Home anthologie des poètes vivants || yaşayan şâirler antolojisi || living poets anthology erincik, mehmet şah [1979] tekrara düş

tekrara düş

57
0

yumuşacık sokaktan geçiyordu kediler

hayır böyle değil

eksik bir şeyle başlamalı gün

benjamin’den, ki onu amcamoğlu gibi severim,

pasajlar okuyan dudaklarım olmalı

ya da hiç gitmediğim bir sokağa açılmalı kapılar

bunu çok isterim, bir fakirlik arifesinde

üç kere tekrarladım: seni sevmeyi çok isterim,

« zolf bar baad »

kıskançlık doğuran karnında – bir lades biçimiyle durmadan hatırladığım

her şeyi koklayarak yaşayan birinin kendi kokusunu anlamasındaki yıkım

işte böyledir seni özlemem,

90 derecenin hüznü vardır, oysa ki patikalarıyla çok eksik bir zamandan

çok kavisli biçimler yüklenmiştim. bu biraz yalnızlıktır

bu biraz… eskiyen ne varsa toplayıp geliyorum

ört üstünü sevgilim, şeffaf yanları varsa noksanlığın

iyi bir şarkı dillendir, iyi çocuklar doğur bana

iyi anneler ol. tekrara düş mesela, çok tekrara beni severken

dişlerimi sıkmasam bu cehenneme nasıl katlanırım

senin çok güzel gelişin, hadi onarılmış avlulara çıkalım

fransız bir aksanla

bar köşelerinde esmer tenli adamların söylediği blues

kadınların hiç uğramadığı bir erkek evinde – buraya bir şerh düşelim

çağ ve öteki çağlar hep bir biçim bellemiştir kendine

çünkü esnafların ve fahişelerin olduğu bir yerdeydik

çünkü esmer adamların yakıldığı, doğuda çok gördüm

güneş bile yakmak için doğmuştu sanki

yanık yüzlerimiz vardı, yanık yüzlerimizi kim örter

yarım kalmış kadınlar, onca resme ağuyla bakan ressamlar

ve uzatılmış saçlarında durmadan bir şarap tadı bırakanlar

hepsinde dünün izleri vardır

kesiyoruz saçlarımızı -bundandır fransız aksanla çok eskiyiz

nerede tenha bir sokak görsek öpüşmüştük halbuki –

nerede bir şarkı duysak dinlemiştik-

içe çökerek, çoğalarak dinlemiştik, bu kelimeyi çok sevdim : çoğalalım

büyütmek diyecektim, çocukları ve şiirleri

kızımın hatırı diyecektim, elimi açınca çok ihtiyardım.

ben artık nasıl hüzünsüz bakarım?

yüklü katırların sarhoş eylendiği bir dağ yamacında

bir kaçağın bir kaçağa sorduğu çay bardakları

gece çekilince üstüne silahlar kuşanan

gündüz bütün demirler saklıdır, gündüz bütün güller saklıdır

bir tül perde aralığından yola bakan ve devşirme paşalardan kaçan

kalbin örtüsünü üzerine çekmiş

bir leyla qasımlo, boynuna dolanan her ip evliliğimiz

yoldan çıktım sarhoşum

gel toparla içimdeki imanı

gel tekrara düş, çok tekrara beni severken