İstanbula kaçıp da ilk gelince
(uğraşa uğraşa zıpkın ayaklıya benzetmişim kendimi)
turistane gezinmeye başladık benim oğlanla
(sevdiğimden değil nesini seveyim, makaradan ipsizliği)
rukınrol kızı gibi sallana yuvarlana
dokunulmazlık cinsinden-
(böyle yürüyene turist denir bizim buralarda
Bela Oteli’nin kapıları avanaklara fora !)
Aşağı Balad, ve de yukarı Zeyrek
dünyanın namlı bitirim cinsten bi batakhanesi
(kafada yalnız kafada oynayan bu zabıta filmi)
iki duvarın tekinde kuzuluklu bir çayır tersi
ötekinde hermes demişler- terzi idris ilk etten elbisesine bürünmüş
bonfile takke ve de pençata etekli
-eli öpülecek bi’allahlık ne dikseydi ?
Neyse ne – bu gezi dümeni iyi -çıktık meydana
aklının iki tahtası eksik ve de sofu süleha
burada halk camiden çıktı mı vakit tamam (çalgı da fayrap)
hurra kuzucuya kasapçıya !
iki paraya tatlı inkar, sinameki cam çeçesi
ılık suda yıkanmış çift toynaklı paçalar,
salon işkembesi
-eli öpülecek bi’allahlık ne yeseydi ?
Yol kenarında düşük bıyıklı sallapatiler
arka kapıdan cicozu çekmiş delikanlılar
fayrap !
(fire up ve emercensi !
işte fayrap böyle bir hinoğlu hindi)
Aşağısı gerdan güveci üst katlar ocak penceresi
içinde hilal gömlekli ayakdaşlar sarkan sarkana
(yıkana yıkana dalağı çıkmış bir bayrak, çocuk bezine dönmüş
yerde yüzükoyun köpekleme yüzüyor)
kulakta konturü nanay ayafonlar apaşlar
üstte keçe yelekli hırka irisi
altta ipliği çıkmış gabardin
paçası havada kalmış melami kılıklar
kahve rengli
-eli öpülecek bi’allahlık ne giyseydi ?
Eh işte bu zamanki insan çeşidinin gınası
her kalıpta her mostrada: aksalkallısı yoksakallısı
gözler kısık kamburalar çıkık bütün içler kuşkuda
elde barsak ve de ekşimiş süt şekeri bi sokaktan ötekine
“Kuzumu gaybettim dağda arayıp bulamadım bağda”
– eli öpülecek bi ‘allahlık ne arasaydı ?)
Lokantada boynundan zırıl zırıl terler akan sırım gibi bir gövdede
at binmiş atcambazı cinsli garsonlar,
kalem şivekarı, eli bayraklılar, fırlamalar
sanayi alaylarından birinde ağa unvanlı iskemle kuklası
güvey traşlı, yakası çiçekli bol lavantalı vav bıyıklılar
millet denilen kelime it güruhuna takılan ad olunca
birbirlerinin sırtına yumruklar indirirken
omuz küreklerinin arasına inen hatırı sayılır şaplaklar :
“Yaşa sen ölme dünyaya kazık kak!”
Fırıl fırıl döndüren cıllığı çıkmış havalar curcunalar
Tabaklar yangın kulesi gibi yükselip dursun
İçerisi tıka basa, …sürekli enayi boğuyorlar !
bir kancık ne ister ?
– eli öpülecek bi ‘allahlık ne isteseydi?
(bir kartoloz göbek atsın, annatayım dalavereyi )
II
Midelerimiz arasında bir köprü var her an
Solucanlar olmasa kuşlar beslenemezdi
(solucan kökenli kuşlar…)
insan olmasa vampir de
(insan kökenli yarasalar…)
Carrefour bir besin zinciri midir ?
(doğmamış bir keçinin kaburgasından türemiş olabilir Siirtliler)
ya da Yamyam Soykırımı İtalyan yapımı bir gişe sineması mıdır ?
dakkada ikimilyon satan insan yahnisi-yanında tereyağı ve fıstık ezmesi
ama son trofik halka da olabilir, şaka sanırsan da…
bildiğin başka bazı küçük şeyler var, olup duran;
“işkembe çorbası bir salon içeceğidir” gibi
Aynı bokun soyu türer buradan
Tarihte zar’ın rolü sanırsın
çoktan pazar yerleriyle gölgelenmiş eski sarayların
ardından akan bu pislik
tam ortasında şehrin
eski haçın ve de pazarcıların ağzında birleşir.
(Doğmamış keçinin kuyuda kızaran kaburgasına büryan denir)
Bu zengin mutfak halkın ve Dördüncü Muradın
ortak projesi olabilir
(ve de evet: Osmanlı dedikleri Bizans ailesinde bir soy değişimi de olabilir)
Murat Bardakçı Zeyrek Camii demiş, sen
yürürsen aşağı, karpuz kafalı çocuğa sor bu işleri (yürümüştük) ;
-büryancıların arkası “kilise camii” ( laf acayip mi?)
ama böyle demesi
“gaddarlık kütüphanesi” demişti teki
tarih bilinci de olabilir (hor görme sokakta dolanan sözleri)
:
Çünkü dünya nasılsa buralar da böyle
Hastalıklarla doluysa hasta
Bilinmezlikle doluysa dua
İnanılmazlıkla doluysa ispat ve kur’an
Çünkü İnsanlar da ejderhalar gibi Sinan
Kimseler olarak değil
bir tür olarak gelişiyor, o bakımdan
Elektriğin icad edilmiş olması
bir adayı tek başına ışıtabileceğin anlamına gelmez öyle değil mi?
Taşın çürük topraktan kopup üzerine gelmesi seni kızdırıyor mu?
(taşa gücenme)
Yine de bir parça serüven için
olmadık şeylere gücenmeyi dene
(çürütücü şeylere)
Görürsün o zaman tüm karnıtokların tozu var pencerede
sinektersiyle beneklenmiş.
Solucan kökenli kuşlar var öyleyse
insan kökenli vampirler
ve şimdi bilmediğin bazı şeyler…
…kürt kökenli türlkler
Besin zinciri !
Ya bilim ne der?
Yiyin birbirinizi !


