Home anthologie des poètes vivants || yaşayan şâirler antolojisi || living poets anthology pirhasan, barış [1951] amerika iyi olsaydı

amerika iyi olsaydı

33
0

Subotitsa, alçak geniş evler taştan tahtadan
Sırtında kargılar oklar zıpkınlarla boğa gibi
Geldim buraya, sakin oturuyorum, yanımda İnes
Karşımda Yelena on sekiz ve on altı, küçük yeğen Şaban on
Erol on altı. İnes müslüman ve yönetmen olacak, domuz yemiyor
Şaban çiziyormuş, onun da derdi sinema
Erol oyunculuk peşinde ve Oskar istiyor
Yelena Sırp, güzel iskeletiyle
Oyuncularını bekleyen bir sahne
Sahnesini bekleyen salon
Boş koltuklar, cinlerin düğünü var içinde
Alnında sivilceler
Erimiş demir var göğüs kafesinde
Öpücükleri var yeni çıkmış yüksek fırından
Pehlivan dondurmacısının karşısında McDonald’s
Yüksek Sırp ve Macar kanından ağaçlar
Paliç, sonra göl ve McDonald’s
Konuşuyorlar içim içimi yiyor
Amerika iyi olsaydı
Amerika iyi olsaydı
Amerika iyi olsaydı

Amerika iyi olsaydı McDonald’s
Bir ümit zinciri olurdu dünyayı saran
Ağaçlar kesilmezdi İstanbul’da
Karakollar kapanır yazı konurdu kapılarına
“Çalmayın… Öldürmeyin… Esrar için sıkıldıysanız…”
Ben şimdi seninle esrar içiyor olurdum
Dumanımız ulaşırdı Afrika’ya
Eline dokunur anlardım bir dokunuşta
Geri geri çekilip bırakırdım başbaşa sizi
Sevinç dolu içim, sırtımda ışıktan bir hırka
Yorulurdu, kimseyi öldürmezdi asker denen alet
Sıkılırdı general haritalara bakmaktan
Benimle Paliç gölüne bakardı, torunu kıyıda
Taş atardı suya hiç sıkılmadan
Ben sıkılmazdım böyle yalnız kalınca
Kerbela’da kucaklaşırdı yüzbinlerce müslüman

Amerika iyi olsaydı sular kirlenmezdi
Küsmezdi bana canım balıklar
Obur sözü sözlüklerde kalır çürürdü
Bir dilim ekmekle doyururdu müridini Vatikan’da oturan
Bir damla gözyaşı yeterdi derdini anlatmaya
Sen müzik dinleyince uyurdum ben
Gökyüzü kanamazdı böyle
Hastaneler meleklerle dolardı
Çocuklara kalırdı bütün silahlar
Oyundan oyuna koşsunlar diye
Tek bir küçük evi bile yıkmadan
Amerika iyi olsaydı
Kimse unutmazdı duasını
Kimi bir resme dönerdi yüzünü kimi ıslak otlara
Ben yüzümü sana dönerdim
Şart koşmadan açardım ellerimi
Ellerimin işini bırakırdım insanlara
Bankalar ümit zincirleri dünyayı saran
Kır kahvelerindeki renk renk ampuller gibi
Düğün kurarlardı
Amerika iyi olsaydı

İyi olsaydı uzansaydı bir divana
Tek tek anlatsaydı dertlerini bize
Neden böyle acıktığını, neden yetmiyor hiçbir tayın
Acıyan kalbini doyurmaya
Babasından şikayet etseydi keşke benim gibi
Hikayeler yazsaydı annesine masum ve sıradan
Amerika
Çaldığı herşeyi satsaydı esir pazarlarında
Bir bal rengi göz için
Bir usul uyuyan çizgi
Uçuklamış bir dudak
Başlasaydı yeniden sigaraya ağlayarak
Yasaklasaydı soygun diye tütün şirketlerini
Sürseydi sürülerini yeniden kırlara
Dağlarda
Okunsaydı başkandan gelen mektup
İhtiyar bir şairin dudaklarından
Amerika iyi
İyi olsaydı
Sen çekip gitmezdin böyle
Zavallı partileri ülkemin
Tamah etmezlerdi onun parasına
Ordumuz bıkardı emirler yağdırmaktan
Paliç’te bu göl bu müzik
Kötü gelmezdi Yelena’ya

Kötü geliyor
Düşünemiyor paradan başka bir şey
Belki hemşire olurdu iyi olsa
Amerika
Şimdi film-maker olmak istiyor
Yok… Tiyatro yönetmeni… Orospu…
Budapeşteye tatile giden çocuk
Annesiyle, yaptığım filmi seyre duran ergen
İncecik bıyıklarını sürtüyor bilerek
Şah
Şah damarıma
Çünkü beni bırakmışsın belli
Çünkü Amerika kötü, kusuyor dünyanın üstüne
Yiyip sindiremediği ne varsa
Artık delirmiş
Yüzünde çakılı sırıtan bu kurukafa
Yazık yazık
Amerika gülümseseydi olsaydı iyi
İyileşseydi bizimle konuşa konuşa
Genlerimiz burkulmazdı böyle
Böyle sinirli olmazdı iş adamları, casuslar, vergi memurları
Böyle kaskatı sınırlar, erken uyarı sistemleri, kapalı kapılar
Mezbahalar kapatılır hayvanlar uzun bir uykuya yatardı
Yoksullar ev bulmuş gibi olurlardı
Sen benim yanımda olurdun şimdi
Bacaklarının arasında uyurdu aşktan her anlayan.