Ayrılık günleri geldi yetişti
Bu derde çâre bulamam gayrı
Be kardeşler bize ölüm yetişti
Ecelime derman bulamam gayrı
Anam atam gelip başımaüştü
Yetmişim bitmeden gazelim düştü
Yüklendi barhânem kervanım göçtü
Bir dahi bu yurda konamam gayrı
Bu can geldi hulk evine dinlendi
Azalarım an an oldu söküldü
Yiğitlik sarayı bugün yıkıldı
Yıkıldı sarayım yapamam gayrı
Azrail gelince kabzeder canım
Bir kuru tahtada yuyarlar tenim
Eğnimden libasım soyarlar benim
Bir dahi libasım giyemem gayrı
Tâlipler içinde bir hub dil idim
Seherde açılmış bir gonca gül idim
Gül dalından öten bir bülbül idim
Bir daha bu güle konamam gayrı
İletirler beni kabre koyunca
Sual melekleri karşı gelince
Dil damak kuruyup burda kalınca
Kimselerden imdat bulamam gayrı
Fedaî eydür acep böyle ne hâldir
Mevlâm lutfun eyle cümlemiz güldür
Benim gideceğim bir ırak yoldur
Bir dahi bu yoldan gelemem gayrı
(iç. Asım Bezirci, « Türk Halk Şiiri », Say Yayınevi, İstanbul – 1993)
