Home revue || dergi || review écrit metin eloğlu

metin eloğlu

37
0

« 341. gün

 

Garip’in nesebi sahih tek çocuğu Metin Eloğlu 1950-1955 yılları arasında hemen bütün genç şairleri etkilemiştir. Bu etkiler 1960’a kadar da sürdü. Şiirimizin gelişiminde bir Eloğlu ışığı da var. Türkçeyi dışadöndürme işinde zaman zaman ustalarını da geride bıraktı.

1960’tan sonra Metin’in şiirinde bir değişme başlar. Hatta, bir değişim.  Türkiye’nin adresi bu değişimin ara kitabıdır. Toplumun içinde söz alan şair, bu kez kendisi, önce söz, sonra deyim yerindeyse, çiçek olarak doğanın içinde dönmeye başlar. Daha sonra da biyolojinin…

Şiirinden söz ediyorum elbet. Orası bir kent mi, belli değildir. Gözleri de bozulmuştur bu döneminde; nesnelerin sivri köşelerini göremez. Sözcüklerin uçlarını değirmi yapma özlemindedir. Yergi, yerini tuhaf bir sevecenliğe bırakmıştır. Ressamdır. Yine de çalışması bir kolaj çalışması. Matisse’nin son yıllarındaki çalışması gibi.

Şiirinden söz ediyorum. Resimlerini pek göremedim. Gördüklerimi de fazla sevemedim.

Metin’le baştan beri birbirimize ısınamadık. O, ne düşünürdü bilmem; ben, şimdi ters bir laf edecek diye hep ürkmüşümdür ondan. Birkaç kez birileriyle yumruk yumruğa gelecek kadar işi ileri götürdüğüne tanık oldum. Bu yanıyla da etkilemişti bizim kuşak şairlerini.

1950-1970 boheminin soyadı Eloğlu’dur. Şiirinin olduğu gibi, tavrının da öykücüleri, karikatürleri ortaya çıktı. Bunlar arasında ünlü şairler de var.

Metin üzerine çok şey yazılacak.

Sapına kadar şair.

Delikanlı. Ödünsüz. İstanbullu. »

 

Cemal Süreya

iç/in Günler, YKY, 2.b., İstanbul-Nisan 2002, s. 149