——————– -emine gönül’e-
——————– -sol elimi bağlayıp duran mustafa onur’a-
ben yaşamasını hiç bilmedim hayat
sol eli bağlanmış “çırpı” çocuktum
kara tahtanın önünde çoktan öldüm
hâlâ orada gömülüdür bedenim
baksanız sol elim omzumdan kesiktir
sevdim sevmesine ama her şey özürlü
bana o hayatı yaşamak kaldı ne yapsaydım
sol elim ben seni her gün kesip durdum
kan içinde bıraktım yaşadığım dünyayı
kan ağacı bir ömrüm oldu benim gezgin
kendimle köyler kasabalar şehirler arasında
insanlar evler arasında gittim geldim gittim geldim
yaşamasına yaşardım ama sol elim
hâlâ arkamda bağlı duruyor inliyorum
biri çözse zemberek boşalır belki
yaşamak için bir şey kaldıysa geriye
kadının biri beni artık zor tanıyor adı emine
fesleğenler topladı kahve pişirdi
ben gözünün içine baktım evinin önünde
kendini taşımakta zorlanan bir ömür
bakıp durdu yaşamakta sanki ne varsa
“dün dağlarda dolaştım evde yoktum”*
içi boş mermi kovanları topladım
kan kokuyordu kokladığım her şey
kirlendim sulara girdim çıktım
gidip duruyorum kaybolmak yerine
hatıralar topluyorum yolda lazım olur belki
unuttuğum bir ömürden sonra bardağımda
hiçbir şey bırakmadım anladım anladım
bu hayat yaşamaya hiç gelmiyor her gün
sol elimi omzumdan kesip bırakıyor beni
ortalık yerde bağırıp duruyorum kısık sesle
“ne olur ses versin biri” öleceksem öleyim
benimkisi incinmiş hayatın ağrısı
bir kanamasını öğrenmiş nasılsa
kimi sevsem ellerinde ölüyorum
uzayıp giden yalnızlık mıyım ki ben
gece olunca kimse çıkıp gelmiyor
ömrümün hiç imlası olmadı benim
konuştum durdum boyna
neyi yaşadımsa yaşadım
yara zamanı çoktan geçti
ben artık gideyim!
*ilhan berk
——————– 28 ağustos 2004, cırlavık
——————– iç. « bağırıp çıkacağım bu hayatın içinden! », 2006
