[çeviren: cemal savaş]
Gazeteci dostum Bill beklenmedik bir zamanda aradı ve şimdilerde bir şeyle uğraşıp uğraşmadığımı, uğraşıyorsam neyle uğraştığımı, edebi konularda ilgi çekecek bir açıklamamın olup olmadığını sordu.
“Tezgah boş değil,” dedim, “biliyorsun Maine’de karısını öldürmekten yatan biri hapishaneyi şiir atölyesine çevirdi ve orada yazdığı iki kitabı kolaylıkla yayınladı; ben karımı öldürmedim, öldürmeyi düşünmüyorum, bu yüzden yeni şiir kitabımı yayınlamakta zorlanacağım kesin.”
“Dilersen, sadece iş konuşalım: yeni bir şey üzerinde çalışıyor musun?” dedi Bill.
“Doğrusunu söylemek gerekirse, şu anda eski bir çalışmamı elden geçiriyorum.”
“Halk yeni haberler duıymak ister. Şapkanın altında yeni bir proje yok mu?” Eğer yeni bir şey yoksa, Bill konuyu değiştirecekti.
“Elden geçirdiğim bu eski çalışmamın yanı sıra, evet, yeni bir proje üzerinde de çalışıyorum.”
“Güzel!” dedi. “Şimdi üzerinde yazabileceğim bir konu var. Diğer Norman üç tane üçlemeyi bitirmek için yarışırken senin Marilyn Monroe kitabından beri yayınlanmış hiçbir yeni çalışman yok. Bu seni rahatsız etmiyor mu?”
“Hayır. Etmesi mi gerekir?”
“Evet! Şimdi, gelelim yeni çalışmana, bu bir roman mı yoksa bir oyun mu?”
“Bir uzun şiir.”
Bir uzun sessizlik.
“Senin sorunun ne, biliyor musun, sen kendi kendini yok etmeye çalışıyorsun. Neyse, şimdi, yeni bir kitap çalışman var diyebilir miyiz?”
“Diyebiliriz tabii, Bill. Olay Güney Kutbu’nda geçiyor, konusu da bölgedeki sırlar ve basına uygulanan yasaklarla ilgili: Dünyanın dört bir yanından gelen uzman psikiyatristlerin oluşturduğu bir kurul, acil toplantıdadır; toplantının gündemi de insanların kontrolden çıkıp çıldırması ve bu sorunla nasıl başa çıkılabileceği…”
“Bunun bir aşk hikayesi olduğunu söyleyebilir miyiz?”
“Söyleyebiliriz tabii, Bill. Hatta, derin bir aşk hikayesi demek daha doğru olur: Psikiyatrist karı-koca ayrılıyor, kadın Üçüncü Dünyalı bir zenci jigoloyla ilişkiye giriyor, bu ilişki de Birinci Dünyalı kocayı çılgına çeviriyor. Çılgınlık! İnsanla aynı yaşta olan durum! Bilmem, anlatabiliyor muyum? Ayrıca, cinayet ve tecavüz de var. Ha, bir de Japon bağırsak-deşme sahnesi ekledim. Bu, benim ticari başarı için yaptığım en büyük atak.”
“Genel fikri sevdim. Bana kitabın adını da söyler misin? Bunu, kitabın birer kopyasına ihtiyacı olacak köşe yazarlarına vereceğim.”
“Şu anda kafamda kesinleşmiş bir ad yok, ama muhtemelen Myron olacak.”
“Kitabın kesinleşmiş adını bana yarın bildirebilir misin? Senin yazar kimliğini yeniden oluşturmalıyız. Bunun için de kitabın adı, ya da basına yansıyacak bir olay, ya da kadın örgütlerinden gelecek bir saldırı gerekiyor. Ha, dostum, senin kartvizitin var mıydı?”
Bu son soruya çok sinirlendim, ve dişlerimi sıktım.
Bill de sinirlendiğimi anlamış görünüyordu: “Günümüzde, fiziksel kimlik bağlamında her zaman muhatap kalacağın soru, ‘Beyefendi, katvizitiniz var mı?‘ sorusu olacaktır. Eee, var mı?”
Aslında bu soruyla serbest çalıştığım dönemlerde çok karşılaşmıştım. Hızlı inip çıkan asansörlerde, rahatsız edici müziklerin çalındığı ofislerde en çok sorulan soru buydu: “Hangi şirket adına çalışıyorsunuz?” İnsan kendi adına çalışamaz mı?
“Hiçbir şirket adına çalışmıyorum,” diye hava atardım, “buyurun, size kartımı takdim edeyim.” Olayı kapatırdım.
Bill’le yaptığım bu kouşmadan sonra, yani sinirim geçip sakin kafayla düşününce, kendime bir kartvizit bastırmaya karar verdim. Kararım, gerçeği söylemek gerekirse, beni oldukça heyecanlandırdı. Bu kart, tıpkı şu gazete haberine konu olmam gibi, benim var olduğumu kanıtlayan yazılı bir belge olacak. Adım, adresim ve telefon numaram kartın ilgili yerlerinde yer alacak, ve orada, üst köşede, işin adının yazıldığı yerde, benim işimin de adı olacak. İşimin adı için özenle bir sözcük seçtim: Sistemler. “Sistemler” sözcüğü, kart sahibinin hayalperest biri olmadığını imleyen ince bir ayrıntı. Bildiğiniz gibi artık taşıtlarda frenler, direksiyonlar yok; fren sistemleri, direksiyon sistemleri var. Teknolojik bir kirlilik içindeyiz. Hi-fi sistemler, silah sistemleri, enerji sistemleri, -ve geçenlerde bir kadın dergisinin geliştirdiği bir terim- kadın bezleri sistemi. İleride sanat sistemleri, müzik sistemleri, ve neden olmasın, pornografi sistemleri olacak.
Olsun bakalım.