Sesler soldu kaş karardı kanat çırpmıyor zaman
Elma dalında hala –ihanetin koynuna yuvalandı yalan
Tam da bir aldanmadan doğacakken insan
Evrenin düğümü çözülür –sözünü sakınır yaratan
Uzam devinime açıyor döl yatağını
Birbirinin içine yürüyor madde ve ektoplazma
Saydamlaşıyor bedenler –eller hızlı bir rüzgar parçası
Uzak yakındır–görmenin ucunda bir göz kırpması
Solumak aralanmaktır –çığlık bir krater ağzı
İçime doğru bir yol yürür ayakları bulut beyazı
Koşar adım marş mevzileri terk ediyor savaş
Su uyandı düşman uyudu kendine kıydı nefret
Avuçlarıma kök saldı sevgi dallarında bereket
Periler masallarından çıktı krallar artık çıplaktı
Çirkin kurbağa dudaklarımdan öptü –çişim geldi
Ve uyandım düşten
Tenimde lav lekeleri
Pencerem renk vermiyor
Donduğu yerden
Uçmaya başladı zaman
Beşik çalkantısından mekik sarsıntısına
Uzay tutması
Bulantı – öğürme
Şehvetin eti çürüdü
Ve bölündü yürüme…
Medusa’nın laneti bitecek mi
Uyanacak mı ten
Devinecek mi beden
Yeniden oluşacak mı evren?
Şubat, 2014 / Mağusa



