Home thema bachibouzouck Başı Sonu Bozuk Bir Düşlemin Politikası

Başı Sonu Bozuk Bir Düşlemin Politikası

36
0

Burada kokuşmuş bir konuyu kapattım
Derin devlet gibi bir konuyu
Popçu kızın memeleri gibi
Demokrasi gibi bir konuyu kapattım

Bak bu sümüklü çocuklar ne kadar kederli
Elleri ne kadar da çakıl taşı
Gözleri ne kadar göz ne kadar bakış
Ben orada edepsiz kelimeleri soğurdum
Tüm inceliklerimize rağmen o mühürlü gözleri

Aynı gün yolda emekli memurları gördüm  
Mitinge gider gibi
Cami duvarına işer gibi gördüm 
Hiç isyan tatmamış ketum kravatlı emekliler
“Hamd olsun”, “Allah’a şükür!” tadında ağızları, bal dolu
Kalpleri sancılı ve davaları olmasa da olur hükmünde
Ben o davayı geçmiş olsun tarafından kapattım

Sararmış bir mahallede,  asfalt bahçeli
Tek katlı evler omzuma dokunuyorlar
Trafonun duvarlarında kayıt dışı bir sevda
Karakolun temeli ağzına kadar faili meçhul
Muhacir anne ocağına bir açlık ilmeklemiş ikitersbidüz
Ocağı -o kınalı ellere nispet-
Güle ağlaya kapattım

Küçücük gökyüzünü sırtlarına yüklemiş üç mahkum
Birlikte geçmişi deşiyorlar kuş sesleri biraz voltalı
Daha vakit var, işe şeytanın bacağını kırmaktan başlamalı
Battıkça güneş omuzlarına üç mahkum yüzleşiyor acıyla
Görülecek hesapları var daha varsın astım çürütsün ciğerleri   
Defteri dürülecek nice zulüm var yüzleşiyor acıyla üç mahkum 
Ben o kısmetsiz hesabı hiçbirine küsmeden kapattım

Kollarıma dolanan güzel kadın, kahkahası bereketli
Göğsünü göğsüme yaslamış bereketiyle çoğaltıyor beni
Kulağımda yalnızlık fısıltısı kendiden emin
Yüreğimde biriken bir sevda sızısı 
Hem güzel bir kadın hem işinde sözleşmeli
Bir gün devlet hastanesinde
yeniden doğuracak kalbimi 
Hemen öp beni

Çünkü kollarımı, bilmeden bir sevdaya kapattım 


[09.05.2011, Beylikdüzü]

Burada kokuşmuş bir konuyu kapattım

Derin devlet gibi bir konuyu

Popçu kızın memeleri gibi

Demokrasi gibi bir konuyu kapattım

Bak bu sümüklü çocuklar ne kadar kederli

Elleri ne kadar da çakıl taşı

Gözleri ne kadar göz ne kadar bakış

Ben orada edepsiz kelimeleri soğurdum

Tüm inceliklerimize rağmen o mühürlü gözleri

Aynı gün yolda emekli memurları gördüm

Mitinge gider gibi

Cami duvarına işer gibi gördüm

Hiç isyan tatmamış ketum kravatlı emekliler

“Hamd olsun”, “Allah’a şükür!” tadında ağızları, bal dolu

Kalpleri sancılı ve davaları olmasa da olur hükmünde

Ben o davayı geçmiş olsun tarafından kapattım

Sararmış bir mahallede, asfalt bahçeli

Tek katlı evler omzuma dokunuyorlar

Trafonun duvarlarında kayıt dışı bir sevda

Karakolun temeli ağzına kadar faili meçhul

Muhacir anne ocağına bir açlık ilmeklemiş ikitersbidüz

Ocağı – O kınalı ellere nispet-

Güle ağlaya kapattım

Küçücük gökyüzünü sırtlarına yüklemiş üç mahkum

Birlikte geçmişi deşiyorlar kuş sesleri biraz voltalı

Daha vakit var, işe şeytanın bacağını kırmaktan başlamalı

Battıkça güneş omuzlarına üç mahkum yüzleşiyor acıyla

Görülecek hesapları var daha varsın astım çürütsün ciğerleri

Defteri dürülecek nice zulüm var yüzleşiyor acıyla üç mahkum

Ben o kısmetsiz hesabı hiçbirine küsmeden kapattım

Kollarıma dolanan güzel kadın, kahkahası bereketli

Göğsünü göğsüme yaslamış bereketiyle çoğaltıyor beni

Kulağımda yalnızlık fısıltısı kendiden emin

Yüreğimde biriken bir sevda sızısı

Hem güzel bir kadın hem işinde sözleşmeli

Bir gün devlet hastanesinde

yeniden doğuracak kalbimi

Hemen öp beni

Çünkü kollarımı, bilmeden bir sevdaya kapattım

09.05.2011, Beylikdüzü