Home autres revues imece S. 28 / Bahar 2002 – ŞARKI 3

S. 28 / Bahar 2002 – ŞARKI 3

49
0
“Yanarım yoktur dumanım”
Kul Nesimi


A

Anlayamıyorum artık hiç bir şeyi
ve anlamak öyle yabancı ki
yüreğimizin resmi duruyor sanki
güneş doğsa karanlık yağacak bulutlarda.
Domino oynar gibi düzen verdiğimiz hayat
öyle anlamsız ki gördüğümüz kabusta.
Kasırganın iblislerle salladığı orak
sanki biçim veriyor her şeye, üst üste
bir harabede. Alevlerle dans eden
rüzgârdan fırçasıyla gömü arar gibi
aç gövdesine indirmiş. Bütün mevsimleri
yaşanmış, yaşanacak, soluk soluğa
tıkınıp duruyor. Ve uzak dünyaları.
Acıyla haykırıyor sulara eğilerek
geçmiş zamanların yalnız ve mutlu
yolcularını anımsayan köprüler.
Yollar yaralı köpekler gibi uluyor
şehirlerin ruhu terk etmiş bedeni
huzura ermiş bir derviş gibi
dualar ve ilahiler arasında. Sanki
doğuya, ölüme sabırla giden bir atlı
çekmiş silahını. Hayata nişan alıyor
ateşe verircesine ata evini, iblisler adına.
Belli değil, kıvılcım közü nasıl izlerse
öyle gizliyor beni imgelerim de

B

Belli değil, hiçbir şey belli değil
belirsizlik havada donmuş bir çığlık gibi
tanıdık nesneler bile soğuk ve kilitli.
Sanki denizler geçmiş gibi yorgunum
bir avuç toprak ve bir parça hayat için
tunç başlıklı bir rüzgârla savaşmışım.
Beni rengiyle yıkayan gökyüzü gülüm
semiyor sediğinde tay yürüyüşlü bir kız.
Gençler ölü ateşi yakıyorlar dağlarda
suskunlar… gökyüzüne ağıt
elma ağacı salmış acısını içlerine
kader çekiyor kafaya kanlı içkisini.

C

Derken ellerime bakıyorum, ayaklarıma.
Tanrı nimetiyle beslenen şeytan gibi
yanlış çevirmişim duygu anahtarını. Kilitlemişim
aklımı acılarla örülmüş bir sandığa, salmışım
nefsimin kır atını. Aynada ne muamma ne süvari
bin bir türlü hal içindeyim, helak olmuşum.
Yol, deseni ruhumun. Hiçlik ..
Öyle de seviniyorum ki o an biriyleyim diye
ses sese, kanat kanada. Yakama takıyorum bir şey
aşk oyunuyla, aşk yoluna aşina. Düşümde
gözlerimin önünde şekillenen bir şey
ışık tozu gibi gittikçe mavi, gittikçe derin
bir kuyu. Öyle de tanıdık ki. Gün sanki.

Soruyorum kendime, bir başkasına sorar gibi
savaş meydanını andıran
dünyanın bu hali
yaz yorgunluğu mu? Ne?