“(…)
Yalnız bir gün Ataç’ın beni görmek istediğini, çağırdığını söylüyorlar. Tabii hemen gidiyorum. Bir pastanede buluşup sonra yürüyoruz. Aralıksız sorular soruyor. İyice sıkılıyorum. İnatla, söyleyeceklerimin tam tersini söyleyerek konuşmayı sürdürdükten sonra, oturduğu evin kavşağında ayrılıyoruz. Arada evine uğramamı öneriyor. Ama bir daha karşılaşmıyoruz. Yazılarını o kadar sevdiğim bir yazarın kimliği beni ilgilendirmiyor, kısaca ısınamıyorum Ataç’a.
(…)”
Edip Cansever
iç/in Gül Dönüyor Avucumda, Adam Yay., 5.b., İstanbul-Aralık 2000, s. 29


