satışa. Şimdi ise daha çok antika kitaplar için müzayedeler düzenleniyor ve üst düzey gelir sahibi, özellikle de koleksiyonculara hitap ediyor. Bazen antika müzayedelerinde de kitaplar kendine yer bulabiliyor, özellikle de müteferrika baskısı veya Avrupa’da basılmış özel kitaplar.
Sahaf olmak bir insanın sosyal hayatına ve kişiliğine nasıl yansır?
Sahaflığın insanı gündelik hayat rutinlerinden kopartan bir yanı var. Çoğu zaman gündemden kopuk yaşar sahaf. İleri aşamada sahafa yeni olan, güncel olan hiçbir şey zevk ve heyecan vermemeye başlar. Ben, yeni çıkan kitap alamam mesela. Alacağım kitabın en az elli senelik falan olması gerekir. Şimdilerde artık Latin harfli olanlar hiç heyecan vermemeye başladı. Artık sadece Osmanlıca kitaba verdim kendimi.
Eskiyle haşır neşir olmak, sahafın hayata bakışını da derinden etkiler. Yüzyıllar önce yaşamış insanların kitaplarını, fotoğraflarını, mektuplarını, hatıralarını alıp satan sahaf, kendine ait şeyleri de bir gün başkalarının alıp satacağını hissederek yaşar. Terekelerini aldığı insanlarla empati kurmaya başlar.
Terekesini aldığım öyle insanlar vardır ki; gidip, mezarını bulup Fatiha okumuşumdur!
Biraz ayrıntıya girecek olursak…
Bazen kendini sanki onların bir yakını, bir akrabası gibi görür. Benim öyle terekesini aldığım insanlar vardır ki gidip mezarını bulup ziyaret ettiğim, Fatiha okuduğum olmuştur.
Hatta bazen, bazen hikayesi olan bir fotoğraf vardır sahafın elinde. Eski, asırlık bir kadın fotoğrafı. Onun kimsenin okumadığı hatıraları geçmiştir sahafın eline, ya da mektupları. Sahaf O’nun dünyasına girmiştir, O da sahafın. Evet, bir aşktan bahsediyorum, hayatta olmayan bir insanın fotoğrafına olan aşktan. Sahafın aşkından.
Meslek hayatınızda ya şu benim zevkim diyerek kendinize ayırdığınız bir şeyler var mı? Ya da bir şey üzerinde kolleksiyon yaptınız mı?
Elbette. Ben iyi bir Adana koleksiyoncusuyum. Yıllardır Adana ve Çukurova Bölgesiyle ilgili kitap, fotoğraf, kartpostal, evrak ne bulduysam topladım, topluyorum. Elime, benim ilginç bulduğum bazı şeyler geçti. Yine bir başka şey, 1940’larda Kadirli’den “Savrun Eczanesi” antetli zarflar içinde İstanbul’da yaşayan birine yazılmış mektuplar var elimde. Bunlardan daha önemli ve ilginç olanı, 1930’larda Kadirli ve civarında eşkıya tedibiyle ilgili belgeler. Dahiliye Nezaretiyle bölgedeki jandarma komutanlığı arasında cereyan eden bu yazışmalarda köyümde çocukken hikayelerini dinlediğim, dedemin evini basan, malını mülkünü gasp eden eşkiyaların takibi ve imhalarıyla ilgili bilgiler var bu belgelerde. Yıllar önce alıp koleksiyonuma katmıştım.
Tarihe aşina birisi olarak, geçmişten günümüze sizi etkileyen şahsiyetler var mı?
Hz. Muhammed (S.A.S.), Cem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman, İbrahim Müteferrika (Türkiye‘de matbaacılığın kurucusu), Sultan 2. Abdulhamid (Modern Türkiye‘nin kurucusudur nazarımda), Mustafa Kemal Atatürk (Bence oldukça trajik bir şahsiyet, halen gerçek biyografisi yazılamamış ve anlaşılamamış biri diye düşünüyorum).
Hangi tür müzikler ilginizi çeker, neler dinlersiniz?
Klasik müzik dinlerim, Türk ve Batı klasiklerini. Mozart ve Beethoven vazgeçemeyeceğim iki isim. Bizden özellikle Münir Nurettin’i çok severim; beste ve yorumlarını. İnci Çayırlı da çok sevdiğim bir yorumcudur. Bunun dışında severek dinlediğim pop müzik sanatçıları da var: Şebnem Ferah, Özlem Tekin gibi…
Şiir ve edebiyat dünyasından kimleri beğenirsiniz?
Rus romanını çok beğenirim; Dosteyevski, Gogol başlıcaları. Batıda Varoluşçu yazarlardan Sartre, Camus, Kafka çok okuduğum ve etkilendiğim yazarlar. Bizde: Necip Fazıl, Kemal Tahir, Cemil Meriç, Sezai Karakoç, Attilla İlhan, Oğuz Atay, Edip Cansever sevdiğim mütefekkir, şair ve edebiyatçılardandır.
Bu mesleği yaparken yaşadığınız enteresan bir anınız?
Senelerce evveldi. Bir gün telefonla bir kadın aradı beni ve satmak istediği kitaplar için evine çağırdı. Kalamış civarında bir adres verdi. Gittim. Ev eski eşya ve antikalarla dolu. Bir odada kolilenmiş kitaplar. Kadın bir yandan eşyaları topluyor, sarıyor. Ben kitapları inceledikten sonra, “işime yarar, ne fiyat düşünüyorsunuz” diye sordum. “Fiyatı siz belirleyin” dedi. Çok güzel kitaplar vardı, kaçırmak istemiyordum. İyi bir teklif yaptım, alabileceğim fiyatı söyledim. Kadın birden ağlamaya başladı! Şok olmuştum, ne yapacağımı, ne diyeceğimi şaşırdım. Ve bana “sizden bir para istemiyorum, alın götürün bu kitaplar sizin olsun” dedi. Şaşkınlığım bir kat daha arttı. “Ama neden?” diye sordum. Meğerse benden önce bir antikacıyı çağırmış, antikacı bütün eşyalara – kitaplar dahil – benim sadece kitaplara verdiğim tekliften daha az bir para teklif etmiş! Babasının kitaplarıymış, babası yakında ölmüş ve eşyalarını tasfiye ediyormuş. Anladım o zaman, muhtemelen babası kitapları çok seviyordu ve kızı da değerini, kıymetini bilecek birine gitmesinden mutlu olacaktı. O kitapları hediye olarak aldım ve çoğunu satamadım, hâlâ kütüphanemde hatırasıyla dururlar.
kaynak:
birlesikbasin.com/mektupta-cikan-bir-bilgiyle,-bazen-tarihteki-bir-yanlis-duzeltilebilir-19187h-p1.htm
![untitled / isimsiz [068-045] 068-2nf-cayla_emre-untitled-068-045](https://bachibouzouck.com/wp-content/uploads/2015/11/068-2nf-cayla_emre-untitled-068-045-238x178.jpg)
![untitled / isimsiz [064-066] 064-2nf-turan_esin-untitled-064-066](https://bachibouzouck.com/wp-content/uploads/2015/07/064-2nf-turan_esin-untitled-064-066-238x178.jpg)