Home anthologie des poètes vivants || yaşayan şâirler antolojisi || living poets anthology şafak, halim [1962] ömrüm ben seni yine yaşadım sayıyorum

ömrüm ben seni yine yaşadım sayıyorum

33
0

gece kim çıkıp geldiyse yağmur yağdı
ıslandım odadan odaya koştum

uzak  bir kenti hatırlıyor gibiyim
aklımda sokaklar caddeler evler
kapı önlerinde  hoparlörler ölümden mi söz ediyor
yoksa ben mi duymakta zorluk çekiyorum

hayat yeknesak olan ne varsa bana bıraktı
eğri büğrü yollar evlerin arasında  kayboldu

ölümün sesi benim duyduğum
hangi duvara dayansam hemen üstüme yıkılacak
kapıları kapatmanın hiç faydası yok
gurbet kilitsiz evdir daha çok yol
kederden başkasını bilmez mezarlıklar
çiçekler çoktan soldu destiler kırık
annem kapı önünde kardeşlerim dağıldı
babam askerlik fotoğrafından bakıyor

sigaranın dumanı acımın derin soluğu
içime çektikçe ceren kapıda beliriyor
ben ona gülümsüyorum yüzümden belli
belirsiz  hüzün  giriyor aramıza sürekli

acıdan söz eden insanım bu gün nerem ağrıdı
muhakkak kalbimdir gece olunca başkasını bilmem
yağmur yağıyor  çiçekler hala balkonda
çocukluğum şimdi bir yerlerden çıkar gelir
ben oturur onu dinlerim eski  evden beri
yıkılmış  duvarın ayakta kalan yanıyım

uzak kente yağan yağmur  kesildi
pencere camlarının buğusu  hangi kadının
ellerinde  serinlik bırakıp gitti
nereye giderse  buğusu bana kalır soğuktur
hayat yaşını başını çoktan aldı gün aydın
işgal altında  hatıralarım fotoğraflar yangında
kül olmuş savrulup duruyor etimi
buruyor hayata ilişkin hatırladığım ne varsa
çürüyor evler yanık et kokusu

annem içeri girdi kardeşlerim kim bilir  nerde
tanımadığım  oda bilmediğim  pencere
bana baksın dursun yağmuru içeri buyur etsin
arkadaşlarım geçmişini çoktan unuttu
çoluk çocuk iş aş dünyanın bin bir hali
babam  meşe ağacının gölgesinde yüzü
duvara dönük sigarası yarım kaldı

ben arkamda bir bahçeyi bırakıp geldim
ev yıkıldı yapıldı yıkıldı yapıldı yıkıldı
tahta masa sandalyesini  düşmesin diye tuttu
ayna kendisinden başkasını göremez oldu
sokak çeşmesi söğüt ağacının altında
zakkum büyüdü artık koca ağaçtır annem
onu iki günde bir suluyor yağmurda
dökülen asma yapraklarını topluyor hayat
kapısının önünde upuzun bir yol
kime çıkar kim bilir

ömrüm ben seni yine yaşadım sayıyorum!

——————– iç. « kendini kanatan », 2004