Home revue || dergi || review écrit tarz yapmak

tarz yapmak

7
0

tanıdığım en samimi “türkçü” yusuf akçora, üç tarz-ı siyaset’i yazan tatar. mustafa kemal’in çalışma arkadaşı, türk tarih kurumu’nun da kurucu üyesi. 33 sayfalık bu tebliğ (üç tarz-ı siyaset-1904) için “türkçülüğün manifestosu” diyenler var, ama metne yakından bakılırsa “türkçülüğe” değil de, niccolo machiavelli’nin askerlik sanatı’na daha yakın düştüğü görülür belki. daha en başından, cumhuriyet tarihinin döne dolaşa bir ötekine bir berikine konduğu üç siyaset tarzı; osmanlıcılık, pan-islamizm ve pan-türkizm yandaşlıklarını, birer antagonizma (bir patojenin gelişmesini engelleyen düşman kutuplar) olarak görmeyi reddederek, ilkin bunların devlet-i aliyye’nin birer fraksiyonu olduğunu açık yüreklilikle teslim eder. şimdilerde rastlayamadığımız bir açık yüreklilikle. sonra da asıl “ülkü” olan ittihad-ı anasır’a maksimum faydayı sağlayacak yolu bulmak üzere üçü arasında serinkanlı – faydacı bir analize girişir. ona göre bu üç “dava” arasındaki fark stratejik değil, “taktik” dir ve “ülkü” tek’tir; ittihad-ı anasır- unsurların mümkün olan azami birliği. bu işin “azami istifadesi” ni bulmak için geliştirdiği mukayeseli analizinde, tarafları gerçekçi bir analize davet eder ve sık sık “mevcut şartlara” işaret eder. mesela, çeşitli burjuva etnisitelere, belgesi kanun-i esasi olan bir refah konsensüsü öneren “osmanlıcılık”a ; “ortada bir refah yokken, ayrılıp ayrılıp gidiyorlarken neyin konsensüsü?” diye çıkışır. ya da islamcılara, ayrılıp giden arapları, arnavutları işaret eder, yetmez ama evet der. böyle böyle sayfalar boyunca analiz ilerler, en sonunda şartlara en uygun “yapıştırıcı” yı bulur;” türk-islam sentezi”. uygundur değildir derken, araya giren kırgınlıklar vs, bu tartışma yıllara sair uzar gider. işin aslı, bu “faydacı” akıl yürütmelerin daha örtülü ifadelerini, namık kemal’den cemalettin afgani’ye, oradan prens sabahattin’e yahut mehmet akif’e, ve tabi mustafa kemal’e, süleyman demirel’e, hatta ki anap’ın kuruluşuna (türk muhafazakarlığında “madem ki artık refah var, üç tarz-ı siyaset olarak bunu paylaşalım” miladı) ve de recep tayyip erdoğan’a (paylaşalımdan, paylaşılsa refah olmaz’a uzanan) kadar… tüm tarihiniz boyunca osmanlıcılık, batıcılık, islamcılık ve türkçülük’ün, “şartlar muvacehesinde” ve ittihad-ı anasır (devlet) potasında eriyen farklı terkiplerinin izini, devamlı külahları değişen bu birbirine dolaşmayı (dalaşmayı değil) incelikli bir okumayla ya da bazen uluorta gözleyerek sürebilirsiniz. aşağıda (kültür cephesinde) daha romantik ve çatışmalı tonlarda, yukarıda ise serinkanlı bir TSK-RTE buluşması olarak son terkibe kadar ulaşırsınız. (balzac gibi) kendi düşüncesi iktidara gelip de kitlelere yayılıp haliyle sündüğünde, bu avamlıktan içi kalkıp muhalefete çark eden kimi seçkin müslümanlar da cabası. ta ki ilber ortaylı’nın misal (misal) osmanlı seçkinciliği ile ümit boyner’in “burjuva küstahlığı” arasında hiçbir fark göremeyinceye kadar bakarsınız katara, at gütme sanatı olarak siyasetin seyis katarına. son olarak, “kemalizm” diye bir şey yoksa, “anti-kemalizm” ne ola?