Home autres revues imece S. 26 / Eylül – Aralık 2001 – KUŞATMADA

S. 26 / Eylül – Aralık 2001 – KUŞATMADA

54
0

Şair insandır ve her insan gibi öteki insanlarla, doğayla, zamanla, yaşadığı yerle –   yuvasıyla, köyüyle, kasabasıyla, kentiyle, yurduyla, yurdunun komşularıyla, tüm dünya coğrafyasıyla-, iklimle, işiyle, işyeriyle, nesnelerle, doğadaki canlı ve cansız varlıklarla, aygıtlarla kuşatılmıştır.

Kuşatanlar, kuşatmanın ve kuşattıklarının farkında değildirler; ama, kuşatılan, kuşatmanın ve kuşatıldığının farkındadır. Bu farkındalık  ya verili olanı kabullenerek, tutsak oluşla ya da verili olanla çatışarak, tutsaklıktan kurtuluşla kendini gösterir.

Farkındalık tutumundaki, tutsak oluş ya da tutsaklıktan kurtuluş tercihi, süreç içinde bilinçlilik konumuna gelir. Kuşatanların kendi konumlarını dile getirme olanakları yoktur, dilsizdirler çünkü. Kuşatılanlarınsa, tam aksine, kendi konumlarını, ister tutsak oluşu ister tutsaklıktan kurtuluşu tercih etsinler, dile getirme olanakları vardır; dilleri vardır çünkü.

Farkındalıklarını dile getirme olanağı yaşamak ve tanıklığı içerir. Şair yaşadıkça tanık olur, tanık oldukça yaşar, yaşadıkça dile getirir, dile getirdikçe tanıklığı kanıtlanır.

GÖMÜLÜ LİMAN (*)

Şair oraya varıyor
sonra ışığa dönüyor şarkılarıyla
ve onları çevresine saçıyor

Bu şiirden
bana kalan
o hiçliği
tükenmez gizin

(Giuseppe UNGARETTI)

Ungaretti’nin Gömülü Liman’ındaki “giz” hiçliği imlese bile özünde kuşatmanın içeriğini göstermiyor mu okura?

Kuşatmanın niteliği sürekliliğidir. Şair, kuşatmanın farkındalığını gündelik yaşamda diğer insanlar gibi -gerek tutsak oluşu tercih edenlerle gerekse tutsaklıktan kurtuluşu tercih edenlerle- dili ile konuşarak gösterir; diğer insanlarla paylaşılan bu özellik kuşatanlarla ayırt edicidir, diğer insanlarla yani kuşatılanlarla şairi ayırt eden ise şiirdir. Şiir, şair için kuşatmaya “tanıklık” etmenin biricik göstergesidir, yalnızca şaire özgüdür. Tanıklığın içeriği hem kuşatmayı hem de kuşatanları tek tek gösterme olanağına sahiptir; ayrıca bu içerik daha baştan kuşatmanın farkındalığındaki tercihinin tutsaklıktan kurtulma yönünde olduğu vurgulamaktadır.

KİLİM

Sabahın içinde bir Sıvas kilimi
Pembe pembe gülüyordu

Almış parıltısını nehirlerin ırmakların
Pul puldu

Ovada pamuk ovada tütün ovada iğde
Onsuz karanlıktı

Onsuz bir yalnızlık çocukların gözlerinde
Bakınca görülürdü

Güzelim mavisi karışmalıydı bütün kilimlere
Bütün kilimlerde yaşamalıydı

Yaşamayı daha haklı gösteremezdi
Sıvas üzerinde başka hiçbir şey

Bir Sıvas kilimi sabahın içinde
Bilinsin istiyordu bütün kıtalarda
Bahtiyar rengi.

( İlhan BERK)

İlhan Berk’in Kilim şiirini kuşatmanın farkındalığındaki bilinçlilik konumundan okumanızı öneririm. Tanıklığın olanaklarının zenginliği şaşırtacaktır.

Dostoyevski, Ebedi Koca yapıtında kahramanlardan birine şuna benzer bir şey söyletir: “Zamanımızda kime saygı göstereceğimizi bilmiyoruz Rusya’da. Ve şunu kabul edin ki, kime saygı duyacağını bilememek, bir çağ için, korkunç bir yıkımdır.” Kanımca, şairlere her zaman saygı duymak gerek, kuşatmanın farkında oldukları ve buna tanıklık yapmayı sürdürdükleri için…

___________________
(*) Türkçesi: Cevat ÇAPAN