Home revue || dergi || review ni...ni || ne o ne bu || neither nor sandal

sandal

60
0
035-3nn-gules_k_duygu-cuneyit
Sandalın adı Cüneyit. Cüneytleri böyle okuyorum ben. Cüneyit. Bir cinayeti anımsayıp çağırır gibi… İsmet Baba’nın yanında bir babaya bağlanmış yatıyordu Cüneyit. Kuzguncuk’un irili ufaklı deniz bölmelerinde, eski güzel yalıların ve yeni çirkin villaların arasına sıkışmış deniz çekmecelerinde görmeye aşina olduğum bir manzarada… Çocukluğum hep bu manzarada geçti. Günbatımları benim için daima, kışın Süleymaniye’nin, yazın Galata’nın üzerinde batan güneşin kızıl hayaliydi. Cüneyit’in yaşı benimkinden fazla gibiydi. Çırpıntılı denizde ustalıkla yalpa vurup dinlenmedeydi. Kendinden emin, içindeki denizden emin, birazdan çıkacağı balıktan emin… Dahası dönüp bağlanacağı babadan emin… Cüneyit’in sakinliği ateşimi körükledi. Kimseye çaktırmadan beni denize itiverdi. Ateşin suya kavuşması yaşanmaya değerdi. Bir cinayeti yıkayıp paklar gibi…