Home anthologie des poètes vivants || yaşayan şâirler antolojisi || living poets anthology mert, özkan [1944] caz ve karanfiller

caz ve karanfiller

32
0

I.
İnsanlar, karanfiller, caz
ve Dünya
portremi bıçaklayarak ulaşmaktadır bana.
Kim neyi çaldıysa taze saatlerinde sabahın
o’nu çalmaktayım ben de
————- Yeryüzünden.
Odamın ortasından geçip gidiyor
trenler
—– lokantalar

—————rüzgârlar
———————– kurşun sesleri
ve mavi bir nehrin üzerinde
ana rahmine düşürülmüş
—————— yırtık çocuk yüzleri.

Şimdi bir nehri anlatırsam ben
———–—— -ama mavi bir nehri-
açlıktan ve savaşlardan ölen
tüm çocuklarını da anlatmış olmaz mıyım
Dünya’nın?

– Kim öyleyse en kabadayısı Tarih’in?

İyi yaptın ama
karnını o kadar gerdirttin ki bana
Ay ışığı fışkırttın tabancamdan
——- bizim oldu tüm çocukları Sonbahar’ın.
Kim karıştırdıysa
——- mor menekşeleri sakallarıma
kim artık neredeyse
——- nereye asmışsam ceketimi
——- nereye savrulmuşsa Dünya
işte orada sallanmaktayım
yakıcı bir hüzünle
——- ağlayan
————- bir saksafon
——— ——- ——- gibi.

Kurutulmuş asker ölülerinin
——- —– yanık kentlerin
işkencede yüreği koparılmış gençlerin
yapıştırıldığı
—– bir koleksiyonsa
——- —– Dünyamız
işte orada yaşanıyor çağımız
işte orada tek bir adı vardır hepimizin
——- —– Tarih’e işlenecek: özgürlük!

Ben şiirle yağmalarım Dünya’yı
nehirlerle güvercinlerin orgazmıdır
kelimelerden geçirdiğim.
Beni Yeryüzünden uzaklaştıran
balkonlarla
——- kaçırırım kendimi.
Irzına geçirilmiş
——- ——- nisan akşamlarıyla
——- ——- ——-—— çekilmiştir
yüreğimin sıvası.

Göğsüm maki topluluklarıyla
yırtılmışsa da
——- çiçekli nehirlerdir
her sabah
——- sizlere sunduğum.

Radyo’da bir Arjantin tangosu
bilirsiniz
——- daha proleterdir
Amerikalı kardeşi
————— caz’dan
Buenos Aires kerhanelerinde
——- ——- doğmuştur.
Babası Astor Piazella
——- ——- kirlisarı bir ışık hırsızı olarak
hüküm sürmektedir
——- ——- Arjantinli bütün aşklarda
ve bizde. Kalbi biraz daha fazla
yırtık olan
——- Astor ve ben
——- ——- sormaktayız:

-Kim çizdi Deniz’in portresini dudaklarımıza?

Tehlikeli ve kaçak
——- ——- bir şiir’e
başlar gibi başladım
——- ——- 1988’e. Düşündüm:
Bakkal Hüseyin’e göre
——- ——- nedir şiir?
Gençlik rüzgârı.. kalp sıkışıklığı..
belki tatlı bir yalan.
Bir kilo beyaz peynir
——- ——- neresine düşer
——- ——- ——- Gökkubbe’nin?

Anlaşılmaz bir duygudur belki
köpek havlamaları duyulmaz diye korkuyorum
——- ——- ——- —– “Yıldız savaşları”nda.
Kim anlatacak akasyaların kucağında uyuyan
——- ——- ——- ——- küçücük bir kenti?
Kime anlatacak yeni doğan bir çocuğun
Minnacık  ayaklarını
—– avuçlarımızda tutarken
——- ——- duyduğumuz mutluluğu?
——- ——- ——- ——- Öyleyse:
– Barıştır nişanlısı Hayat’ın

Susun! Şarkı söylemek istiyorum
——- dağlar, taşlar, ağaçlar ve ırmaklar için.
Avustralyalı karaderililer gibi
——- ——— diriltmek istiyorum Dünya’yı
——- şarkı söyleyerek.

Susun! Susarsak belki
——- ——- duyabiliriz.
İstanbul’lu balıkçılarla
——- Çinli filozofların konuşmalarını.
Sisli bir kasım akşamı
——- kalbini dinliyebiliriz Prag’ın
——- Bebek’ten.

S u s u n !  Susarsak belki
——- ——- görebiliriz
Horasanlı bir piyade erinin
——- ——— izindeyken ısırdığı
pembe memelerini nişanlısının.

——- S u s u n !
Kurşunlarla, idamlarla yok edilen
bir kuşak  geçiyor önünüzden.
——- S u s u n !
Taze ve kanlı bir et parçası gibi
atıldı Tarih’in önüne o.
Türkülerle
umutlarla
güzel düşlerle örülü
bir tabut’ta yatmaktayız şimdi.
Ama
—- düşün arkadaş:

– kimin tabutu olmuştur Tarih!

 

——————– iç. « Yeryüzü Şarkıları » (Tüm Şiirleri 60-08), Boyut Yay., 1.b., İstanbul-Nisan 2008, s. 208-212

——————– iç. « Allah ve Tango », Cem Yay., 1990