hayatın ömrüme çizdiği resimlere bakıyorum
paranın ve sopanın arsız iktidarı. suçu gizleyen servet
hapishaneler kışlalar üniversiteler kömür ocakları
toplum parazit istiyor: haydi sahneye çık
ah… kendini yenileyerek tekrara dönüşen hikmet
müphemin sonu. hepsi ve hiçbiri. kötülük ya da iyilik
hakimler savcılar adliye psikiyatri
fırıldak üzerinde çevrilen fırıldak. topacın kopan ipi
ah… doğmanın dizginlenemez ânı
hep çocuk kalmanın imkânsızlığı
sürekli ertelediğimiz varoluş tatmini
yetişkin olmanın incinen duyarlığı
efendi ya da köle olmaya namzet manasız arzu
ah… mekânın kuşatmasını esas alan yenilgi
hayatın ömrüme çizdiği resimlere bakıyorum
zamanın sıradanlığına anlam vermenin beyhude çabası
hapsedici sürekliliğin yapıbozucu ahengi
niyete kıyam gerek. gayeye vesvese. kine delalet
ah… her şeyi tırmalayan şer kıyamet
adazede geziyorum yelkenim sularda
unutuldu sıratın ustası olduğum
köprülerden geçmeyi bilmediğimden söz ediliyor şimdi
şehirlerin içinde sönen nehirlere döndüm
ah… tüketim çılgınlığına yenilen mutsuz uygarlık
hayatın ömrüme çizdiği resimlere bakıyorum
yalnızlığım metelik etmiyor
har vurup harman savurdum aşkı
sebeplerden hiçbiri yakar beni diye avuttum kendimi
zarar hanemde açılan güller bile soldu
yaşamak telaşında bıçkınım artık
adana’da bir yaz akşamı sonu
gümüşata döndüm yalnızlığımı
‘bu yaşam romanında ayraç kim’
vah benim sahteye esaslı aldanışlarım
vah dünyaya armağan şer kıyamet
hanem melek girmez caddesi olalı beri
şen değil
şen değil benim hâlim
acıyı taşımanın ustası ezilmiş halklar gibiyim
————————— adana-sivas 2003
iç/in Livar, Kibele Yay., İstanbul-Haziran 2009