yumuşacık sokaktan geçiyordu kediler
hayır böyle değil
eksik bir şeyle başlamalı gün
benjamin’den, ki onu amcamoğlu gibi severim,
pasajlar okuyan dudaklarım olmalı
ya da hiç gitmediğim bir sokağa açılmalı kapılar
bunu çok isterim, bir fakirlik arifesinde
üç kere tekrarladım: seni sevmeyi çok isterim,
« zolf bar baad »
kıskançlık doğuran karnında – bir lades biçimiyle durmadan hatırladığım
her şeyi koklayarak yaşayan birinin kendi kokusunu anlamasındaki yıkım
işte böyledir seni özlemem,
90 derecenin hüznü vardır, oysa ki patikalarıyla çok eksik bir zamandan
çok kavisli biçimler yüklenmiştim. bu biraz yalnızlıktır
bu biraz… eskiyen ne varsa toplayıp geliyorum
ört üstünü sevgilim, şeffaf yanları varsa noksanlığın
iyi bir şarkı dillendir, iyi çocuklar doğur bana
iyi anneler ol. tekrara düş mesela, çok tekrara beni severken
dişlerimi sıkmasam bu cehenneme nasıl katlanırım
senin çok güzel gelişin, hadi onarılmış avlulara çıkalım
fransız bir aksanla
bar köşelerinde esmer tenli adamların söylediği blues
kadınların hiç uğramadığı bir erkek evinde – buraya bir şerh düşelim
çağ ve öteki çağlar hep bir biçim bellemiştir kendine
çünkü esnafların ve fahişelerin olduğu bir yerdeydik
çünkü esmer adamların yakıldığı, doğuda çok gördüm
güneş bile yakmak için doğmuştu sanki
yanık yüzlerimiz vardı, yanık yüzlerimizi kim örter
yarım kalmış kadınlar, onca resme ağuyla bakan ressamlar
ve uzatılmış saçlarında durmadan bir şarap tadı bırakanlar
hepsinde dünün izleri vardır
kesiyoruz saçlarımızı -bundandır fransız aksanla çok eskiyiz
nerede tenha bir sokak görsek öpüşmüştük halbuki –
nerede bir şarkı duysak dinlemiştik-
içe çökerek, çoğalarak dinlemiştik, bu kelimeyi çok sevdim : çoğalalım
büyütmek diyecektim, çocukları ve şiirleri
kızımın hatırı diyecektim, elimi açınca çok ihtiyardım.
ben artık nasıl hüzünsüz bakarım?
yüklü katırların sarhoş eylendiği bir dağ yamacında
bir kaçağın bir kaçağa sorduğu çay bardakları
gece çekilince üstüne silahlar kuşanan
gündüz bütün demirler saklıdır, gündüz bütün güller saklıdır
bir tül perde aralığından yola bakan ve devşirme paşalardan kaçan
kalbin örtüsünü üzerine çekmiş
bir leyla qasımlo, boynuna dolanan her ip evliliğimiz
yoldan çıktım sarhoşum
gel toparla içimdeki imanı
gel tekrara düş, çok tekrara beni severken
