Üst kattakiler giderken ayak seslerini bize
bırakmışlar,
ve tahvil etmiştik alt kattaki gürültülere.
O zamanlar, -kentin İzmir’liğindendir-
restore evlerin eski kubbeleri güneşle dansa
başlamadan
bir müzezzin uyarırdı herkesi: « Açın perdeleri! »
Denizde kabahat yoktu, yalnızca rakım değiştirir,
piyastos olmuş iki ahbab teknenin, birkaç okka
balık atardı ağlarına.
İki sevgili kavgalarını bize ödünç vermişler,
ve takas etmiştik balıkçıların delik balıklı
ağlarıyla.
O zamanlar -İzmir’in kentliğindendir-
Kubbeler dansa başladıklarında,
Bir el uzanıverirmiş gibi gelir,
Odamıza yaşam getirirdi perdelerimiz açıkken.
Çok kavga ederdik yağmurluklarımızı giymek için.
Denizde kabahat yoktu; şimdi de yoktur.
Kabahat denizi suyla dolduranda!
——————————- 23.08.2002


